Kemal Sunalın Şaban tiplemesi üzerinden toplumun yozlaştırılması

Abone Ol

“Kemal Sunal,” filmlerinde canlandırdığı “İnek Şaban” tiplemesinden rahatsız olan “Orhan Erezkay” adındaki bir vatandaş, Antalya Cumhuriyet Savcılığı’na şikâyette bulunmuş.

Gerekçesi de; yıllardır “Şaban” ismine karşı bilinçli bir itibarsızlaştırma, gözden düşürme ve aşağılama çalışması yapıldığını savunmuş.

Yıllardan beri televizyonlarda gösterilen “İnek Şaban” tiplemesi nedeniyle insanların artık çocuklarına “Şaban ismini” koymadıklarını, koyanların da değiştirme yoluna gittiklerini iddia etmiş.

Bunun sonucunda “Şaban adının” Türkiye’de artık aptal, seviyesiz ve patavatsız sıfatlarının hepsini içine alan bir “lakap” haline getirildiğini söylemiş.

Bu durumdan rahatsız olduğu için de “demokratik özgürlük hakkını” yasal yolla uygulamaya koyulmuş.

Bunda bir anormallik, bunda bir sıra dışılık var mı

Bana göre yok.

***

“Sosyal medya” başta olmak üzere, adama olmadık hakaretler, dışlamalar, çirkin sıfatlar ve saldırılar yapmak suretiyle adeta “linç edildi.”

Bu ne tahammülsüzlük, bu nasıl bir kin, bu ne biçim nefret dolu tepkiler ..

Adamcağız fikrini ortaya koyuyor ve demokratik hakkını, yasal yolla kullanıyor.

Sen de düşünceni ve alternatifini açık açık ortaya koy, sana engel olan mı var

Niye pervasızlaşıyorsunuz, niye saldırgan oluyorsunuz ..

“Din adına bir fikir ortaya konduğunda,” bazı kişiler veya kesimler (!..) öylesine saygısızlaşıyorlar ki insanlıktan çıkacak hale geliyorlar.

Hep belden aşağı vurmalar, aşağılamalar, dalga geçmeler ve aforoz etmeler alışkanlık haline gelmiş.

“Kemal Sunal’ın” şahsını Türk halkı benimsemiş ve bağrına basmıştır.

“Şahsından dolayı bir sıkıntı, bir rahatsızlık söz konusu değil.”

Ben şahsen, “Kemal Sunal’ın Şaban tiplemesini” bu amaçla canlandırdığı kanaatindeyim.

Bilmeden bu rolü üstlendiğini ve “komiklik adına” yaptığını düşünüyorum.

Ancak bu tür filimler, “toplumu ve insanları yozlaştırma projeleri olduğunu” da çok iyi biliyorum.

“Kemal Sunal,” bunun farkında değil, belki yönetmen de değildir.

Bu proje, yapımcının ve onunla beraber hareket edenlerin projesidir.

***

Facebook’ta bir vatandaş, bu söylentiler karşısında; “bugüne kadar Kemal Sunal’ın filmlerini bu niyetle seyretmedim” diyor.

Bu proje öylesine doğal, öylesine cazip hale getiriliyor ki, “Kemal Sunal”ın cazibesi üzerinden “bilinçaltına” bu düşünceler yerleştiriliyor.

İlerde bu vatandaş, çocuğuna farkında olmadan “bilinçaltı şartlandırmasıyla” Şaban, Ramazan veya Recep adlarını koymayacaktır.

Bu konuyla ilgili yapılan ciddi bir araştırma var.

30 Nisan 2013 sabah 10,00 “Samanyolu tv” haberlerinde konuk olan, “Marmara üniversitesi ilahiyat fakültesinde yardımcı doçent Bilal Yorulmaz,” enine boyuna bu konuyla ilgili araştırmalarını anlattı.

1960 yılında, Türkiye çapında çocuklara konulan “Şaban ismi” 3000 civarındaymış.

2011 yılında “Şaban ismi” 100’e inmiş.

Bunun yanında “Şaban adını” mahkemeyle değiştirenlerin rakamlarını belgeleriyle anlattı.

Bu bir vaka… Hem de gerçek istatistik ki bir vaka…

“Toplum mühendisliği yapanların projeleri” bu şekilde hayata geçiriliyor.

Şairin dediği gibi; “cumamız pazar oldu, bize ne olduysa azar azar oldu” sözü bunu çok güzel ortaya koyuyor.

***

Toplumda olup biten bu tür olaylar tesadüfî değildir.

“Toplum mühendisleri” olarak adlandırdığımız bu organizenin içinde sosyologlar psikologlar, tarihçiler ve bir sürü “akîl insanlardan” oluşuyor

Yılmadan, usanmadan büyük araştırmalar ve deneyimler sonucunda, her olay ölçülüyor, biçiliyor, en doğal, en sempatik ve en cazibeli bir şekilde hayata geçiriliyor.

Bunun için de “sinema, tiyatro, müzik ve diğer sanat dallarıyla” projelerini hayata geçiriyorlar.

“Sinema sektörü,” bu işin en etkili ve en kalıcı alanıdır.

“Türk Sinemasında,” toplumun ”din ve iman” imajını değiştirebilmek için yıllardan beri “imam tiplemesi” nasıl gösterildi

Cenazenin önünde yürüyen, tipsiz, sevimsiz, paspal kıyafetli, saçı sakalı birbirine karışmış, yakası kirli “imam tiplemelerinin” hiç biri tesadüfî değildir.

“Rejimin öğretmenini veya kahramanını” sempatik hale getirebilmek için onun karşısında çıkarcı, sahtekâr, üfürükçü, fitne fesat çıkaran zalim hacılar veya hocalar çıkararak yıllarca “din düşmanlığı” yapıla gelmiştir.

“1960 İhtilal”ından sonra, Türk sinemasının ideolojik plandaki çabaları pek çok filmlerde işlenmiş ve “Marksizm’in din anlayışı” aynen yansıtılmıştır.