Dün Kemalist laikler kendi yandaş medyalarında çıkan
haberlerle, parti kapatıyordu. Ele geçirdikleri kalelerde, tesettürlü
kızlarımıza, namaz kılan personeli fişliyor ve ilişkilerini kesiyordu. Kemalist
laiklerin mağdur ettiği insan sayısı hiç de az değildir. Heyhat! Bugün
geldiğimiz noktaya baktığımızda, Kemalist laikler gitmiş, yerine vesayetçi
demokrasi gelmiş! Kısacası Kemalist laikler gitti, muhafazakâr laikler geldi.
Dünün düşman ilan edilen dindarları, bugün Kemalistleri ve cemaatleri tehlikeli
görmektedir. Devletin savunma refleksi değişmemiştir. Sadece, savunma refleksi,
ideolojisini yenilenmiştir. Bu Yenilenme kırmızı kitapta da yerini almıştır.
Dün üstünlerin hukuku vardı bugün ise yine üstünlerin hukuku varlığını
sürdürmeye devam etmektedir. Secim barajını getiren darbeci zihniyettir. Sivil
otorite ise, Saadet Partisi ve BBP nin Meclis e girme korkusuna barajı
kaldırmamaktadır. Bunu bir televizyon programında AKP li Burhan Kuzu itiraf
etmiştir. Bu durumda darbeci vesayetle, sivil vesayet arasında fark var mıdır
Her ikisi de korktukları için barajı savunmuyorlar mı Önüne gelen bizi
kandırıyor. Milletçe bu kadar saf mı gözüküyoruz Türkiye de tek parti yönetimi
ve sonrasında militarist, kutsal devletçi, ulusalcı çevrelerin kendilerini
Kemalist diye gösterme gayretleri hep olmuştur ve de olacaktır. İşin ilginç
tarafı AKP nin de Kemalistleşmeye başladığıdır. Bugün hem CHP hem de AKP batı
yanlısıdır. Bünyelerinde Kemalist ve ulusalcı bireyler barındırıyorlar. Yaşanan
olaylara baktığımızda İktidar partisi, demokrasiyi kendi için istemekte ve
Kemalist rejimin paranoyasını yaşamaktadır. AKP nin bir demokrasi tesisinden
bahsedilecekse, bunun adı olsa olsa yeşil Kemalistlerin huzursuz demokrasi si
olur.
Kemalistler ve ulusalıcalar bu halk kendisi, doğruyu bilemez,
doğru karar veremez düşüncesiyle yıllarca halka vasilik görevi yapmışlardır.
Bunu AKP Milli İrade kavramıyla yapıyor. Bunu yaparken Kemalistlerden aldığı
vesayeti olduğu gibi koruyarak senin adına ben milli iradeyi yürütüyorum
diyor. Hem diliyle hem de beden diliyle.
Ama biz Çok bir şey istemedik. İnsanca ve eşit yaşam
hakkı için, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesinden başka bir talebimiz
olmamıştır. İnançlı, Müslüman bütün kardeşlerimiz bilir ki, adaletin olmadığı
yerde hukuk olmaz. AKP nin adil, adaletli söylemlerine karşılık, bu millet oy
vermedi mi Gerçekten bu kavramlar hayata mı geçirildi Yoksa bu kavramların
içi mi boşaltıldı Cumhuriyet kurulduğu günden beri, yapılan darbeler, yaşanan
ekonomik krizler bizleri yordu. Bütün bunların üzerine bir de Cemaat-AKP
kavgasını yaşadık. Yeter artık çok yorulduk.
Milletçe yorulduk! İtişmekten, itilmekten yorulduk!
İkinci sınıf vatandaş olmaktan yorulduk!
Yüksek faturalar ödemekten yorulduk!
Üstünlerin bizleri kullanmasından yorulduk!
Safların keskinleştirilerek, mezheplere, ırklara
bölünmekten yorulduk!
İdeolojiler arasında sıkışmaktan yorulduk!
Soyulmaktan, ötekileştirilmekten yorulduk!
Devlet dairelerinde memur, hastanelerde doktor kaprisi
çekmekten yorulduk!
Ekonomi iyi deyip, her yıl vergilere zam yapan
siyasetçilerden yorulduk!
Yorulduk da yorulduk! Bizi bizden olmayanlar değil, bizi
bizden olanlar en çok yoranlar. En korkuncu ise, adalet beklediğin kişilerden
adaleti beklerken yorulman düşün artık yakamızdan. Yetmedi mi bu korkunç
kapitalizmin altında ezildiğimiz.