ANKARA - Geçmiş yıllarda özellikle kırsal kesimde çalışanlarda görülen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından korunmanın en etkili yolunun kene ile teması kesmek olduğu, hastalığa yakalananların yüzde 70‘inde kene teması tespit edildiği belirtildi.
Sağlık Bakanlığı KKKA Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hürrem Bodur, AA muhabirine hastalıktan korunma yollarını anlattı.
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi enfeksiyon hastalıkları uzmanı Bodur, KKKA vakalarının geçen yıllara göre daha geç görülmeye başlandığını, bunun kışın sert geçmesinden kaynaklanmış olabileceğini söyledi.
Vaka sayısında son günlerde yığılma gözlendiğini ifade eden Bodur, ‘‘Bu konuda genele bakmak lazım. Geçen sene veya önceki senelerde bu tarihlerde kaç vaka olmuştu buna bakılmalı. Böyle bakınca ‘vaka sayısında bir artış var‘ demek mümkün değil. Her zamanki seyrinde devam ediyor‘‘ diye konuştu.
Vaka sayılarının 2008 ve 2009 yıllarında en üst düzeye ulaştığını, ancak sonraki yıllarda düşüş yaşandığını anlatan Bodur, düşüş eğiliminin bu sene de devam etmesinin beklendiğini belirtti.
KKKA ile ilgili vakaların en çok görüldüğü 11 ilde çalışma yaptıklarını bildiren Bodur, ‘‘Çalışma sonucu, bu bölgedeki insanların yüzde 10‘unun hastalığı geçirdiğini gördük. Sağlık Bakanlığınca her vatandaşa ulaşılmış. Herkes KKKA‘nın farkında ve bir bilinç oluşmuş‘‘ şeklinde konuştu.
Bu bölgelerde kırsal kesimde çalışanların çoğunlukta olması nedeniyle, KKKA vakalarının ortaya çıktığını kaydeden Bodur, ‘‘Bu durum muhtemelen biraz daha devam edecek‘‘ dedi.
-‘‘Keneyle temas önlenmeli‘‘-
Hastalıktan korunmada en önemli noktanın, keneyle temasın önlenmesi olduğunu vurgulayan Bodur, ‘‘KKKA hastalığına yakalananların yüzde 70‘inde kene teması tespit edildi‘‘ bilgisini aktardı.
Keneyle ilgili halka yönelik eğitimler yapılmasına rağmen, vakaların görülmeye devam ettiğini dile getiren Bodur, uyarıları sıraladı:
‘‘Hastaneye gelen vakalarda keneyle temas öyküsü var. İnsanlar konunun farkında olmalarına rağmen henüz bilinçlenmediler. Eskiden ‘bu bizim kene hastalık yapmaz‘ deniliyordu, zannediyorum bu kırıldı. ‘Evet bu sizin kene ama hastalık yapıyor‘ görüşü işlenmeye çalışıldı. Bu davranış şekline dönüşecek. İnsanlar bu konuda teorik olarak bir şeyler biliyor, ama tam olarak tutum ve davranışlarına dönüştürmediklerini düşünüyorum.‘‘
Hayvanların ilaçlanmasının da korunmada önemli bir nokta olduğunu anlatan Bodur, şu değerlendirmelerde bulundu:
‘‘Hayvanların ara konak özelliğinden çıkarılması hastalıkla mücadelede büyük önem taşıyor. Bu da ilaçlamayla olur. Vatandaşların da hayvanlardan kene toplama ya da kene kırma gibi yanlış alışkanlıkları var.
Bir de kırsal alanlara giderken şeffaf, açık renk giysiler giyilmeli, eve döndükten sonra da kene kontrolü yapılmalı. Kene tespit edildiğinde çıkartılması için en kısa sürede bir sağlık kuruluşu varsa oraya başvurulmalı, yoksa çok fazla zaman geçirmeden kişiler keneyi kendileri çıkarmalıdır.‘‘
Kene vücuda tutunana kadar belli bir sürenin geçmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Bodur, ‘‘Bu bazı kene türlerinde 8-9 saati bulabiliyor. Kene tutunduktan sonra beslenmeye başlıyor. İşte virüsü beslenme sırasında bulaştırıyor. O yüzden vücutta kene kontrolü yapılmasını ve varsa en kısa sürede çıkarılmasını istiyoruz.‘‘
-‘‘Hastaneye gitmek için beklemeyin‘‘-
Bir sağlık kuruluşuna başvurmak için fazla beklenmemesi gerektiğini vurgulayan Bodur, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘‘Geçen sene örneklerini gördük, kene tutunması olmuş, ama sağlık ocağına gitmek için 2 gün beklenmiş. Bu yanlış bir hareket. Gidemiyorlarsa kendileri çıkarabilirler, ellerine bir naylon geçirerek de çıkarabilirler. Hatta bir arkadaşımızın deyimiyle tarlada ise yaprakla çıkarsın. Önemli olan onu patlatmaya, öldürmeye çalışılmasın, en kısa sürede çıkarsın. Mümkünse sağlık kuruluşuna gidilsin, ama zaman geçecekse kendileri veya bir yakını çıkarsın.‘‘
-‘‘Riskli bölgedekiler dikkat etmeli‘‘-
Özellikle riskli bölgelerde yaşayanların keneye karşı duyarlı olması gerektiğini anlatan Bodur, şunları kaydetti:
‘‘Mümkün olduğunca keneyle temas etmemeli, temas olduysa da hastaneye gecikmeden gidilmelidir. KKKA hastalığının belirtileri iyi bilinmelidir. Baş ağrısı, bulantı, kusma, yüksek ateş, yaygın vücut ağrısı, halsizlik, ishal, karın ağrısı, ileri dönemlerde kanama bulguları ortaya çıkıyor. O bölgelerde yaşayan kişiler hastalığın görüldüğü nisan ve eylül arasında farkında olmadan keneyle temas etmiş olabilirler. Buna dikkat etmek gerekiyor. KKKA hastalığına uygun şikayetleri varsa bir sağlık kuruluşuna başvursunlar. Şikayeti olmayan da keneyle temastan kaçınsın. Yakın çevrelerinde bu belirtileri taşıyan birileri varsa, o kişilerle hasta olduğu dönemlerde yakın temasta bulunulmasın. Çünkü insandan insana bulaş olduğunu biliyoruz.‘‘
-‘‘Korunmak için kene-insan teması önlenmeli‘‘-
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esin Şenol da geçen yıl vakaların en çok Tokat, Yozgat, Gümüşhane, Bolu, Çankırı, Kastamonu‘da görüldüğünü, ancak Ankara Gölbaşı‘nda da vakalar ortaya çıktığını hatırlatarak, bunun kenelerin başka yörelere geçişinden kaynaklandığına dikkati çekti.
KKKA‘nın kene ya da hasta kişilerle temas nedeniyle bulaştığını belirten Şenol, ‘‘Korunmanın en iyi yollarından biri insan-kene temasının önlenmesi‘‘ dedi.
-Vücut kontrolü-
Kene kovucuların da etkili olduğunu dile getiren Şenol, kırsal alandan dönüşte vücut kontrolü yapılması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Şenol, şu uyarılarda bulundu:
‘‘Özellikle kol altları, kulak çevresi, kemer bölgesi, diz arkaları, saç, bacak arkaları kontrol edilmelidir. Bene benzeyen küçük siyah noktasal siyahlıklar görüldüğünde hemen en yakın sağlık ocağına gidilmelidir. Çünkü kenenin ezilmeden ve kırılmadan bir pensle sağa sola oynatılarak çivi gibi çıkarılması gerekiyor. Kişilerin kendilerinin çıkarması riskli olabilir. Kenenin üzerine asla alkol, sabun gibi kimyasallar sıkılmamalı ve sürülmemelidir. Kenenin hiç müdahale edilmeden vücuttan uzaklaştırılması gerekiyor. Kenelerin bir kısmı köpek ve kediden gelir ve hastalık bulaştırmaz, ama çıkarılan kenelerin mutlaka bir veterinerde incelenmesi gerekir.‘‘
Kenelerin, vücuda tutunduktan belli bir müddet sonra kan emdiğine dikkati çeken Şenol, ‘‘Bu nedenle hızlı ve doğru müdahale önemli. Her kene teması KKKA ile sonlanmıyor. Kene kan emdiyse ağzındaki tükürüğü kana bulaştırdığı için hastalık oluyor‘‘ diye konuştu.
-Belirtileri-
Şenol, KKKA‘nın belirtilerinin arasında, ani ateş, baş ağrısı, kırıklık, halsizlik ve yaygın kas ağrısı, bulantı, ishal, gözlerde kızarma, ışık hassasiyetinin olabileceğini söyledi.
Şenol şöyle devam etti:
‘‘Kuluçka süresi kene tutunması sonrası 1-3 gün, doğrudan kan ve vücut sıvıları ile temasta ise 5-6 gündür. Kanama öncesi bu dönemi takiben kanamalar ve ciltte döküntü ile karakterize kanama dönemi başlar. Yüzde ve gözlerde kızarma, kollarda ve bacaklarda morarma, burun ve mide kanaması, idrarda kan gibi bulgular gelişebilmektedir. Bu dönemde sarılık, beyin iltihabı, karaciğer, solunum ve böbrek yetmezliği gelişebilir. Hastalar genellikle 10 gün civarında hastanede izlenmek zorundadır. Nekahet dönemi 10-20 gün civarındadır.‘‘
Şenol, ölümlerin ise daha çok hastalığın 2‘inci haftasında görüldüğünü sözlerine ekledi.



