Kent insanının çıkmazları

Abone Ol

Geçtiğimiz günlerde Düzce’de yaşlı bir adam evinde ölü bulundu. Rivayetlere göre yaşlı adam bahçesinden topladığı fındıkları satmak için bir tüccarla görüşür. Gidiş gelişlerini sürdürürken tüccarın yanında çalışan hamalla da tanışır. Hamal genç biridir ve yaşlı adamla aralarında bir ahbaplık gelişir. Adam yaşının da verdiği haleti ruhiye ile hamala sıkıntılarından bahseder, eşinin öldüğünü ve kendisinin yalnız yaşadığını, bir miktar parasının olduğunu fakat haram olduğu için bankaya yatırmadığını anlatır… Adamın yalnız ve korunaksız olduğunu anlayan hamal bir gece yarısı kapıyı çalar ve yaşlı adamın parasını alabilmek için acımasızca öldürür. Cinayet uzun süren bir araştırmanın ardından aydınlanır fakat yaşlı adam artık hayatta değildir.

Bu olay bana kent yaşamının getirdiği sıkıntıları ve Anadolu insanının bu yaşama ayak uydurmakta zorlandığını düşündürdü. Bilirsiniz Anadolu’muzun temiz insanları, biriyle karşılaştıklarında kim olduğuna, nereden geldiğine hiç bakmadan ardı sıra sorular sorar ve hayatlarıyla ilgili bütün detayları anlatıverirler. Bu onların sevgi ve samimiyetlerinin bir göstergesidir. Bu insanlar, özleri gibi temiz ve iyi niyetlidirler. Evlerinin önünden geçen insanları tanısınlar ya da tanımasınlar misafir olarak ağırlar ve ne varsa ikram ederler. Misafir bu insanların nazarında büyük değer ifade eder ve misafirin yediği eksilmez sözüne gönülden inanırlar.

Ben herkesi kendim gibi bilirim sözü ile insanlara olan güvenlerini telkin eder ve insanlara çabuk güvenirler. Anladığıma göre rahmetli amca da, Anadolu saflığı ile katiline kendini açıyor ve halini anlayacak bir kişi ile tanıştığına inanıyor. Bilirsiniz yalnızlık ve yaşlılık yan yana geldiğinde hayatın yükü ikiye katlanır ve bu yükü taşımak için desteğe ihtiyaç vardır. Bazen yakınların desteği dahi buna yeterli gelmez.

Köyünüzde ilk karşılaştığınız bir kişi ile sohbet edebilir, gündelik meşgalelerinizden söz edebilirsiniz. Ama kent hayatında konuştuğunuz oturup kalktığınız yaşam alanınıza aldığınız sırlarınızı anlattığınız insanları gözden geçirmeli ve temkinli olmalısınız. Köyünüzde yaptığınız bir iyilik sahibine ulaşırken şehirde yaptığınız sizin hayatınıza mal olabilir. Bu nedenle sırlarınızı uluorta dökmemeli ve özel alanınıza kimseyi sokmamalısınız.

Kentli insanla aranızda hep bir mesafe vardır ve kendinizi güvende hissedebilmek için buna mecbur kalırsınız.

Bu mesafeyi ortadan kaldırabileceğiniz tek kişi İslam kardeşliği ile yan yana geldiğiniz insanlardır. İşte bu noktada tehlike ortadan kalkar ve kardeşinizin elinden ve dilinden bir zarar gelmeyeceğini bilir ve kendinizi güvende hissedersiniz.