Son günlerde ekonominin başına yeniden Mehmet Şimşek’in getirileceği yolundaki söylentiler hız kazanmış bulunuyor.
Gerek iç ekonomi çevreleri gerekse dış ekonomik çevrelerde hep bu konu konuşuluyor!
Ve ekonominin başına Mehmet Şimşek isminin getirileceği yolunda beklenti oluşturuluyor.
Biz böyle bir gelişme yaşanacağına ihtimal vermiyoruz.
Ama “kesinlikle böyle bir şey olmaz” da demiyoruz, diyemiyoruz!
Zira yıllardır tanık olduğumuz olaylar “bu iktidar döneminde olmayacak bir şey yok” dememize neden oluyor.
Ancak böyle bir atama bugüne kadar ekonomiyi yönlendirenlerin kendi kendilerini inkârları gibi bir şey olmaz mı?
“Bize yetki verin ülke ekonomisini nasıl uçuruyoruz görün” diyenler böyle bir atamayı nasıl izah edebilirler?
İzlemiş oldukları ekonomik modelin “iflas ettiğini” peşinen kabul etmiş olmazlar mı?
Evet, ülke yönetiminde söz sahibi olanlar cidden zor bir süreçten geçiyorlar.
Ya bugüne kadar izledikleri politikalarda ısrarcı olacaklar ve netice itibarıyla hüsrana uğrayacaklar.
Ya da “bugüne kadar izlediğimiz politika yanlışmış şimdi emaneti sahibine teslim ediyoruz” diyerek görevi Mehmet Şimşek’e devredip yenilgiyi kabullenecekler!
Bu açıdan bakıldığı zaman ülke ekonomisini yönlendirenlerin tam bir çıkmaz sokakta bulundukları söylenebilir.
Öyle bir haldeler ki aşağı tükürseler sakal, yukarı tükürseler bıyık durumu ile karşı karşıyalar!
Bu durumu anlatacak en güzel kelime ise çaresizlik olsa gerek!
Bugüne kadar kendi bildiklerini okuyarak, yapılan tüm uyarılara kulak tıkayarak ekonomiyi sıkıntıya sokanlar şimdi yeniden eski günlere dönerek ekonomiyi rayına oturtmayı hedefliyor olabilirler.
Ama öyle görünüyor ki atacakları bu adımda başlarına yeni sorunlar açacak ve özlemini duydukları düzgün ekonomiye bir türlü kavuşamayacaklar.
Sanki bataklığa düşmüş adam gibiler.
Kurtulmak için çırpındıkça da daha çok batmaları kaçınılmaz bir hal alıyor. Dün kapının önüne koydukları isimlerden bugün medet umar hale gelmeleri ilginç değil mi?