Keşke gitmeseydim!

Abone Ol

EFENDİM bendeniz yine bizim Ömer’in aklına uyup Madrid’e yollanmıştım. Tıpkı Mart ayının başlarında Atletico-Real derbisi için gibi... Bu defa da El Classico vardı. Yani dünyada 3-4 milyardan fazla insanın televizyonlarından izlediği, 110 bin kişinin de stattan... Yani Real-Barcelona...

Neyse, gittim maça... Dışarıda hiç bir gürültü yok. Maça Barcelonalı da gelmiş. Kimisi de Madrid’de oturup karşı tarafı tutan, yani bize göre “Düşman...” Boyunlarında atkıları, hatta bazılarının da üzerinde Messi forması falan... Peki, statta ne kadar Realli var Eh, 100 bine yakın... Var mı ona buna dalmak Yok! Siyasi slogan var mı Asla. Onu bir gün önce sokaklarda yaptılar. Ama orası bir futbol arenası neredeyse... Hem de seyircinin bir bölümü iç içe oturuyor. Yani bizdeki gibi özel tribün yasağı bile yok.

Maçın tekniğine fazla girmeye gerek yok. Ancelotti, gariban Di Maria’nın sırtına öyle bir yük koymuştu ki, adam neredeyse ruhunu teslim edecekti. İki gol attırdı ama sanırım bir hafta uyuyamaz. Hem Xavi gibi bir muhteşem futbol ustasını bozacak, sonra da Dani Alves’in koridoruna dalıp pozisyon hazırlayacak. İkisini de yaptı ama maçı tamamlayamadı. Real’in rakibe karşı tek özel taktiği bu idi. Ya Barcelona O başka bir dünya... Busquets’in koruması altında Xavi sanki maçın futbol hakemi... Koca oyundan tek bir pası arkadaşına gitmedi. Teknik direktör Tata, baktı ki rakip kalıpçı, Fabregas’ın bir süre sonra kenara yakın oynatıp İniesta’yı da Xavi’ye yakın oynatmaya başlamaz mı Top rakibe çok geç ve çok az geçiyor. Vallahi rakibin canı sıkılmıyorsa iyidir.

Neyse bu iş bu kadar. Ya sonrası Çok ama önemli... Bu sütunlarda ne yazmıştım bir süre önce Hakem, kuralı, talimatı bilecek, fizik kondisyonu yerinde olacak ama en önemlisi yüreğini sahaya koyacak... Bunu yazmıştım. Düşünebiliyor musunuz; maç 3-2 Real’in elinde... Sonra iki penaltı ve bunlardan birinde kırmızı kart. Sonuç mu Rakip, hem de Barcelona 4-3 galip... Bu hakeme bizim ülkede ne yaparlardı Daha doğrusu bizdeki hangi hakem, 3-3’den sonra 10 kişilik Fenerbahçe’ye, Beşiktaş’a, Galatasaray’a kendi sahalarında o son penaltıyı çalabilirdi Bir tanesi çıksın ben yaptım desin. Ben MHK’nin yerinde olsam her seminerde bu maçın o son penaltı dakikalarını oynatırım. O dışardan gelen zata da hiç gerek yok.

Maç bitti. Real Madrid liderlikten oldu. 110 bin kişi dağılıyor. Arada Barcelona formalı, Messi formalı adamlar var. Kimse kimseyle dalaşmıyor. Ömer’i dürttüm. Yanımızda profesör olan Sağman dayısı da var. “Beyler” dedim, “Biz hangi maçtan çıktık yahu Yoksa daha maç başlamadı mı Ya da ben skoru yanlış mı hatırlıyorum Hakem rakibe penaltı falan verdi mi ” Ömer de, Sağman dayı da kolumdan çekip, “Ezileceksin yahu. Ne yapalım bu da bizim kaderimiz” dediler.

Sonra ülkeme döndüm. Pazartesi gecesi de Gaziantepspor-Fenerbahçe maçına yetiştim. Dostlar; bize yalan izletiyorlar. İnanın! Galatasaray’ın Kayserispor maçının geniş özetini de orada izledim. Beşiktaş, Akhisar’ı da... Diğer maçların da özetlerini. TRT Türk’ü kutlamak gerekir buradan... Hele hele artık maç oynanırken skorda son durumu da alt yazılarla geçtiği için...

Sonra bir daha düşündüm. El Classico’yu 4-5 milyar izlerken, benim malum derbimi neden tek ülke dahi izlettirmiyor Hem de Muslera, Drogba, Sneijder,.Meireles, Kuyt, Alves, Almeida, Fernandez, Zokora falan da varken...Eh, kimse kendi kendini kandırır mı Devamla, adamların bildiğim kadarı ile de Marca’sı ve AS’ı var spor gazetesi olarak... Bizde mi Eh, futbolumuz, yöneticimiz, hakemimiz, federasyonumuz ve artık maçlara siyaset sokan seyircimizle iki tane yeter mi yahu O kadar çok futbol bilginine çok gazete gerekmez mi   

Son söz... Sizden ayrı kalınca eksik oluyorum. Neredeyse duvara yazacağım. Teknolojim zayıf olduğu için de bizim emanet bilgisayardan başkası işime yaramıyor. Neyse, ligin bittiğini daha sekizinci hafta yazan bana da artık başka konulara değinmek kalıyor zaten...