KAYYUM VE PKK

Abone Ol

Korkunun türleri vardır; şüphe, kaygı, endişe, aldatılma duygusu onlardan bazıları. Korkunun üst sınırı ise ölüm hissidir. Bireyler arasında korku söz konusu olduğu gibi birey devlet arasındaki korku daha sosyolojik ve onarması güç kalıcı sonuçlar doğurmaktadır. Korkunun sağlıklı bir şekilde kontrol edilmesi ve yapıcı bir hale dönüştürülmesi mümkündür. Ancak bu güçlü bir irade ve bilinç seviyesi mümkün insanlarda/toplumlarda ortaya çıkar. Şayet toplumsal korku etnik ve inanç temelli bir boyut taşıyorsa kontrolü daha güç ve onarılması/sağlıklı bir hale getirilmesi uzun bir süre alacaktır. Korku kontrol edilemeyecek ve onarılamayacak olursa; yarınları olmayan bir tablo ortaya çıkacaktır.

Korkunun panzehiri güvendir. Vaatlerin, verilen sözlerin mücessem hale gelmesi ete kemiğe bürünmesi; hedef kitle ile benzer dilin konuşulması ve aynı hedefler doğrultusunda çalışmalar yapılması; güvenin kendisidir. Sosyal sermaye olarak adlandırılan örf adet ve geleneklerin, milli ve manevi değerlerin canlı tutulması, GSMH’nin adil paylaşımı güven telkini ve inşası için hayati önem taşımaktadır. İhlal ve ihmal edilmeyen birliktelikler; güven.

3 Eylül, cumartesi günü bilvesile Şırnak’ın ilçelerinden Cizre ve Silopi’yi sivil toplum örgütleri ile birlikte gezme şansımız oldu. Yöre insanı ile namaz kılma, yemek yeme ve bir dizi sohbet gerçekleştirdik. Anı ve geleceği konuştuk. Hükümet ve devletin olaylara bakışını paylaştık. Halkın PKK karşısında durduğu yeri anlamaya çalıştık. Aynı zamanda devletin nezdinde bölge halkının bulunduğu yeri de.

Muhatabım ısrarla sorunların temelinde “sahipsizlik ve ilgisizlik” olduğunu tekrar etti. Devletin başta PKK olmak üzere terör örgütlerini üstesinden geldiği etkisiz hale getirdiği zaman dilimlerinin olduğunu ancak sonra gevşek bıraktığını; bundan istifade eden PKK’nın yeniden egemenlik alanları oluşturduğunu söyledi. Belediyelerin merkezi hükümetten iller bankası ya da başka yolla aldığı yardımların hiçbir zaman halkın yararına kullanılmadığını; bunu devletin bilmesine rağmen bunun hesabını sormadığını; niçin sormadığını!

Teröre destek veren belediyelere kayyum atanması olayını halk olarak çok olumlu bulduklarını ve beklediklerini şu ifadelerle izah etti “batıdan ya da doğudan yetenekli bir ekip gelir ve belediyeyi yönetir, insana değer veren ve insanca bir yaşam alanı oluşturur, bizde batıdakiler gibi belediye hizmetlerinden; yürünebilen bir kaldırım, içilebilen bir su, oturulabilecek bir park, hendekleri olmayan bir yoldan faydalanırız. Neden kayyum atanmasından vazgeçildi?” neden sorumuza “sahipsizlik ve ilgisizlik” cevabını verdi.

Güneydoğudaki sorunların tüm yetkililer tarafından bilindiğini ancak karar ve adım atmada geç kalındığı; Fetö’ye karşı alınan önlem ve yaptırımların başta OHAL olmak üzere; PKK ve terörist yapılanmalara karşı vakit kayıp etmeden uygulanması gerekliliği öne çıkan beklentilerden.

Beklentiye cevap vermek güvenin ve bir arada yaşamanın göstergesidir. Geleceğe güvenle bakmak ve iyi bir gelecek ümidi; çok farklı din, ırk ve çok farklı kültürleri bir arada tutmaya yetiyor; ABD örneğinde olduğu gibi.   

Nuh’un ayak bastığı yerlerde onun izinde yürümek isteyen insanlar bir hayli çok. Millet olma kültürü ve ümmet bilinci varlığını koruyor. Bu değerleri heba etmemek gerekir.

Bilvesile Kurban Bayramınız ümmetin kurtuluşuna vesile olsun.