Kazan dibin kara, seninki benden kara

Abone Ol

Mübarek Ramazan ayının son haftası içerisindeyiz. Bugün 1000 aydan daha hayırlı olan mübarek Kadir Gecesi’ni idrak edeceğiz. Böylesine mübarek bir ay, gün ve gecede tüm İslam âleminin, özelde de ülkemiz Müslüman topluluğunun huzurlu, sürurlu, huşu içerisinde olması en tabii hakları iken ne yazık ki çatışan, didişen, kavgacı, bozguncu, nefret içeren söylemlerle karamsarlık ve karanlığa doğru giden bir ortamın içinde kalındı.

Gelinen bu noktada tarafların vebali çok büyük. Lakin kimse ayranım ekşi demiyor. Kazan dibin kara, seninki benden kara diyerek toplumun kutuplaşması ve ayrışmasındaki kaynayan kazanın altına odun atmaktalar.

İktidar tarafı her zaman bekadan söz eder ama bu bekanın menfaat ve koltuk bekası olduğu da her haliyle ortadadır. Evet bu ülkede kimse layüsel değildir. Tabii ki herkes hesap verecek. Kanunlar önünde ispat edilen suçların da cezasını çekecektir. Burada hemen herkes hemfikirdir. İtiraz eden de olamaz. Yalnız olayların akışına bakıldığında diploma iptalinin, gözaltıların akabinde tutuklama tarihlerinin de tesadüfi olmadığını da aşikâra gösteriyor. Hele de Cumhuriyet Halk Partisi’nin ön seçimle aday belirleme gününe denk gelmesi de manidardır.

Madalyonun öbür yüzüne gelince ana muhalefetin, toplumun manevi değerlerine saldırma, hafife alma alışkanlığından da bir türlü vazgeçmiş görünmüyor. Gösteriler esnasında Şehzadebaşı Camii ve etrafındaki manevi zatların türbelerinin bulunduğu mekânı gayriahlaki olarak kirleten din düşmanlarını da görmezden gelemeyiz. Bunları da şiddetle kınıyoruz.

Evet bu yaşananlar, asıl gündemimizi maalesef unutturdu. Ne Gazze’den ne de yoksulluktan gerektiği kadar söz edilmiyor artık. Siyonist caniler hunharca katliamın şiddetini de artırarak devam ederken, bizim siyasilerimizin meşguliyet alanı iktidar ve muhalefet arasındaki kavganın seyrine dönüştü.

Diğer bir taraftan emekliye verilecek ikramiyedeki 1.000 TL’lik artışın kararı TBMM’den çıkmış değil. Emeklilerin ikramiyesi, bayrama kadar taksitle ödenecek artık… Bununla da bayram şekeri ve tatlısı alınabilir mi? Orası da meçhul.

Evet, Ramazan-ı Şerif’i artık geride bırakıyoruz. Yalnız bazı kanallardan lağım akmaya devam ederken iftar ve sahur programlarında Kur’an’dan, hadisten, maneviyattan söz eden programlar da eksik olmuyor. İyi ve güzel ama lağım akan kanaldan balın akması, lağımı temizler mi? Yoksa balı mı kirletir? Akıl sahipleri tabii ki lağım kanalından akan bal yenmez diyecekler. O zaman RTÜK ne iş yapar Allah aşkına? Asli görevini neden yapmaz acaba? İktidardan mı çekiniyor, muhalefetten mi? Elini tutan mı var?

Bu arada 21 Mart, Nevruz Bayramı olarak ilan edildi. Muhtemelen TBMM’den geçer. Sanki mevcut bayramları ağız tadıyla kutluyormuşuz gibi bir de Nevruz Bayramı ekleniyor. Esas bayram odur ki;

“Can bula cananını

Bayram o bayram ola

Kul bula sultanını

Bayram o bayram ola.

Hüzn-ü keder def ola

Dilde hicab ref ola

Cümle günah af ola

Bayram o bayram ola…”

Erzurumlu Alvar İmamı Muhammed Lütfi Efe Hazretleri... Ruhu şâd olsun, vesselam…