Kerbela faciası 6

Abone Ol

el-Muhtâr es-Sakafi İbnu Ziyâd ve diğer zalimlerin kellelerini Mekke’ye Muhammed İbnu’l-Hanefiye’ye gönderir. Bunlar Mekke’de teşhir edilerek Hz.Hüseyn (R.A.)nun intikamının alındığı halka gösterilir. İbnu’l-Eşter, İbnu Ziyâd ve adamlarından öldürülenlerin başsız cesetlerini yaktırır.Hz.Hüseyin (R.A.) ve yakınlarının Kerbelâ çöllerinde susuz şehîd edilmelerinden sonra zalim Yezid’in zalim ordusu, geride kalan kadın ve çocukları toplayarak Küfe şehrine götürürler, İmam Hazretlerini ısrarla çağıran ve yardım sözü veren kalleş Küfeliler ise, bu hazin manzara karşısında ağlamaya başlarlar. İmam Hüseyin (R.A.)in kız kardeşi ve Hz.Ali (K.V.)nin kızı Zeyneb (R.Anha) bu ikiyüzlü insanların tavrından iğrenir ve şu tarihî konuşmayı yapar: “Ey Küfe halkı! Ey hileci ve hıyanetkâr halk! Sizi gidi günahkârlar!... Şimdi ağlıyorsunuz ha ALLAH gözyaşlarınızı asla dindirmesin! Gözlerinizden yaş hiç eksik olmasın! Şulelerinizin feryadı asla dinmesin! Kalpleriniz acı ve keder içinde yansın! Ne sizin antlaşmalarınıza bir değer verilir, ne de sözlerinize itibar edilir. Lâftan, öğünmekten, gösterişten, cariyeler gibi dalkavukluk yapmaktan ve düşmanla gizli işbirliği yapmaktan başka neyiniz var sizin Bilin ki, siz şirretsiniz! Karaktersiz ve alçaksınız!Simdi kardeşim ve bizler için mi ağlıyorsunuz Onun için mi hazin ve acıklı çığlıklarınız göğe yükseliyor Evet VALLAHi, ağlayın da ağlayın! Çünkü siz ancak ağlamaya layıksınız. Sizinki öyle bir utanç ve alçaklık ki, hiçbir suyla yıkanmaz! Siz zamanın İmamının katline ortak, en azından seyirci kalma alçaklığını içinize sindirdiniz. Onun mübarek kanının pıhtıları hâlâ ellerinizde ve siz onları aslâ aslâ temizleyemeyeceksiniz! Yanan bir yürekten lâvlar gibi fışkıran şu tarihî hitabe, acaba sadece o günkü Küfe halkı için mi geçerlidir Hayır!.. Filistinliler öldürülürken, Irak’lılar katledilirken, Şeyh Ahmet Yasin şehid edilirken, bunca zulme, fısk u fücura seyirci kalan bütün Müslümanlar, hatta bütün insanlık için geçerlidir.  Hz. Hüseyin (R.A.) ve O’nunla beraber şehâdet şerbetini içen Mü’minler, Cennet-i A’lâ’ya uçtular... Yezid ve şürekâsı da cezalarını görecekleri yere yuvarlandılar. Küfe halkının utancı ise kıyamete kadar devam edecek. Zamanın imamının kanı dökülür de, o belde bir daha sükûnet bulabilir mi Irak toprakları asırlardır kan ve gözyaşından kurtulabildi mi Irak ehlinden bir adam gelerek Abdullah b. Ömer (R.A.)den, elbiseye isabet eden sivri sineğin kanının hükmünü sorar.

Abdullah b. Ömer (R.A.), şu cevabı verir: Şuna bakın, neden soru sormakta! Resûlullah (S.A.V.) efendimizin torununu öldürdüler, sivri sineğin kanından soru soruyorlar. Ben Resûlullah (S.A.V.) efendimizin: “Hasan ve Hüseyin, dünyadaki iki reyhanım!”  buyurduğunu işittim. Peki, bizim durumumuz ne âlemde ALLAH Teâlâ’nın Kitabı ve Resûlü (S.A.V.) efendimizin sünneti ayaklar altına düşürüldü. Müslüman  beldeler kâfirler ve münafıklar tarafından işgal edildi; bugünkü Kûfe’li ulemâü’s-sû’ ise hâlâ tavuktan kurban edip etmemeyi tartışıyor! Top yekûn kurtulmayı düşünmek şöyle dursun, dünyevî zevk ve ihtiraslarından zerre kadar tâviz vermeyi bile düşünmeyen Müslümanlara ise, Hz.Zeyneb (R.Anha)’in hitabeti tam da yakışmıyor mu Ey Küfe halkı! Ses size geliyor mu Yoksa “Küfe” ismi ile birlikte siz de mi tarihe karıştınız.Hatırlamak, ders almak içindir. Ehl-i Beytin maruz kaldığı haksızlık, sünnisiyle-şiasıyla bütün Müslümanları derinden sarsan ve kederlendiren acı bir tecrübedir.

Kerbela şehitleri, tarihte kimilerinin taşkınlığının ve iktidar mücadelesinin Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin ailesini bile hedef alacak kadar haddi aşabileceğinin işaretlerini taşır.

Bu nedenle her Müslümana düşen haklıyla haksızı ayırt edebilecek bir zihin açıklığına sahip olmaktır. Kur’an-ı Kerîm’i dini evrenlerinin oluşumunda temel kriter olarak kullananların birbirlerine düşmanlık beslemeleri düşünülemez. Ne yazık ki tarihte bu kardeşliği siyasi çıkarları lehinde kullanıp bozanlar hiç de eksik olmamıştır.Bugün bize düşen, geçmişe gömülüp kalmak, tarihi hadiseleri ayrışma ve düşmanlık konusu yapmak yerine zihin açıklığı ve aydınlık bir din tasavvuru içinde kardeşliğin önemini keşfetmek, tarihte gerçekleşmiş olaylardan ders çıkarmak ve artık bütün bir ümmete mal olmuş şehitlerin mirasını doğru anlamaktır.

MEHMET TALU