Kültür-Sanat

Keşke herkes gidebilse!..

Keşke herkes gidebilse!..

Abone Ol

Başbakan Erdoğan‘ın Gediktepe ziyareti sonrasında ‘ben de gideceğim‘ diye tutturan Kılıçdaroğlu, Genelkurmay tarafından, Gediktepe‘ye olmasa da bölgeye götürüldü. Milliyet‘den Fikret Bila, meseleye başka bir taraftan bakarak, diğer parti liderlerinin de gitmesi gerektiği kanaatine varmış. Yazısının başlığı da, ‘Diğerleri de gitmeli‘.

Terörle mücadeleyi Ankara‘dan veya İstanbul‘dan izleyerek anlamak mümkün değil gerçekten. O mevzileri özellikle kış koşullarında görmek gerekiyor. Genelkurmay Başkanlığı, eskiden basın turları düzenlerdi. Çatışmaların arkasından gazeteciler bölgeye götürülür, koşullar yerinde görülürdü. Kuş konmaz, kervan geçmez yalçın kayalıkların tepesindeki mevzilere, ancak helikopterle ulaşılabilirdi. Çoğu kez helikopter konacak yer bulamaz, yere bir metre, yarım metre mesafeden gazeteciler helikopterden atlayarak sıfır noktasına ulaşırlardı. Sınır ötesi büyük operasyonlardan sonra Türkiye, İran, Irak sınırının kesiştiği bölgede PKK kamplarına da götürülmüştü gazeteciler. Hem askerlerle, subaylarla hem de yakalanmış teröristlerle konuşulurdu. Gazeteciler farklı izlenimler aktarırlardı. Sıfır noktasında durumu görmek, Ankara‘dan, İstanbul‘dan izlemekten çok farklı oluyor. Sınırdan yansıtılan izlenimler kamuoyunun gerçeği kavramasında daha etkili, daha yararlı oluyor. Erdoğan ve Kılıçdaroğlu gibi diğer siyasi parti liderleri de bu mevzilere gitmeli, sınırlara yakın yerlerde yaşayan vatandaşların koşullarını, duygu ve düşüncelerini birinci ağızdan dinlemeliler. Terörün yanı sıra sorunun ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal boyutlarını yerinde görmeliler. Sadece liderler değil, milletvekilleri de bu ziyaretleri yapmalı. Genelkurmay, milletvekillerini sınır boylarına götürmeli. Onlara da brifing vermeli.

(...) Sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri de buralara gitmeli. Onlar da hem askeri hem sivil koşulları yerinde görmeliler. (...) Güvenlik güçleri eleştirilirken, suçlanırken, nasıl bir coğrafyada, hangi koşullar altında terörle mücadele ettikleri anımsanmalı. Karakolu basılan, şehit veren subayların, yanıbaşında arkadaşını kaybeden askerlerin, neler yaşadıkları, neler hissettikleri, neler düşündükleri bu ziyaretlerde daha iyi anlaşılıyor. Terörle mücadelenin sadece askerin işi olmadığı konusunda herkes hemfikir. Koşulların yerinde görülmesi, Türkiye‘nin karşılaştığı sorunun gerçek boyutlarını, sivillere düşen sorumluluk ve görevin önemini anlamak için şart...(...)"

Fikret Bila - MİLLİYET