Kendinize not verin

Abone Ol

Yarım asırlık ömrümün her gününde okuduğum gazeteler, dinlediğim radyolar ve seyrettiğim televizyonlar, hep yoksulluktan, yolsuzluktan, terörden, darbelerden dem vurdular.

Her dönemin birkaç köşe dönücüsü, darbecisi, teröristi, mafyası bulunur.

Bazı suçlular yakalanır, yenilere kadro açılır.

Veya herkes yönetime kadrosuyla beraber gelir, beraber gider.

Siyasetçisi, bürokratı, mafyası ve medyası hep birlikte gelirler, birlikte giderler, birlikte hatıra fotoğrafı çekerler.

Dürüst hukukçular, dürüst polisler, dürüst yazarlar ve dürüst vatandaşlar etki ve yetkileri oranında tepkilerini gösterirler ve geçici de olsa görev yapmanın tam tadını çıkaracağı sırada daha büyük bir soygunun kötü kokuları burunlarının önünde bitiverir.

Uzun zaman pislik temizliğiyle uğraşan insan, pisliğe kanıksamaya başlar. Bir zaman sonra sevmeye başlar.

Mevlana nın bir hikayesinde deri dibağatıyla meşğul olan birinin, parfümcüler çarşısından geçerken bayıldığını anlatır.

Bizler de pislik haberleriyle öylesine içli dışlı olduk ki, neredeyse pisliği olmayanı insan yerine koymayacağız.

Fransızca dan değerli eserler terceme eden değerli dostum Cemal Aydın beyefendi Paris dönüşünde intibalarını anlattı. "Paris in en önemli caddelerinde homoseksüellerin açık seçik pozları ve telefonlarını yazılı gördüm. Önemli yazar ve çizerlerine bu manzara neyin nesi, bu konuda neler yazıyorsunuz Dedim.

 "Karşı çıkarsak bizi çağ dışı ilan edeceklerinden korktuğumuz için ses çıkaramıyoruz." dediler" diyerek intibalarını özetledi.

Bir milyara kiralık katilin bulunabildiği toplumlarda cezanın şiddeti ne kadar ağır olursa olsun trilyonluk soygunlar engellenemez.

Onun içindir ki Kur an-ı Kerimdeki ceza ayetleri Kur an ın inmeye başladığı zamandan on üç sene sonra nazil olmaya başlamıştır.

Önce Allah tanıtılıyor. Sonra insan, sonra tabiat, sonra ahiret tanıtılıyor. Bu dünyada insanca yaşamanın örneği olarak peygamber tanıtılıyor. Çok köklü bir eğitimden geçen bu insanlara şu yanlışları buna rağmen yapan olursa şu cezayı veriniz denmiştir.

Yolsuzluk yapanlar bu yaptıklarını kafalarından bulup çıkarmıyorlar. Batıyı elli yıl geriden takip alışkanlığımız varya, işte Amerika görmüş insanlarımız elli bin dolar maaşla birilerine danışmanlık yapıyorlar ve Amerika nın elli yıl önce geliştirdiği soygunları öğretiyorlar.

Batıda şimdilik bizdeki gibi soygunlar olmuyor. Doğrudur. Onlar soygunu bile kurala bağlamışlar.

Yurt içinde ve yurt dışında çok uluslu şirketler önde giderler.

Ellerinde kendi kurallarından yaptıkları kanunlar.

Yanlarında dünyanın en ünlü hukukçuları.

Arkalarında, her ülkedeki Amerikan üslerindeki askerler.

Dünyanın her tarafında bu çok uluslu soygun çetesine karşı gösteriler devam etmede.

Peki işin sonunda yolsuzlar mı kazanacak, yoksa yoksullar mı kazanacak

Eğer yoksullar, iç dünyalarında yolsuzların haleti ruhiyyelerini taşıyorlarsa başarmaları mümkün değildir.

Mekke nin soyguncu siyasileri Sevgili Peygamberimize "Eğer istersen Seni Mekke nin en zengini yaparız" teklifini götürmüşlerdi.

Bizim eski komünistlerimiz kapitalistlere epeyce sövüp saydılar, şimdi o sövdükleri insanların attıkları kemiği yalayarak Müslümana karşı hırlıyorlar. Bunlarla başarılı olmak mümkün değil. Dünyevi cezalarla caydırmak mümkün değil. Geriye bir yol kalıyor o da, dinsizlikle mücadele.

Nemrut karşısında İbrahim aleyhisselam, homolar diyarında Lut aleyhisselam, Firavun karşısında Musa aleyhisselam, Ebu Cehil karşısında Muhammed aleyhisselam nasıl başarılı olmuşsa o peygamberleri örnek kabul eden Müslümanlar da bu çağdaş kafirler karşısında muhakkak başarı kazanacaklardır.

Yeterki biz, dedikodularla vakit geçirmeden Allah ın kitabını, Rasülünün sünnetini öğrenelim, hayatımıza nakış nakış işleyelim ve insanlık ailesinin gözleri önünde güzelliklerini sergileyelim.

Mesela şu son Ergenekon olayı üzerine okuduğunuz kelime sayısı ile Kur an-ı Kerim den okuduğunuz kelime sayısını bir gözden geçirin bakalım, hangisi fazla gelir

Durumunuzun notunu size bırakıyorum.