Peygamber
Efendimizin (S.A.V.) ashabı Enfal Suresi, ayet 60 taki kuvvet in ne olduğunu
Efendimize sormuşlar ( ) Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle cevap vermişler:
İyi biliniz, gözünüzü açınız ki: Kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır, kuvvet
atmaktır.
Ama neyi atmak Ok mu, top mu, kurşun mu, atom kuvvet mi
Karadan mı, denizden mi, gökten mi
İşte bunları tayin buyurmamışlar. Onu zamanın iktizasına
bırakmışlar. Her zamanın kendine göre bir silahı vardır. Her zaman atılacak bir
şey vardır. Kuvvet, o silahı hazırlamak ve onu kullanmak, o şeyi düşmana
atmaktır.
İslam dinine göre, bir askerin talime çıkması Allah ın
sevdiği, Peygamberin hoşnut olduğu salih amellerdendir. Peygamber Efendimiz
(S.A.V.) buyuruyorlar ki:
İki göze ateş dokunmayacaktır.
1. Allah korkusundan ağlayan göz,
2. Allah yolunda gece vakti karakol bekleyen, düşmanı
gözleyen göz!
Peygamber Efendimizin (S.A.V.) bu mübarek beyanlarından
anlıyoruz ki: Gece vakti vazifesine dikkat ederek, uyumayarak karakol beklemek,
pek büyük bir ibadettir.
Seve seve can ve gönülden aşk ve şevk ile bir gece nöbet
beklemek sevap niyetiyle bin gün nafile oruç tutmaktan ve bin gece nafile namaz
kılmaktan daha hayırlıdır, daha efdaldir. Sakın ha bunu kendiliğimden söylüyor sanmayınız.
Bunu da Sevgili Peygamber Efendimizin (S.A.V.) sözlerinden alıyorum. İşte bu
mübarek sözler Peygamber Efendimizindin (S.A.V.).
Allah rızası için düşman karşısında bir geçen bin
geceden daha hayırlıdır. Bir gün hudut boyunda Allah rızası için nöbet
beklemek, bir ay (nafile) oruç tutup namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Eğer
nöbette iken ruhunu teslim ederse kıyamete kadar hudutta beklemiş gibi sevaba
nail olur. Şehitlere vaat edilen rızık, kıyamete kadar kendisine de verilir.
Kabir azabından kurtulur. Sorgu sorulmaz; kıyamet gününde kabirden şehit olarak
kalkar.
Kıyamet gününde her göz ağlayacaktır. Yalnız harama
bakmayan Allah yolunda nöbet bekleyerek uyumayan, bir de Allah korkusundan
ötürü yaşlar döken göz ağlamayacak sevinecektir.
Allah korkusundan ağlayan, Allah rızası için uyumayıp
nöbet bekleyen, harama bakmayan ve Allah yolunda muharebe ederken sakatlanan
veyahut çıkan göze ateş haramdır. Cenab-ı Hakk bu gözlere cehennem ateşini
göstermez. (Askere Din Kitabı. Sf: 294-296).
Burada bir ayrıntıya dikkat çekelim. Nafile ibadetler
yerine geçer, farzlar zaten yapılması zorunlu olan ibadetlerimizdir.
Şu ayet cihat konusunda ne kadar câlib-i dikkattir:
Korunun da size kıtal edenlerle fisebilillah (Allah rızası için) çarpışın.
Fakat haksız taarruz etmeyin. Çünkü Allah haksız taarruz edenleri sevmez.
(Bakara Suresi, ayet: 190).
Kendimizi, vatanımızı, ülke menfaatlerini korumak için
gerektiğinde savaşmak bir realitedir. Tarih bu realitenin sayısız örnekleriyle
doludur.
Cihat ile ilgili ayetler hüküm açısından ikiye
ayrılmaktadır: Birincisi, cihada izin veren ayet;
İkincisi de, cihadı bir vazife olarak emreden ayetler.
Cihat, her mü minin imandan sonra asla terk edemeyeceği bir vazifedir.
Konumuz bir sonraki yazımızla devam edecektir, inşallah.