Kendimi seçtim

Abone Ol

İNSANLAR mutlu olmak için evlenirler, ayrılmayı kimse istemez. Fakat insan öyle şeyler yaşıyor ki, istemeden evliliğini sonlandırabiliyor. Benim hayatıma hep büyükler karar verdiler. Evliliğimiz de öyle oldu. Yaşımın evlilik için biraz geciktiğini düşünüp kabul etmiştim. Fakat evlendikten sonra eşimin tavırları benim bütün hayallerimi altüst etti. Her şeyden önce güçlü bir kadın istemiyordu. Onun her dediğine boyun eğecek, hiçbir konuda söz söylemeyip ona tabi olacak, kocasından dayak yese de sesini çıkarmayacak bir köle istiyordu. Ona göre bir kadın bu vasıflara sahip olmalıydı. Benim annemde aynı şeylere katlanmıştı fakat ben onun yaşadığı sıkıntıları gördükçe asla böyle bir evlilik yapmam diyordum fakat nasıl olduysa sorunlu bir evlilik yapmıştım.

Liseden sonra okuyamamıştım ama annemden dikiş dikmeyi öğrenmiştim, evliliğim süresince komşularımın giysilerini diktim. Fakat evdeki şiddet devam edince hayat katlanılmaz hale geldi ve ayrılmaya karar verdim. Bu kararıma ailem karşı çıktı. Fakat ben ya köleliğe razı olacaktım ya da kendimi seçip bu hayattan kurtulacaktım. Ben ikinci şıkkı seçtim, ailemi de karşıma alarak evliliğime son verdim. Şimdi bir işim var ve ayaklarımın üzerinde durabiliyorum. Fakat bir erkeğin neden eşine zulmetmekten keyif aldığını neden eşini köle gibi gördüğünü hala anlayamıyorum…

(M.K)

Şiddete eğilimli erkeklerin ekserisi hakkını savunamayan zayıf bir kadınla evlenmeyi tercih ediyorlar. Bu onları cesaretlendiriyor ve daha rahat hükmedebileceklerine inanıyorlar. Kendini değersiz gören erkek, egosunu zayıf kadın üzerinden tatmin yoluna gidiyor. Ona göre kadın, yaşadığı tüm haksızlıklara boyun eğmeli ve kendisine kölelik yapmaya devam etmeli. Şiddet yanlısı erkek bu şekilde hareket ederek, iç dünyasındaki çelişkileri, yetersizlik duygusunu bastırmaya ve köleleştirdiği kadın üzerinden varlık göstermeye çalışıyor.

Halbuki evliliklerde mutluluğu sağlayan temel iksir, baskı değil paylaşımdır. Ezen ve ezilenin aynı ortamda yaşadığı bir ailede huzur ve mutluluktan söz edilemez. Çünkü burada sadece zulmeden kişinin sesi vardır, ezilen eş ise hiçbir konuda varlık gösterememiştir. Böyle bir ortamda çocukların sağlıklı bir kişilik kazanmaları da mümkün değildir. Çünkü yaşamları için seçebilecekleri sağlıklı rol modellerinden mahrumdurlar.

Evlilik bir dayanışma ve paylaşım ortamıdır. Eşler birbirlerinin rakipleri ya da efendi köleleri değil, yol arkadaşıdırlar. Yol arkadaşlığı demek yolculuk sırasında kişilerin birbirlerinin yüklerini hafifletmeleri ve destek vermeleri demektir. O yüzden şiddet ve baskı ile devam eden evliliklerde huzur ve mutluluk yoktur. Çünkü onlar yol arkadaşı olamamışlardır.