Peygamber Efendimiz Medine‘ye hicret ettikten sonra, gençlerden çok büyük ilgi gördü. Onu dinlemeye doyamıyorlar, dinledikçe de Müslüman oluyorlardı.
Muaz, henüz 14-15 yaşındaydı. Arkadaşlarının da teşvikiyle, Peygamberimizin sohbetine katıldı. O kadar etkilendi ki, oracıkta şehadet getirip Müslüman oldu.
O günden sonra kendisi gibi Müslüman olan yaşıtlarıyla toplantılar yapmaya başladı. İnandıkları dine hizmet için neler yapabileceklerini, henüz Müslüman olmayan arkadaşlarını nasıl etkileyebileceklerini konuşuyorlardı.
"En yakınlarımızdan başlayalım" dedi biri.
O zaman genç Muaz‘ın aklına babası geldri.
Muaz‘ın babası Amr, Beni Seleme Kabilesi‘nin başkanıydı. Cömert, iyi yürekli, yardımsever bir insandı. Ama büykü bir kusuru vardı; Kabilesi için bir puthane yaptırmıştı.
Puthaneye sacede kendisi için Menat isimli bir put koşmuştu. Her gün Menat‘a gidiyor, önce tozunu alıyor, temizliyor, sonra da karşısına geçip ibadet ediyordu.
Muaz babasını bu kötü alışkanlığından kurtarmaya karar verdi. Düşündü, taşındı bir plan yaptı. Arkadaşlarıyla puthaneye gidip babasının taptığı Menat isimli putu kaidesinden yere yuvarlayacak, pisleteceklerdi.
O akşam bunu yaptılar. Muat‘ın babası gündüz putunu ziyaret edip yerde pislik içinde görünce üzüldü. Yıkayıp temizledi, güzel kokular sürdü ve kaidesine tekrar yerleştirdi.
Ama ertesi gün putunu ziyarete gittiğinde, onu yine yerde ve pislik içinde buldu. Çünkü Muaz o gece de arkadaşlarıyla birlikte puthaneye gitmiş, Menat‘a yapacağın yapmıştı.
Bir süre bu böyle devam etti. Muaz‘la arkadaşları putu devirip pisletiyor. Muaz‘ın babası Amr temizleyip yerine yerleştiriyordu.
Sonunda Amr bıkıp Putunun boyuna bir kılıç astı.
"Sana bu kötülüğü yapanları o kadar uğraştığım haled yakalayamadım. İş sana düştü. Boynuna bir kılıç asıyorum. Bununla kendini savun. Gücünü onlara göster."
Amr evine döndü. Putunun düşmanlarını param parça edeceğini anladığı icin geceyi huzur içinde geçirdi. Sabahleyin puthaneye gitti. Çok değer verdiği, gücüne sonsuz güven duyduğu putu Menat görünümde yoktu.
Her tarafı araştırdı. Sonunda bir pislik çukurunda buldu. Boüynuna ölü bir köpek leşi asılmış, kılıcı alınmıştı.
İşte o anda Amr‘ın aklı başına geldi. Putlarda hiçbir güç, kuvvet ve kudret bulunmadığını anladı. Puthaneden ve bütün putlardan soğudu. Kendilerini koruyamayan taş parçalarından insanları korumalarını beklemek akıllılık olamazdı.
Muaz‘ın babası Amr, işte o gün Müslüman oldu.
O günden sonra da yalnız Allah‘a dayandı. Allah‘a güvendi ve yalnızca Allah‘a ibadet etti.
Genç Muaz‘ın planı tıkır tıkır işlemiş, babasının hak yolu bulması onun planı sayesinde olmuştu.
Sevinçten uçuyordu.