Kendini değiştir

Abone Ol

 Bütün duvarları aşabilirsiniz, bütün engelleri geçebilirsiniz ancak art niyetli insanların zihin barikatlarını geçemezsiniz. Albert Einstein’in meşhur olmuş bir sözü var: “Bir ön yargıyı yok etmek, atomu parçalamaktan daha zordur” der. Gerçekten de bu katılığı aşacak güç yoktur, katı ve olabildiğince kirlidir. Ön yargının arka planında derin bir art niyet yatar. Kötülükler besler en derininde bir gün açığa vurmak için, hep fırsat gözler. Onların dilleri de, eylemleri de bilinci yaralamak dolayısı ile hakikati örselemek üzere kurgulanmıştır. Kurgu kelimesini bilinçli olarak seçtim zira art niyetli insanın her hareketi belli bir sonuç almak üzere kurgulanmış ve milimetrik hesaplanmıştır. Sonuçlarına baktığınız zaman bir hedefe mahsus hareket edilmiştir. Her türlü olumsuz sonucun kendisine, kurgulayıcılarına olumlu yansıması planlanmıştır.

Bugün artık insanların birçok şeye şaşırmadığına hatta doğal karşıladığına şahit oluyoruz. Haliyle, iftiranın, kara çalmanın kurumsallaştığı bir dönemde en büyük kabahat leke taşımamak, ter temiz olmak olduğunu görüyoruz. Neden bu kadar saf ve durusun? Berraklık, her tarafından kirler dökülenler için ızdırap kaynağı oluyor.  İşte bu bakımdan iyi niyet, güzel düşünce ve güzel eyleme melekeleri kaybolmuşların en büyük düşmanı bu melekelere sahip olanların varlığı olması doğaldır. Onun için iftiranın, ölçüsüzlüğün, hak-hukuk gözetmemenin normal olduğunu, normal karşılandığını görmek, insanı ziyadesi ile üzüyor. Ancak üzülmeyle vakit kaybedecek durumda da değiliz;  zira maya bozulmuş, insan kokmuştur. Tuz ise artık kendine bile fayda verememektedir. Basit mantık hataları, küçük hesaplar ve büyük kurnazlıklar çağında; Pazar, tilki postlarıyla doludur.

Bugün göze hitap edecek şekilde her şey tasarlandığı için kulaklarda bir nevi gözler gibi yanılsamalara açık hale gelmiştir. Duyduğunu, gördüğünü hakikat belleyen bir zümre türemiştir. Ki bunlar “kesin inançlılar”dır. Ve bu durumu hiçbir şeyin kolay kolay değiştiremeyeceği bir katılıkla sürdürürler. Her boyuttan (yaş, cinsiyet, maddiyat, güç vb) bir spiker gibi aynı şeyi terennüm edip dururlar, papağanlaşma sürecinin bir sonucudur bu katılık. Guy Debord, ‘Gösteri Toplumu’ adlı eserinde: “Hiç kimsenin artık diğerleri tarafından tanınmadığı bir toplumda, her birey kendi gerçekliğini tanıyamaz hale” geldiğini söyler. İçinde yaşadığımız toplum tam da bu tanıma uygun hale getirilmiştir.

Zaman bu kurgunun dışına çıkma zamanıdır. Daha çok doğruyu, hakikati dillendirme onu insanlara ulaştırma vaktidir. Hakkı tutanı tutup kaldırma, kokuşmuşluğu değiştirme ve iyiyi, güzeli, faydalıyı, adil olanı ikame etme zamanıdır. Bilgiyi, nezaketi, görünür kılmak için gayret etme vaktidir. Sesleri, görüntüleri çoğaltıp farkları bulup, hakikati arama vaktidir.  Gürültüyü değil iç zenginliği, uyumu açığa çıkarmanın ve tanış olmanın vaktidir. Vakit olumsuzla oyalanma vakti değil; olumsuzu değiştirme olumluyu bulma vaktidir. Şikâyet edip, mızmızlanmaya kimsenin hakkı yok. Onun için, önce kendini değiştir, zaten o zaman her şey kendiliğinden değişecektir. Hoşça bakın zatınıza…

TAŞ GEMi

“Muhabbet bağında bir gül açıldı

Bir derdim var bin dermana değişmem

Yüküm lal-i gevher mercan saçarım

Bir derdim var bin dermana değişmem” (Aşık Hatayi)

Not: “Sevda sırrınan olur” diyen bir adamı dinliyorum. Sonra diyorum ki havalandırılan türküye kulakları açık bir adamdan da gönül perdesi açık olanlardan da kimseye zarar gelmez. Çünkü o farkındadır cehaletinin ki dünyanın rengi kanılacak bir şeydir. Çok azı ise bundan pişmanlık duymuştur ve duyacaktır. Bu hafta “Bozkırın Tezenesi” türkümüzü havalandırıyor ve  “evvelim sen oldun, ahirim sensin” diyor.

Bize kadar

1- Çok mu gürültü var, çok mu söz var? Çok mu hikmetli söz var? Çokça öğüt az uygulama mı var? O zaman küçük gördüğün eksiklikleri gider, küçük gördüğün iyilikleri sürekli kıl ve küçük görme işte o zaman dışındaki bütün gürültüyü, kiri-pası atacak içinde engin bir ruha kavuşacaksın. Zihnin berraklaşacak, eylemlerin güzelleşecek ve dünya daha bir yaşanabilir hale gelecek. İçinin sesini aç!

2- İki dakika sonrasını göremediğin bir dünyada “en” olsan ne olur, “boy” olsan ne olur? Onun için konuşurken, eylerken içinden bir ses ölüm de var, hesap da var diye tekrar etsin. Çünkü geçiciliğini unutan insan, insanlığından utanacak hale gelir.

3- Maddeye bakıp umutsuzluğa düşüp dertlenme! Kuvvet ve Kudret sahibi Allah var, yeter ki iste. Çünkü, “O, dilediğine hesapsız verir.”

DAĞARCIK

“Kabına sığmaz olunca bana koşardı eskiden, şimdi bunu yapmıyor; kırgın. Kırgınlığının nedenini çözemiyorum bir türlü, artık gözleri çok uzaklaştı, okunmuyor.” (Hasan Ali Toptaş’tan tadımlık)

TEKKE

“Ülkeyi partiler, programlar, reçeteler düzeltmez. Ahlakımız düzelmedikçe, ahlak siyasete egemen olmadıkça memleket de düzelmez.” (Ömer Lütfi Mete’den tadımlık)

Bir lahza

“Hem kıvıramamak, hem dışarıda olmak çok feci bir şey kaplumbağa, çok feci... Ne diyeyim şimdi? Dışarıdayım, üşüyorum beni içeri alın diyemem ki... Kıvıramadım…” (Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni’nden)