Kendisini Değil, Ümmeti Düşünen Erbakan

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi,

Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa

(s.a.v) ya, âline ve sahabelerine olsun.

Erbakan Hocamız 27 Şubat 2011 tarihinde Hakka yürüdü.

Peygamberimizin Ölmüş olanlarınızı hayırla anınız emri gereği bizler hocamızı

hayırla anıyor, ona karşı teşekkür ve takdir görevimizi yerine getiriyoruz.

Bunu Peygamberimizin İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah a da şükretmiş olmaz.

uyarısı gereği yapıyoruz. Allah, vefatının 4. senesinde Erbakan hocamıza rahmet

eylesin, mekânını cennet, derecesini ali eylesin.

İslam ın gerçekten bir hayat nizamı olduğunu biz,

hocamızdan öğrendik. Onun en güzel sözlerinden birisi hep, İslamsız saadet

olamaz olmuştur. Erbakan hocamız büyük günlerin adamıydı, büyük günler için

şöyle diyordu: Büyük günler, içinde yaşarken belli olmaz. Arkadan sonuçları

görüldüğü zaman belli olur Erbakan hocamızla birlikte o büyük günler için

birlikte mücadele ettik. Ondan sonra da bu mücadeleye, bize öğrettiği temel

çalışma esasları doğrultusunda devam ediyoruz. Şimdi insanlar, o büyük günlerin

ifade ettiği manayı konuşuyorlar. Hocamız, muazzam hizmetler yapmış,

işbirlikçiler ise muazzam yıkımlar ve tahribatlar yapmışlar ve yapmaya da devam

ediyorlar.

Hocamız, her zaman kendisini değil, ümmeti düşünen kimse

olmuştur. Ümmetin birliğini ve bütünlüğünü sağlamak için yoğun bir gayret sarf

etmiştir. Bunun için, adil bir düzenin kurulması ve milletimizin örgütlenmesine

öncülük etmiştir. Milletimizin refah seviyesinin artırılması için Türkiye nin

sanayileşmesi hamlesini başlatmıştır. Milletimizin şuur seviyesini artırmak

için kurduğu Siyasi Partileri ve MİLKO ları okul yapmıştır. Yürüttüğü

çalışmalarla devlet millet kaynaşmasına ve Türkiye nin İslamlaşmasına önderlik

etmiştir.

Hocamız, sol-sağ, alevi-sünni çatışmalarıyla birbirine

düşman edilen milletimizi İslam kardeşliği etrafında yeniden bütünleştirmiştir.

Rantiyecilerin değil, milletimizin, fakir fukaranın hizmetkârı olmuştur.

Hayatı boyunca bölünmelere, tefrikaya karşı çıkmıştır.

Farklı grupları tek bir gaye etrafında toplamanın mücadelesini vermiştir. Adil

Bir Düzenin kurulması için birlikte çalışalım, birlikte rahmet ayrılıkta azap

vardır esasını hatırlatarak herkesi bir olmaya çağırmıştır. Çatışmacı,

ayrıştırıcı değil, birleştirici olmuştur. Onun mücadelesi kişilerle değil, zihniyetlerle

olmuştur. 

HATIRALAR

Türkiye de önemli dini guruplardan birisinin liderine

MSP den aday olması için teklif götürülür. Bu zat, yapılan teklifi kabul etmez.

Erbakan Hocamız bu zata sorar: Siz ne itiyorsunuz, ne için çalışıyorsunuz.

Zat: Biz İslam ı istiyoruz ve onun için çalışıyoruz. cevabını verir. Hocamız:

Biz de İslam ı istiyor ve onun için çalışıyoruz. dedikten sonra: Mademki

aynı şeyi istiyor ve onun için çalışıyoruz, o zaman birlik halinde olalım ve

gayemize ulaşmak için birlikte mücadele edelim demiştir. Bu zatın cevabı şu

olmuştur: Biz sizinle birlikte olursak biz olmaktan çıkar ve sizin içinizde

eriyip gideriz. Hocamız ona şu cevabı vermiştir: Bizi birbirimizin içinde

erimeye engel olan şey ne ise, onu çıkarıp atmalıyız. O nefsaniyettir. Biz

birbirimizin içinde erimeden birliğimizi nasıl sağlayabiliriz Hocamız bu

teklifi Türkiye nin önde gelen bütün siyaset, fikir ve kanaat önderlerine

yapmıştır. Bu birlik teklifinin götürüldüğü önemli insanlardan birisi ise Ben

ne olacağım diyebilmiştir.

Hocamız, ömrü boyunca hiçbir Müslüman kişiliğin, siyaset,

fikir ve kanaat önderinin aleyhinde konuşmamış, konuşulmasına da müsaade

etmemiştir. Dostlarımızdan birsi 1990 lı yıllarda İstanbul da bir dostunu,

işlettiği lokantada ziyaret eder. Ziyaret edilen kimse sıradan birisi değildir.

Bu yıllar, Kanal 7 nin davaya hizmet ettiği yıllardır. Bu kimse, dostumuza

Erbakan hocaya söyle, bana Kanal 7 de bir program yapma imkânı tanısın, şu

filan cemaatin liderini deşifre edeyim ve bitireyim teklifinde bulunur.

Dostumuz bu konuyu hocamıza bir seyahat esnasında arz eder. Hocamız söyleneni

duymamış gibi yapar. Dostumuz tekraren sorunca ona şu cevabı verir: Ne

diyorsun sen, biz Siyonizm le mücadele ederken işimizi gücümüzü bırakacağız,

Müslümanları birbirine düşürmek için çalışacağız öylemi!

Hocamız, her daim Müslümanları savunan adam olmuştur. Bir

işadamı: Sayın Erbakan, siz hep faizden, faizci düzenin kötülüğünden söz

ediyor, bu düzene köle düzeni diyorsunuz. Bu banklara parasını yatıran, kredi

çeken Müslümanlar var, bunlara ne diyorsun, bunların hiç mi suçu yok demiş.

Erbakan hocamız ona: Bu faizci kapitalist nizam, toplumun elini kolunu

bağlamış ve onları bu yanlışı işlemeye mecbur bırakmıştır. Suçlu, bu dediğiniz

hatayı işleyen Müslümanlar değil, bu faizci kapitalist nizamdır. demiştir.

Hocamız, Milli Görüşün büyük aile reisi olarak bu evden

kimseyi kovmamıştır. Onun şu sözü önemlidir: Bir kimse kendisini bizden

ayırmadıkça biz onu kendimizden ayırmayız.

Bir başka sözü de şudur: Ben de İslam a hizmet ediyorum

diyerek ayrı baş çekip çalışma yapanlar, sahilde kumdan kaleler yapan çocuklar

gibidir.

Hocamızı anlamak, onun edebiyatını yapıp sağa sola

savrulmakla olmaz. Hocamızı anlamak, Milli Görüşçü olmak, Saadet Partisi çatısı

altında bütünleşmek, hedefe ulaşmak için tek bir karargâh altında birlikte

çalışmakla olur. 

HOCAMIZ DİYOR Kİ

Milli Görüş bu ülkenin tek çözümüdür. Bu ülkenin Milli

Görüş ten başka bir çözümü yoktur. Şimdi dış güçler bu gerçekleri bildikleri

içindir ki, bizim camiamızı engellemek için başvurdukları çalışmalardan biri,

diğer partilere meylettirmektir. Saadet Partisi son imtihanı kazananların

partisidir. Hak varken batıla heves edilmez. vesselam.