Kayıt dışı istihdam ve ekonomik performans

Abone Ol

Ekonominin her alanında kayıt dışılık ülkemizde hâlâ

yaygınlığını koruyor. İktidarlar kayıt dışını ortadan kaldırmak için arada bir

harekete geçmelerine rağmen istenen sonucu alamıyorlar. Üretimden tüketime

ulaşan çizgide kayıt dışıyı tamamen ortadan kaldırmak ne kadar mümkündür

bilemem ama, en aza indirmek üretici ve tüketici ile işverenleri suçlayarak

mümkün olmayacaktır. Ekonomiyi bir ucundan ele alıp ele alınan noktalarda bir

takım hukuk dışı uygulamaları gündeme getirerek bunlara çözüm bulmak mümkün

olmayacaktır. Söz gelimi Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Aslan bir toplantıda

yaptığı konuşmada Türkiye’nin OECD ülkeleri içinde kayıt dışı istihdamın en

yüksek olduğunu söylemiş ki, bu değerlendirmenin bir gerçeğin ifadesi olduğuna

katılıyorum. Bunun anlamı işverenlerin işçi maliyetlerini daha ucuza getirmek

için kayıt dışı işçi çalıştırmayı tercih ediyorlar demektir. Peki işverenlerin yakasına yapışarak kayıt dışı işçi

çalıştırmanın önüne geçilebilir mi Yani konuya hukuki bir takım yaptırımlarla

çözüm bulmak mümkün olabilir mi

Hemen belirteyim ki çalışan herkesin kayıt içinde olmasını

isteyen ve savunanlardanım. Çünkü kayıt dışı istihdam çalışanların sosyal

güvenlikten yoksun kalması, devletinde alacağı vergiyi alamaması anlamına

geliyor... Meseleye bu açıdan bakınca işverenlerle birlikte kayıt dışı

çalışmayı kabul eden işçiler de hukukun dışıra çıkıyorlar demeketir

Peki bu hukuksuzluğu bir takım cezai müeyyideleri artırarak

son vermek mümkün olabilir mi Bu soruya hemen ‘evet’ demek sorunu çözme

kavuşturmaya, yetmeyecektir. Çünkü, sorun gelip arz ve talebe dayanmaktadır.

Eğer bir memlekette işsizlerin sayısı yüzde 9-10’lara ulaşmış ise ve hâlâ

asgari ücret vergilendiriliyorsa, bunun da ötesinde asgari ücretliler

kendilerinden yüzlerce kat fazla kazanan pek çok serbest meslek mensubundan

fazla vergi ödemek durumunda kalıyorsa sistemin bu halde devamını doğru

bulanların meseleye cezai müeyyidelerle çözüm bulmaya çalışmaları yanlış bir

yolda yürümek anlamına gelir. Kısacası kayıt dışı işçi çalıştırmada ülkemizin

OECD ülkeleri içinde birinci sırada bulunması ekonominin genel yapısı ile

ilgilidir. Yeri geldiğinde Merkez Bankası’ndaki döviz rezervlerimizin yüz

milyar doları aşmış olması ile övünüyorsak da bunun işsizlik oranlarını

düşürmeye, insanların devlet tarafından belirlenen asgari ücretin altında bir

rakama hem de sigortasız çalışmaya razı milyonlarca insanın varlığını azaltmaya

yetmiyor demektir. Yani; bazı ekonomik göstergeleri ön plana çıkartarak ekonominin

çok iyi bir noktada olduğunu söylemek mümkün olsa da, işçilerimizin içinde

bulunduğu durumu düzeltmeye yetmiyor.

Devlet özelleştirme ve taşeronlaştırmanın önünü açarak

üzerindeki yükü hafifletme yolunu seçerken bazı işverenlerin ucuz ve kayıt dışı

içi istihdamının da önünü açmış oluyor. Derdim kayıt dışı işçi çalıştırılmasını

bahane ederek iktidara muhalefet etmek değil. Hâlâ sürüp giden kayıt dışı ve

devletin belirlediği asgari ücretin altında rakamlara razı insanların ülkemizde

bol miktarda bulunuyor oluşuna dikkat çekmektir. Hiç kimse mecbur kalmadığı

sürece sosyal güvenlikten yoksun bir şekilde çalışmaya razı olmaz. Ama, başka

çaresi yoksa, evine ekmek götürmek mecburiyetinde ise bulduğu işe razı olur.

Hatta günde 12, hatta 16 saat çalışıp asgari ücretin altında bir rakama  razı oluyorlarsa ekonomik gidişatta bir

aksaklık var demektir. Buna biran evvel çözüm bulunması  gerekir. Kısacası kayıt dışı istihdamın ana

sebebi  işsizlik sorunu yatıyor. Eğer bir

işe yüzlerce kişi müracaat ediyor ve bu insanlar işveren ne verirse versin razı

olmak zorunda kalıyorlarsa kayıt dışını önlemek mümkün olmaz. Bu bakımdan

Merkez Bankası’nda döviz rezervlerinin kırdığı rekor fazla bir anlam ifade

etmiyor. İnsanlar açık iş alanları arasında tercih yapabilecek bir noktaya gelemediği

sürece kayıt dışını sadece istihdamda değil, üretiminden tüketime giden çizgide de önlemenin mümkün olamaz.