Kendinle baş başa kaldığında

Abone Ol

Bir kadınla, bir erkeğin hücrelerinde hayat bulup; şu

aleme gönderildiğinde, doğuşunla gelen şenliği ve alnına dokunan okşayışları

görmüştün ilkin. Senin için sevinç gözyaşları dökenler, kulağına ezan

okuyanlar, istikbalin için hayal kuranlar vardı yanında.

Ama aslında doğarken de yaşarken de ölürken de hep

yalnızdın!

Ne çok sevgi sözcükler işittin!

Ne kadar uçurtmalar uçurdun gökyüzünde,

Çocukluğunda her şeyin iyi tarafını görür ve hayal

ederdin değil mi

Her şey benim sanırdın!

Ama hiç biri senin bir parçan değildi;

Senden uzak, senden ayrı bağımsız nesnelerdi.

Büyüdün, artık erişkin bir insandın. Belki de yaşamın en

güzel çağında makam, mevki ve arkadaşlara eriştin. Telefonlar susmuyor,

arkadaşların, yakınların bir an olsun seni yalnız bırakmıyorlardı. O günlerde

çevrende çok insan vardı ve kendini dünyanın merkezinde görüyordun. Sandın ki

bütün insanlık senin yanında. Seninle kol kola. Onları her an yanında ve

yakınında hissediyordun. Bu sana büyük bir enerji vermekteydi. Sarsılmayacak

bir taht kurduğunu sandın. Ama bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir rüya idi!

Bu insanların aslında kendilerini sevdiklerini ve sana

gösterdikleri ilgi ve tazimlerin de kendilerine olan sevgi ve yönelimlerinin

bir göstergesi olduğunu hiç anlayamadın. Senden çok senin sahip olduğun

imkanlara yakın olan ve seni de bunun için kabul eden insanların gerçek

yüzlerini hiçbir zaman göremedin. Senin imkanlarından menfaatlenmek isteyen o

yalancı bakışların neleri gizlediklerini, nelere değer verdiklerini fark

edemedin. Çünkü bu sahte ilgi seni de büyülemiş ve etki altına almıştı.

Sahip olduğun imkanlar arttıkça çevrendeki insan sayısı

da o kadar artıyordu. Ve sen, güneşin senin için doğduğunu yağmurun senin için

yağdığını ve çiçeklerin senin için açtığını sanıyordun. Ama bu doğru değildi.

Doğru belki sen vardın orada. Ama hep yalnızdın..! Ama

bunu hiç anlamadın.

Bazen evde kendinle baş başa kaldığında, başını

avuçlarının içine alıp etrafındaki insanların senden uzaklaştığını görür gibi

oluyor ve yalanın kokusunu hissediyordun ama bu sana büyük bir acı veriyordu.

Çünkü gerçeği düşündüğünde her şey darmadağın oluyor ve sen de neyi nasıl

görmek istiyorsan öyle görüyordun Gerçeği görmek ve hissetmek büyük acı

veriyor değil mi

O vakit içinde ne varsa sarsılıyor ve sanki bir iç

depremin enkazında kalıyorsun. İşte o anlarda hissediyorsun yalnızlığını. Başın

dönüyor. Kaçmak istiyorsun düşüncelerinden. Ağlamak, bağırmak ve bir bahar

rüzgarının sırtında, bulunduğun yeri terk etmek istiyorsun. Boşluğa öylece

bakıyor: Neyim ben Kimim Nereden geldim Nereye gidiyorum Diye Soruyorsun.

Aslında mutsuzluğunu saklayan yalnızlığının o an farkına varıyorsun. Kendinle

baş başa kaldığın anlarda.