"Kelime roketlerini ateşliyor bir ozan"

Abone Ol

Başlık, Bahaettin Karakoç un bir mısraıdır. Türk şiirinin bu ak saçlı usta şairinin Ben Senin Yusuf un Olmuşum (Dolunay Yay., K. Maraş, 2006, 130 s) adlı son kitabından. Şair, "Rüzgarı Terkisine Alan Akıncı" şiirini böyle bitiriyor.

Bu sayfanın okurlarına Bahaettin Karakoç u tanıtmaya lüzum olmadığı kanaatindeyim. Fakat, kendi kaleminden çıkan "detaylı özgeçmişi"nden "ömrün özeti" olarak takdim ettiği birkaç cümleyi buraya aktarmak istiyorum: "Hamdolsun yüce Rabb ına ki Bahaettin Karakoç u insan sıfatında Türkiye de yaratmıştır. Hamdolsun ki Müslüman dır. Son Peygamberin ümmetindendir. Bezm-i elest akdine sadık, Kaalübela dan beri açlığı, susuzluğu hiç geçmeyen bir âşıktır. Yangını yüreğinden, dumanı başından, zikri yüreğinden hiç eksik olmaz."

Bahaettin Karakoç u kısacık da olsa tanıtma ihtiyacı hissetmemizin sebebi, burada ele alacağımız şiirleri sizlere daha iyi takdim edebilme kaygımızdır. Zira, burada amacımız onun son şiir kitabında yer alan ve bir dönemi sorgulayan metinlere yoğunlaşmak, böylece bir milleti temsil kudreti yüksek bir şairin zor zamanlardaki örnek durum, tutum ve davranışlarını takdim etmektir.

Bunun için, yukarıda andığımız Ben Senin Yusuf un Olmuşum da yer alan bazı şiirleri seçeceğimizi peşinen belirtelim.

İşte bunlardan ilki: "Evimiz İpotekli" (s. 14) başlıklı şiir. Şair, Adana İncirlik i anlatıyor:

"Ne zaman Körfez de sular ısınsa/Hareketlenir İncirlik/Bizim hava sahamızda/Kanatları, kuyrukları, motorları/Haç işaretli/Ve Müslüman kanına aşeren/Katil uçaklar/Ölümü çağrıştıran uğultularıyla/Kulak zarlarımızı bıçaklarlar"

Bahaettin Karakoç, şiir boyunca İncirlik ten çeşitli kesitler, birbirine benzer farklı sahneler aktarır:

"Bir noel sürecindeydi/Hiç unutmam/Bağdat ı noel ağacına benzetmişti/İncirlik ten havalanan uçaklar/ "

"Bu sene de/Mübarek Ramazan ayının başında ve içinde/Tekrar sahnelediler aynı oyunu/Üzerlerine/ Müslümanlara Ramazan hediyesi yazdıkları/Füzelerle/Yeniden yıktılar, yaktılar Bağdat ı/ "

Şair, 1998 de kaleme aldığı bu şiirinde "ipotekli ev"in sorumlularını da işaret eder: "Yesin, içsin, çalıp oynasın/Yarını düşünmesin Ankara".

"Cellatlar ve Kurbanları" (s. 20) Bahaettin Karakoç un aynı yıl (1998) kaleme aldığı bir başka şiirdir. Şiirde o dönemde yaşanan bir sürece, 28 Şubat facialar sürecine göndermeler yapılmaktadır: Siyaset ortamına biçilen kefen, iflas etmiş yargı sistemi, kaybolan insanlar, mezar evler, örtülerinden ötürü zulme uğrayan kızlar Şiirin tamamını bulup okumanızı size bırakarak küçük alıntılar yapıyorum:

"Ellerim şair elleridir, katil elleri değil/Öyleyse kimler koyuyor bu ölüleri ceplerime " "Boyunlarına kayalar bağlanarak denize atılmış/Katledilmiş insanlar gibidir ceplerimde parmaklarım" "Sınıfta kalmış, hâlâ acemi bir cumhuriyetçi/O da gönüllüler arıyor gaz odalarına" "Cebimin bir köşesi şehit kızlar mezarlığı/Okumak ve başlarını örtmek için öldüler" "Oltama çarpıp çarpıp gidiyor yüzleri yolunmuş/Krallar, melikler, çarlar, Kaanlar şahlar "

On beş dörtlükten oluşan ve pek çok tarihi şahsiyete (Genç Osman, Sokrates, Galileo, Taşlıcalı Yahya Bey, Şehzade Mustafa, İskilipli Atıf Hoca, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu) telmihlerin yer aldığı "Cellatlar ve Kurbanları" şiirinin 14. dörtlüğünde o günlerde hakkında haksız bir mahkumiyet kararı verilen devrin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan a şöyle seslenilmektedir: "Ey, kaptan köşkünde oturan şehremini, halkın dostu;/Şükret ki başın yerinde dimdik duruyor". (Bahaettin Karakoç un bu edebî hitabının ebedî kalmasını temenni edebiliriz.)

"Gaza-yı Ekber veya Onurlu Kardelenlerin Beyaz Direnişlerine Selam" (s. 23) şiiri, bağlamımız çerçevesinde dikkatlere sunacağımız son metindir. Şair, 1999 da yazdığı bu şiirinde tarihî bazı hadiselerden yola çıkar. Yukarı Mezopotamya ya gider, Babil kralı Nemrud a telmihte bulunur: "Yaratılmışların en nankörü/Babil kralı Nemrud/Her yaz/Adıyla anılan gölde çimer/Adıyla anılan dağa çıkar/Enginlere bakar bakar/Tanrılığını ilan eder/Aklına hiç gelmez feyyaz/Garipleri, dervişleri/Hidayete ermişleri/Barındırmaz ülkesinde/Asın-kesin/Yakın, yıkın diye/Ertelenmesi mümkün olmayan/Fermanlar buyurur/ "

Şair, Nemrut un zalimliğini uzun uzun anlattıktan sonra sözü Hz. İbrahim e getirir. "Mutlak Yüce nin farkında/Mutlak Gerçek in yolundadır/Putları, putperestleri sorgulayan/İbrahim,/Putlara ve baltaya dalalı/Bir denklem kurar/ Allah BİR dir,/Benzeri ve ortağı yoktur der/Tapınaklardaki putları/Bir bir kırar/Ve İbrahim le başlar/İlk gaza-yı ekber"

Bahaettin Karakoç, tarihe dönük bu uzun anlatımlı telmihten sonra sözü güne getirir ve seslenir: "Az kıssadan çok hisse/Çıkarasınız diye/Sözü günümüze getirmek istiyorum/Kader aynı kader, süreç başka/ ( ) Ey, çağdaş Nemrut ların zulümlerine/Açık hedef olanlar; Ey başörtülü diye/Okullarından kovulanlar;/Ey, İbrahim in güzel mirasçıları/Zulme, esarete ve küfre karşı/Dimdik ayakta duranlar/ " Şair, uzun soluklu bu şiirinde gündeme dair bazı tahlillerde bulunduktan sonra sözü şöyle bitirir: "Ey iman eksenli kardelen çiçekleri/El ele tutuşun, dua edin/Korkmadan ateşin üstüne gidin/Bırakın yapanların üzerinde kalsın/Bu çirkin ihâle/Rabb ini bilene Rabb i yar olur/dilerim çevreniz hep gülzar olsun/Benden bu selam şiiri size,/Sizin haklı eyleminiz sonrakilere/Bergüzar olsun"

Ben Senin Yusuf un Olmuşum da arka arkaya sıralanmış bu üç şiirden başka, benzer bir tavırla 1998 de kaleme aldığı "Bir Yumak Işık Osman" (s. 64) şiirini de özellikle ele almalıyız.  Şiir, Sultan Osman ın ağzından yapılan bir anlatım halindedir. Bursa nın Osmanlı dönemi ile ilgili tarihinden kesitlerin sunulduğu şiirde söz gündeme getirilir. Sultan Osman ebedî mekânından olan biteni gözlemekte ve varolan olumsuzlukları bir bir tel in etmektedir:

"Şimdi Bursa nın yüksek bir yerinde/Mütevazi bir türbede yatıyorum/Holding sahipleri/ Ve çağdaş yaşam havarileri değil/Münzeviler ziyaret ediyor beni/ Bir de âşıklar, garipler, talebeler/Ve Osmanlı yı merak edenler/ ( ) /Burdaki makamımdan seyrediyorum/Bursa, Osmanlı nın Bursa sı değil/Taşanların tasmasıdır Azazil/ ( ) Zenginler,/Eski tekfurlar gibi/halkın sırtına oturmuşlar/ Beytü lmal dan beslenen bu zenginler/Sırtlarını klüplere vermişler/Kimisi rotaryen kimisi lions/Haram sofralarda demlenirler/( )/Hak tan ve halktan çalınan hükümranlık/Bir zulüm aracı olmuş artık/Zaman, ayaklara fırsat veren zaman/Gittikçe koyulaşıyor karanlık/ "

Şiirimizin ak saçlı delikanlısı Bahaettin Karakoç un (şimdilik) son kitabı olan Ben Senin Yusuf un Olmuşum da yer alan sosyal içerikli bu şiirleri gündeme taşımamızın sebebini yukarıda belirtmiştik: Bir şairin her türlü olumsuzluğa rağmen milletinin yüce değerlerine sahiplenme mevkiindeki örnek kimliği Böylece şunu da gerçekleştirdik: Usta bir öncüyü, bir şiir rehberini, okuyucularımızın ve genç şair arkadaşların ilgisine sunduk

Evet, ne diyordu: "Durmadan kelime roketlerini ateşliyor bir ozan".

İletişim: P. K. 205, Ulucamii, Bursa www.cevatakkanat.blogcu. com

BİR DERGİ: AZ EDEBİYAT

Aydın Nazilli de yayımlanan Az Edebiyat ın ilk sayısı. Üç ayda bir çıkacak. Kemalettin Bal ın mesuliyetinde yayımlanan dergide aşina isimlere rastlıyoruz: Berat Demirci, İsmail Karakurt, Mehmet Aycı, M. Sait Türkoğlu, Nurettin Durman, Müştehir Karakaya, Mustafa Oğuz, Hüseyin Kaya, Münire Daniş Oysa bu tür dergilerde mahalli çevreden gençlerin eserlerine daha çok yer verilmeli.

Dergide, Berat Demirci nin "Düşünüyorum O Halde Descartes Var!", İsmail Karakurt un "Şiirde Kelime, Şiir Büyük Kelime" başlıklı yazıları tatmin edici. Bir takım ilginçlikleri ihtiva etse de, Az Edebiyat ta yer alacak mülakatlara Cezmi Ersöz ile başlanması ise bence büyük bir hata. Gelecek sayılarda daha seçici davranılacaktır sanırım. (azedebiyat@gmail.com 0 506 5829594)