Televizyon programcılığı gerçekten zor iş. Rekabet kurallarının tamamen reyting göstergelerine göre ayarlandığı, kalitesizlikten beslenen işlerin zihinlerini iğdiş ettiği insanların beğeni çıtasının yerlerde süründüğü ekranlarda, doğru dürüst iş yapıp tutunabilmek hiç kolay değil. Yapımcılar da zevksizliğin ve renksizliğin prim yaptığı bu arenada, birbirlerini taklit ederek günü kurtarmayı hüner sayıyorlar. Birbirinin kopyası diziler, birbirinin kopyası senaryolar, oyunculuk gerektirmeyen tekdüze işler, ortalığı ekran çöplüğüne döndürmekten başka bir işe yaramıyor.
Hafta arasında siyasi gündemin yoğunluğu dolayısıyla yazamadığımız bir programı kritik etmek istiyoruz. ATV de geçen Salı akşamı yeniden ekranlara dönen Bir Demet Tiyatro.
Bir Demet Tiyatro nun sıkı bir televizyon izleyicisi olarak herkesin gönlündeki yeri çok ayrıdır. Yılmaz Erdoğan ın kaleme aldığı Bir Demet Tiyatro, sıkı oyunculuklarıyla, kaliteli esprileriyle yayınlandığı dönemde izleyenlerin gönlünde taht kurmuştur. Bir Demet Tiyatro nun yeniden ekranlara döneceğiyle ilgili şayialar başladığı günlerde, içimizden, "Yanlış yapılıyor Her yapımın kendine has bir dönemi ve devri vardır Bu dönemde bu yapımın işi yok Bir Demet Tiyatro, o dönemin televizyon klasiğiydi" diye geçirmiştik.
Çok doğru bir tesbit yapmışız Değerlendirmemizde yanılmamışız Heyecanla ve zevk almayı umarak geçtiğimiz ekran başında yeni dönem Bir Demet Tiyatro yu seyrederken, kelimenin tam anlamıyla hüsrana uğradık.
Oyunculuklarına bir şey söyleyemeyeceğimiz BKM oyuncuları, yeni dönemdeki Bir Demet Tiyatro da bütünüyle senaryonun ve senarist Yılmaz Erdoğan ın gadrine uğramışlardı.
Bir saatlik bölümde espri namına bir şey yoktu Ortada "Kahkaha garantisi" veren yapımdan eser yoktu
Yılmaz Erdoğan, "Ben ne yazarsam yazayım, millet yutar" zihniyetiyle karaladığı senaryoyla ekran başındaki izleyicileri hayal kırıklığına uğratmıştı. Aradan yıllar geçtikten sonra ekrana gelecek ilk bölümde, senaryo böylesine sakil ve iğreti mi olur
Ya bizim beklenti çıtamız çok yüksekti, ya da Yılmaz Erdoğan kalitesizlikten beslenen televizyon izleyicisinin yaptığı herşeyi kabul edeceğini zannetmişti
Halk arasında keseden yemek diye bir tabir vardır Yılmaz Erdoğan ın yaptığı bu
Daha önceki dönemde Bir Demet Tiyatro efsanesiyle kazandığı şöhretin nimetlerinin kalıcı olacağını zannetmesi. Halkı uyutabileceğini, ortaya koyacağı herşeyi kabul ettirebileceğini zannetmesi.
Değerlendirmelerimiz belki ağır olabilir Ama gerçek bu Bir Demet Tiyatro, sit-com olarak tabir edilen dizilerin de öncüsü olmuş, insanları gülümseten yapımların kulvarına çok önemli katkılar sağlamıştı. Görünen o ki, boynuz kulağı geçmiş Gülse Birsel in tek başına kaleme aldığı aynı ekranlardaki Avrupa Yakası bile bir zamanlar dört gözle beklenen Bir Demet Tiyatro dan daha hareketli, daha komedi unsurlarıyla bezeli ve daha aksiyoner bir özellik sergiliyor.
"Bu ilk bölümdür, geçmişi toparlamak lazımdı" denilebilir Evveli böyle başlayanın sonrasını tahmin etmek güç değil. İnşallah sonraki bölümlerde işi toparlarlar
Televizyonlarımızın kaliteli yapımlara ihtiyacı var.