Soluklanamadığımız şu günlerde, gençler ile birlikte olmak insanı hem sevindiriyor hem de umutlandırıyor. Bizi zorlayan koşullara rağmen onlarla olmayı bir görev biliyoruz. Sorumluluklarımız ağır. Bize düşen onlarla yoğunlaşmak.
Şu zamanda idealist gençlik ve onların koşulları zorlu. Modern hayatın getirileri oldukça kuşatıcı. İnsana fırsat bırakmıyor. Tüketime dayalı bir hayat artık bir yaşama tarzı. İnsanlar o büyülü ve karmaşık dünya içinde yitiyorlar. Çileye talip olma gibi bir amaç görünmüyor ya da çok az. Zaman zaman bu ve benzeri toplantılarda arada kimi gençler canhıraş bir çırpınış içindedirler. O kalabalıklar içinde tek başlarına okullarında ve çevrelerinde mücadele ettiklerini, zorlandıklarını belirtiyorlar. Tabiî bir kişi bile önemli bu zamanda.
Salonların büyük bölümünü bayanlar dolduruyor. Erkekler sanki hiçbir hedefleri yokmuş bütün donanımlarını edinmiş gibidirler. Neden bu gibi toplantılara veya kültürel etkinliklere yoğunlaşmıyorlar. Olanlar da sınırlı.
Toplantılarda salondakileri gözlemlerim genelde. Toplantı düzenleyen kurum veya yöneticiler belli ki bazılarını zorla getiriyorlar. Onlar ya uyukluyorlar ya da ellerindeki telefonlarla bambaşka bir dünyadadırlar. Bu kimi zaman onlara da eziyet oluyor. Bu gibi toplantılara istekli olanları getirmek daha sağlıklı olur. Gene de bu gençler bizim için bir umut. Onlarla iken kendimizi daha diri görüyoruz.
Kayseri’ye ilk gidişim. Türkiye de gitmediğim il sayısı çok az. Hatay, Sivas, Yozgat, Muğla, Şırnak ve Hakkâri. Belki de bir iki il daha var.
AGD Kayseri Hanımlar Komisyonu Başkanı’nın daveti üzerine gittik. Şube Başkanı Vacit Kip ve arkadaşları programı hazırladılar ve karşıladılar. Anadolu’ya gidince duyarlı çınar gibi güzel insanlar ile karşılaşınca insan daha bir heyecanlanıyor. Vacit Kip’in babası ile tanıştırdığı an oldukça duygulu idi ve heyecanlandı. “Bacaklarımdan rahatsızım, yürümede zorlanıyorum. Onun için çalışmalara katılamıyorum” dedi, gözleri doldu, daldı. Geçmişi anımsadı. Çalışmaları yetersiz bulmuş olmalı ki “başaramadık, olmadı” anlamında bir ifadede bulundu. Bol duada bulundu, yazılarımızı dikkatle okuduğunu belirtti.
Kayseri Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’ndaki konuşmamız bir buçuk saati buldu. Dinleyiciler arasında aziz dostumuz Halim Öznurhan Hoca ve arkadaşları vardı. Halim Hoca Arapçadan çevirilerini Yedi İklim dergimizde yayımladık. Hocalar program sonuna kadar bizi yalnız bırakmadı.
Gençlerin ilgi ve dikkati elbette ki sevindirici. Tabiî ciddî bir düşünce boşluğu bulunuyor. Hocalardan biri gençlerin kitap okumadıklarından yakındı.
Gençlerin kitaba ilgisi ve dikkati gene de sevindirici. Genelde toplantıların sonlarına doğru sorulu ve sohbetli bir bölüme yer veriyorum. Bizden sonra bir program daha varmış saatinde bitirmek zorunda kaldık. Gençlerin sorularını önemsiyorum. Sorular sorunları ortaya koyuyor bir bakıma. Gündüz ki programdan sonra akşam AGD kız yurdunda da ayrıca bir toplantımız oldu. Orada özellikle soru sordurmaya baktım. Çünkü sorunlar ile daha çok onlar yüzleşiyorlar. Veya onların zihin dünyalarını meşgul eden önemli durumlar söz konusu.
Bugünün modern ve lüks hayatı içinde ideal bir mücadele ve hayatı yaşamak elbette zor. Azmanlaşan durumlar karşısında bir yılgınlık olabiliyor, zorlukları aşma konusunda tedirgin oluyorlar. Bir de Müslüman kesimin giderek sekülerleşmesi, burjuvaziye yönelişleri onları daha çok zorluyor. Bayanlardan hem kendileri gibi örtülü, hem onlar gibi görünüyorlar ama hayata karşı tutumları farklı. Siyasal gerilim ise daha engelleyici. İnsanların önüne duvarlar örülüyor. Doğrular ve en temel durumlar bile bu gibi ortamlarda göz ardı olabiliyor ve hatta reddedilebiliyor. Gene de ideal AGD gençliğini önemsiyorum. Bütün zorluklarımı göze alıyorum onlara koşuyorum. Umuyorum ki okuyan, düşünen ve kendini bilen ideal bir gençlik oluşumu güçlenerek geleceğe yürür. Tek düşüncemiz bu şimdilik.