Kohut’un öncülüğünde gelişen kendilik kavramı çocuğun ebeveynini aynalayarak gereksinimlerini gidermesi ve kişiliğinin yapı taşlarını oluşturmasıdır. Kendilik nesnesi çocuğun benliğinin bir parçası olarak deneyimlediği nesnelerdir ki, onun ihtiyaçlarını karşılayan anne, baba ve yakınında yer alan tüm kişiler bu kategoriye dâhildir.
İki tür kendilik nesnesi vardır; birincisi çocuğun varlığını onaylayan ona değerli olduğunu hissettiren anne-babadır bunlar “aynalama kendilik nesnesi” olarak tanımlanır, ikincisi ise çocuğun saygı duyduğu ve kişiliği ile bütünleştirerek idealize edebileceği kişilerdir. Çocuk erişkinlerin dünyasına katıldığında da bu gereksinimi devam eder ve idealize ettiği nesneleri ebeveyninin inşa ettiği kendilik yapılanmasına dâhil ederek hayatını sürdürür. Kohut, bireylerin kendilik nesnelerine olan ihtiyacının hayat boyu devam ettiğini ileri sürer ve bunun doğal bir durum olduğunu belirtir.
Çocuk ilk dönemlerde annenin kendiliğini kullanır ve dünyaya onun gözleri ile bakar. Annenin çocuğa yaklaşımı, onunla kurduğu ilişki bebeğinin gereksinimlerini doyurur. Oral dönemde anne çocuk ilişkisi yetersizse, çocukta temel güven duygusunun kazanılması eksik kalır. Çocuk gelecek yaşantısında bu eksikliği, bu yoksunluğu hep hisseder ve ebeveynin yerine koyabileceği kişi ya da nesnelere ihtiyaç duyar.
Peki, ebeveynden yoksun olan çocuklar kendilik gereksinimlerini nasıl karşılayacaklar? Çocuklar yaşamın ilk yıllarından kendilerine bakım veren kişi kim ise onunla bağ kurar ve aynalama gereksinimlerini onlar üzerinden karşılarlar. Bakıcının çocuğun ihtiyaçlarına cevap vermemesi durumunda ise kendilik ihtiyacı bir boşluk olarak ortaya çıkar ve devam eder.
Kohut, Freud’dan farklı olarak insanın kişilik yapılanmasını (id, ego, süper ego) gibi parçalara ayırmaz aksine kişiliğin bütünlük arz ettiğini savunur ve kendilik nesnelerinin birbirlerini tamamlayan ve desteklen yanına vurgu yapar.
Yüce Yaratıcı’mız dünyaya aciz bir varlık olarak gelen çocuğun ihtiyaçlarını ebeveynine bahşettiği donanımlar ile karşılıyor ve anneyi ona hizmetkâr kılıyor. Anne onun fiziki ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayarak hayata hazırlıyor. Baba ve ailenin diğer fertleri ise annenin yanında yer alarak onun ruhen güçlenmesini ve kendini güvende hissetmesini sağlıyorlar. Çocuğun kendini tanıması, yatıştırması, güven duyması, bütünlük duygusu içinde olması için ebeveyninin Allah’ın bahşettiği bu potansiyeli kullanmaları ve destekleyici bir tavır içinde olmaları gerekir.