Kendimizi ucuza satmayalım

Abone Ol

BU dünyaya bizi getiren Rabbimize hamdolsun. Bizim doğumumuza sebep olan anne ve babalarımızdan ölenlere rahmet olsun, sağ olanlara sıhhat, afiyet, ameli salih ve sağlam bir imanla ahirete gitmeyi Allah nasip etsin.

İyi ki dünyaya getirilmişiz.

Bu dünyada eşi ve benzeri olmayan, tonlarca altınla, gümüşle, yakutla, inciyle, milyarca petrol variliyle, dünya devletlerinin tamamının mevcut paralarıyla satın alınamayacak bir cevheri elde etmişiz.

Eğer o cevhere sahip olmasaydık Allah korusun, biz de diğer kafirler gibi, Papa gibi, Haham gibi, Donald Trump (d. 1946, 08 Kasım 2016’da Amerika Cumhurbaşkanı seçildi) gibi, Putin (Vladimir Vladimiroviç Putin d. 1952, Rus Devlet Başkanı) gibi insanların ve onların yönetimindeki yazar ve çizerlerin ağzıyla “…dediği gibi, buyurduğu gibi, söylediği gibi, yaptığı gibi” lakırdılarla aydın köleler arasına giriverirdik.

Rabbimize hamdolsun ki İslam’ın tarif ettiği şekilde Allah’a imanımız var.

Ya olmasaydı? Sorusu bile beni ürpertiyor.

Tatlılar içinden balı severim.

Çiçekler içinden gülü, daha çok severim.

Ama “bir elinde bal, bir elinde gül, yanında da yârin olacak, gülistanda yaşayacaksın, bir dediğin iki edilmeyecek, ama imansız bir hayat yaşayacaksın” denilse bütün dünya, içindekilerle beraber terazinin bir tarafına koyulsa, öbür tarafına imanın altı şartından biri konulsa o bir tek şart dünyaya ve içindeki servetlere ağır basar.

Avustralya’nın en güzel şehri olan Sydney’den Oslo’ya kadar Asya’nın ve Avrupa’nın birçok şehrini gördüm, fotoğraf merakımda olduğu için, Sony 828 ve Canon Mark 2 EOS 5D  ile fotoğrafladım da.

Ancak hiçbir manzara, Kur’an’dan bir sureyi veya bir ayeti okuyup manasının bende açtığı rengarenk ufkun verdiği tadı veremedi.

Yazılarımı takip edenler bilirler.

Batı’dan veya Doğu’dan, hiç fark etmez,

Zekâ parlaklığı kelimelerinde parlayan,

Tadı cümlelerde buğu gibi etrafa yayılan,

Okurken şelale sesi gibi şakırdayan şiirleri de pek severim.

Şairler arasında sahabeden sonra Mehmet Akif Ersoy’dan daha üstününü tanımam ama hiçbir söz sultanının sözünü Rabbin bir tek kelamına değişmem.

Yahu, ayetler ve surelerden daha fazla ufkumu genişleten bir kitap veya söz duymadım, okumadım ondan.

Rabbin kelamından sonra gücünü Kur’an’dan alan sevgili peygamberimizin sözlerini bu dünyada tanıdığım için bu dünyayı da seviyorum.

Tarla sürer gibi sürmemiz gerekir bu dünyayı. Bir zamanlar, tarlamızı öküzle ve kara sabanla sürerdik.

Şimdilerde traktörle sürüyoruz.

Dünyamız, ahiretimizin tarlasıdır. Onun için severiz dünyamızı.

Tarlamıza, traktörle pıtrak dikenleri ekmediğimiz gibi bu dünya tarlasına da cennette de işe yarayacak güzel ameller ekmemiz gerekir.

İşte iman ettiğimiz Kur’an, bize iyiyle kötüyü, hak ile batılı, hayırla şerri ayırt ediveren kitabımızdır.

O kitabın nasıl anlaşılıp uygulanacağını da bize gösteriveren sevgili peygamberimizdir.

Sevgili peygamberimiz bir gün çok önemli bir konuşma yaptıktan sonra konuyla ilgili soru sorulmasını istemiş.

Ashabdan bazıları kimseyi ilgilendirmeyecek şahsi sorular sorunca sevgili peygamberimiz üzülmüş. Bunun üzerine hazreti Ömer: “Biz, Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, peygamber olarak Muhammed’den razıyız, hoşnuduz, mutluyuz” demiş. (Buhari, Sahih, K. Mevakıytüssalat, bab 1. Hadisi Müslim, Ebu Davud, ve diğer hadis kitapları da rivayet etmişler)

İşte bu imana sahip olan Müslüman, dünyanın her şeyine sahip kafirden daha zengindir.

Aman! Aman ha aman! İmanımıza iyi sahip çıkalım.

Dünyanın hiçbir makam, servet, şehvet ve şöhretiyle değiştirmeyelim.

Yoksa kendimizi ucuza satmış oluruz, cehennem çöplüğüne yakıt oluruz.