Keçeden Kürk yapanı bir bulsak...

Abone Ol

Seranım çok çiğnedi Turgutun getirdiği Keçeyi Ünlü ANAPlılardan ve ANAPın içindeki Türk büyüklerinden Mehmet Keçeciler Bey 12 Eylül alt komisyonuna konuşmuş. 1980 ihtilaline gerekçeler arasında sayılan, MSPnin Konyada düzenlediği Kudüs mitinginin öncesini ve mitingin hal ve gidişini anlatmış. Zatıalileri bizzat ve şahsen o günlerde MSPden seçilmiş Konya Belediye Başkanı sıfatını taşıyordu.

Neler mi anlatmış Gazetelerin haber sayfalarına yansıyan cümlelerine bir bakalım. 2. Ordu Komutanı Demirel demiş ki; "Şurada karar aldık. Bak göreceksin nasıl önleyeceğimizi. Anarşisti bulduğumuz yerde öldüreceğiz. Onun mevzuatını da biz düzenleyeceğiz."

12 Eylülü yaşayan Keçeciler, 12 Eylülden sonra kurucusu olduğu ANAPta yıllarca milletvekilliği ve bakanlık yapan Sayın Keçeciler, bugün Meclis komisyonuna bu anlattıklarını, partisinin strateji belirlediği toplantılarında, Meclisin serbest oturumlarında neden anlatmadı

Önemsiz mi bulmuştu o komutanın dediklerini, yoksa ancak şimdi mi hatırlayıverdi

Anarşist niçin anarşist olmuştu ve öldürülüverince problem bitecek mi idi

Meclis Komisyon üyelerini merak etmez misiniz şimdi Sayın Keçeciler, yıllarca iktidarda olduğunuz ANAP günlerinde, bir daha o yaşadıklarımız olmasın, komutanlar öyle konuşmasın, istemediniz mi Meclise hangi tedbirleri aldırdınız Gibi sorular sormayan Meclis Komisyonu üyelerini merak etmez misiniz

Miting günü olanları da dinleyelim Sayın Keçecilerden "Konya mitinginde İstiklal Marşı okunurken ayağa kalkmayanlar devletin provokatör ajanları idiler. Bunlar hiç bulunamadı ve kim oldukları hala mechuldür."

O miting dolayısıyla kendisi, arkadaşları, partisinin mensupları, genel başkanı suçlanmış bir Keçecilere bugün bunları anlatmak mı yakışırdı

ANAPta  millet vekili iken, bakan iken, ANAP ünlüleri sıralamasında ilke beşe giriyorken, neden araştırmadı o provokatör dediklerini Neden gün yüzüne çıkarttırmadı o kimlikleri

Sayın Keçecilerin aklına hiç mi düşmedi o olaylar dolayısıyla zulme uğrayanlar, mağdur olanlar, hapishanelerde dolaştırılanlar... İlgi alanına ANAPlı olunca niçin girmedi o insanlar: Halbuki onlara bir belediye başkanlığı borcu vardı.

Sormadıkları o hesabı kim, ne zaman soracaktı

Lazım olunca biz de kullanırız icabında diye mi düşündüler

Gelelim Sayın Keçecilerin karakteristik özelliğine. Ki kendisi anlatıyor komisyon karşısında: Erbakanı anlayamamak, hazmedememek, hatalarla ilişkilendirmek... Boşuna mı ANAPlı yaptı onu T. Ve K. Özal biraderler.

Kudüs mitingini iptal ettirmek için partisinin Genel Merkezine baskıya gittiği gün, hürmetlerini arz ettiği Demirelin kendisine "Hocaya söyle, erken seçim için destek versin. İhtilal söylentileri dolaşıyor," dediğini ve bu mesajı hemen Erbakana ilettiğini söyleyen Keçeciler, Erbakanın cevabını da unutmamış; üstünden yıllar geçmesine rağmen, anlayamamış olmasının itirafı da var içinde. "Yine bizi askerlerle tehdit ediyor!"

Sayın Keçeciler, Konya gibi bir şehrin belediye başkanı neden kestiremiyor bir başbakanın ihtilal söylentileri duyduğunda yapması gerekenleri..

Bir başbakanın işi gücü kendisine destek vermiş (kerhen de olsa) siyasi partilere baskı yapmak mıdır: Söylentiler var, şunu yapsınlar, bunu yapsınlar.

O söylentilere karşı tedbir almak sizin işiniz. Çünkü siz başbakansınız . Ayrıca bir siyasi parti başkanına bir diyeceğiniz varsa, gider randevu alır, kendiniz anlatırsınız. Ziyaretçileri siz niçin böyle kullanmaya kalkıyorsunuz

Demirele karşı bunları söylemek için insanın önce kafalı olması gerek. O kafanın içinde de bir beyni olmalı.

Demirel bilmez mi karşısındakinin kapasitesini. 50 kuruşluk bir telefon jetonunun yapacağı değil midir Keçecilerin yüklendiği...

Ki rahmetli Erbakan onu uyandırmaya, aydınlatmaya da çalışmış; "Yine bizi askerle tehdit ediyor!"

Yine ve tehdit kelimelerine dikkat!

Meclis komisyonu üyelerinin şu soruları Keçecilere sormalarını istemek bu ülke insanlarının hakkıdır.

12 Eylülde siz iktidarda iken, Demirelin tvlere çıkıp "İhtilalden hiç haberim olmadı." Dediğini duyup duymadığını..

İhtilalci K. Evrenin, Müslüman ülkeler toplantısında kendisine "Kudüs için neden bir şey yapmadınız" diye sitem eden yüksek dereceli bir diplomata, "Konyada mitinğ yaptık ya.." dediğini duyup, duymadığını...

"Devletin provokatör ajanları" diyen Keçecileri son birkaç cümle ile anlatırsak, ANAP ve fikriyatlarının niçin mezarlıkta olduğu daha iyi anlaşılır.

Keçeciler milletvekili, Keçeciler bakan, Keçeciler ülkeye T. Özalın yanından bakan, emrediyor tüm yetkilerini kullanarak.

"Bulun bana o provokatör ajanları.."

Cevap veriyorlar ve cevaplar çok tatmin ediyor Keçecileri:

"O ajanlar dolayısıyla siz buradasınız! Sizleri buralara taşımak için o insanlar provokatör ajanlık görevleri yaptılar. Hala anlamadınız mı "

Aslen gömleksiz ama kürk giymiş

Sağcıların Keçecilerini konuşturan Meclis Komisyonu solcuların da Kürkçüsünü konuşturmuş.

Kızıldereden sağ çıkmış Kürkçünün anlattıklarından bir cümle var; bizim mutlaka konuşmamız gereken... Çünkü içinde Demirel geçiyor. Keçeciler kadar samimi pozlar vermez ama sayın Kürkçü de Demirel diyor.

Yaşadıkları dolayısıyla Adalet Partisi hükümeti ile dönemin Başbakanı Süleyman Demireli daha çok suçladığını, komisyon huzurunda ifade etse de Sayın Kürkçü, biz anlattıklarından Keçeciler vezninde bir Demirellilik çıkardık.

Nasıl mı

"Mademki Demireli kaçıracaktınız. Siz hiç siyasetten anlamıyorsunuz. Bize bir haber uçursaydınız bir şekilde, biz korumayı kaldırırdık."

Kızıldereden sonra sorgulanırken arkadaşlarının idamlarını önlemek için Demireli kaçırmak istediklerini söylediğinde, sorgulamayı yapan MİT üst düzey yetkilisi kendisine aynen bunları demiş.

Niçin demiş Sorgulayıcı MİTci boşboğaz birisi mi imiş

Değilse..

Sayın Kürkçünün anlama kabiliyeti ile Sayın Keçecilerinki nasıl da çakışıyor.

Karşısındakinin çok üyeli bir solcu teşkilat başkanı olduğunu bilen MİT görevlisi, onu kullanarak o gençliğe bir mesaj vermek/bir yol göstermek fırsatını kullanamak istemiş. Yıl daha 1972dir ve 1980e herkes yaşayarak ulaşsın.

Sorgulayıcısını hala anlayamamış  Sayın Kürkçü. Demireli savunarak bulunduğu yeri ve günü kurtarmak istiyor.

"Mademki Demireli kaçıracaktınız..."

Niyetinizi onaylıyoruz ve katılıyoruz, demek değilse bu, başka hangi manaya gelir.

"Siz hiç siyasetten anlamıyorsunuz..."

Bir suçlama mı, yoksa eğitmeye çabalamanın bir neticesi midir bu cümle

Lütfen biraz siyaset öğrenin, çalışın...

"Bize bir haber uçursaydınız bir şekilde..."

Keçeciler gibi bir adamınız yok mu idi Yahut posta güvercinliği yapan postallı gazeteciler filan... İçinizdeki bizden birileri ile...

Yardımcı olmaz mı idik

"Biz korumayı kaldırırdık!"

Kürkçü itirafının ve Mit görevlisinin mesajının en önemli cümlesi budur. Yardımcı olmayı, korumayı kaldırarak yem ederdik manasına almasın hiç kimse. Devlet, başbakanımı alın götürün demeyeceğine göre, ne manaya gelirdi korumayı kaldırmak

12 Marta kadar 5 öğrencinin, 12 Eylüle kadar 5000 kişinin öldürüldüğünü sayan Sayın Kürkçü, Demirele karşı size yardımcı olurduk, diyen görevliyi hiç anlayamamış.

Görülen o ki, anlayamadığı gibi o günden sonra görüştüğü hiçbir arkadaşı ile de paylaşmamış. Gün olur Meclis Komisyonuna anlatırım diyerek içinde tutmuş.

Sorgulayıcı MİT görevlisinin başkan Kürkçü vasıtasıyla ulaştırmak istediği mesaj yerine ulaşsa ve değerlendirilse idi, ne olurdu

"Şapkamı aldım, gittim" marifetindeki Demirelin dönmesi engellenirdi. AP ve Türk siyaseti 1980 yılına kadar Demirelsiz olurdu. Meclisi açık olarak, 5000 insanı ölmemiş olarak.

1972 yılında rahmetli Necip Fazıl, MTTB sekreterliğinde otururken bir sorum üzerine, Demirelde olumlu olmak istidatı olsaydı ben o şiiri yazmazdım; Demireli ben doğru anlattım, demişti; bir şah eser olan hicviyesini kastederek...

Bir Necip Fazıl değildi Demireli doğru anlayan... O MİT görevlisi de doğru anlamış.

Lakin... Keçeciler ve Kürkcüler anlamamışlar.

Neden

Başta söyledik: Keçeden Kürk yapanı bir bulsak...

Korku dağları bekler

Korku filmi zayıflatıyor

Gazetelerde hep bu haber var.

Korku filmi üreticilerinin seyirci artırma oyunu değilse bu, gerçeklerle alakalı da değildir.

Korku filmi zayıflatmaz mı

Hayır, zayıflatmaz; yok eder!

İhtilal olacak diye korkutulan ANAP ve DYP (Ağar ve Mumcu) bugün neredeler

İrtica geliyor diye korkutulan Demirelin Kemalleri (Gürüz, Alemdaroğlu) bugün neredeler

Cumhuriyet elden gidiyor, diye korkutulan solcular neredeler Sokaklarda sığınacakları üniformalı alan arıyorlar! Siyaset sahnesinde yoklar.

Halk Partisi gelirha, diye korkutulan millet nerede (Onlar da AKPli olarak yok olmayı tercih ettiler.)

ÖTEKİ KİMİN BAŞI

- Alo! The şapgalı baba neredesin Ülkede iki başlılık varmış mı yahu.

- Hem nerdesin diye soruyorsun, hem iki başlılık var mı diyorsun yavrum Mesut. Binaenaleyh ben buradaysam öteki baş, kimin başıdır.

- Sen kendine bak The Şapgalı baba. Ben buradaysam derken, Silivride olmadığını mı demek istiyorsun.

- Ben buradayım yavrum Mesut. Binaenaleyh başım gövdemin üzerinde, güneş tepemdedir. Fevkalade çamaşır kurutmaktayımdır.

- Ülkede iki başlılık varmış The Şapgalı baba. Senin başından kime ne yahu.

- Öyle deme yavrum Mesut. Binaenaleyh ben bu başı korumak için tankları Sincana, kızları Arabistana gönderdim. Fevkalade korudum yani.

- Fakat senin iki ayağın da çukurda The Şapgalı Baba.

-Yavrum Mesut sen iki baş mı diyorsun, iki ayak mı diyorsun Binaenaleyh gittiğim Viyana, yediğin dayak mı diyorsun.

- Vay, sende mi şair oldun The Şapgalı Baba. Ey Şapgalı baş, aş barikatları aş; dur koşma yavaş; Silivriye geldin yahu!

- Nerede bir barikat var, orada bir Kemal vardır. Binaenaleyh Cumhuriyeti barikatların arkasında tutmak fevkalade yanlıştır, hatadır, günahtır.

- Kemalin Cumhuriyeti barikatların arkasına mı düşmüş The Şapgalı Baba.

- Benim Kemalim Cumhuriyetin tunç siperi, haydi Türk ilerisidir. Binaenaleyh ben bu Cumhuriyeti korumak için tankları Sincana, kızları Arabistana gönderdim. Tarihler fevkalade yazdı bunu.

- Ama Kemalin adamları bilmiyorlar The Şapgalı Baba. Siz korumadınız diye başkalarına ağlıyorlarmış.

- Kime ağlamışlar, nerede ağlamışlar, nasıl ağlamışlar Binaenaleyh ağlamayan çocuğa ihtilalin nimetlerinden vermek fevkalade yanlıştır, hatadır, günahtır.

- Hani bana verecektin The Şapgalı Baba.

- Sen hakkını Viyanada aldın yavrum Mesut. Binaenaleyh Kemalim hele bir Silivriden gelsin, seni fevkalade şikayet edeceğim. Dur kaçma yavrum Mesut. O tarafta Arabistan var, dur.

İkimiz bir fidanız

Çift başlılığa izin vermem, derken başbakan Erdoğan, benimde yetkilerim var, diye cevap veriyor Cumhurbaşkanı Gül.

Çatlak derinleşiyor, başlığını atması Milli Gazetenin; olanı biteni ve alacakları iyi bilmesindendir.

Hohlaya hohlaya buz dağlarını eritenlerin emeklerini, çamur deryasına çevirenler...

CHP ve dişinize göre bulduğunuz Kılıçdaroğlu iktidarda olsa idi, sizin yaptığınız/başardığınız hangi işi yapamayacaktı, sorusuna cevabı olmayanlar...

Birkaç gün kazansa  ne olur, çift baş, tek baş tartışmalarının ardında

Olacaklar bir gün olacaktır.

Çalkala

Düğünlerde Pos cihazıyla takı tahsilatı yapma modasının olağanüstü ilgi görmesi üzerine, tek başlı hükümetin Maliye Bakanı her düğün salonuna iki memurlu bir banka şubesi açmayı planladıklarını söylemişlerdir.

Hükümete yakın ekonomistler Bakanın bu demecinin işsizliği azaltacağını vurgularken, bankalar önünde düğün salonu memurluğu kuyruğu oluşmuştur. Adaylardan her çalgıda oynamasını bilenlerin şanslı olacağı bir gerçektir.

Helva

Maddeci bir kafayla yetişmişse evladın,

Toplum ne hayır görür, padişah olsa bundan

Şeker koysan, en parlak etiketle süslesen,

Değişir sanma, helva çıkar mı hiç sabundan

Sel gidiyor

Sömürü medeniyet kılığına bürünmüş,

Sarılmış "Evrensel"e, "Global"e, "Küresel"e.

İştahları kabarmış, dağlar gibi taşıyor,

Sürüklenecek sanki bütün yer küre sele...

EKREM ŞAMA