Neyin kavgasıdır bu Neyi paylaşamıyoruz Nedir bu kavganın nedeni Güdük, savruk, kadük demokrasimizin üzerine düşen bu kapkara gölgenin faturasını kim ödüyor Koyun can derdinde, kasap et derdinde Fatura hep bize, sıkıntı, tasa hep bize
Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Türkiye, tarihten miras aldığı değerleri, vizyonu, misyonu ile bölgesinde etkin ve lider ülke olabilecek nice argümana sahip iken, ürettiğimiz suni gündem denizinin içinde boğuluyoruz. Süleyman Orakçıoğlu nun dediği gibi, "Biz, kendi gündemlerimizi, dünyanın merkezine koyuyoruz" Oysa, 40 yıldır Türkiye ye zaman kaybettiren nice gündemler gelip geçmiştir, hiç birisinin de bu ülkenin muasır medeniyetler zirvesine ulaşma ülküsüne hiçbir yararı olmamıştır. Maalesef, Türk halkının karakterini bilen ve bizleri yöneten güç odakları, bizim "günlük yaşadığımız" hazin gerçeğine yönelik projeler üreterek, ayaklarımıza prangalar vurmaktadırlar. Denilir ki, bir Alman, 5 senelik; bir İngiliz, 10 senelik; bir Amerikalı, 20 senelik planlar yapar. Türklerin ise plan ve projeksiyonları günlüktür, gündeliktir. Çünkü, gündemin ne zaman, ne şekilde değişeceği, dönüşeceği, evrileceği, ne yana savrulacağı hiç belli olmaz. Ne Türkiye nin, ne bu milletin hayrına olmayacak küçücük bir konu, bir medya organında günlerce paspas edilir. Türkiye nin derdi olan meseleler, hep ikinci plana itilir, unutturulur, konusu bile edilmez.
Sürekli kavga, sürekli kavga. Nereye gidecek bu işin sonu Her gün, her hafta, her Allah ın saati, bu millet, iktidar ve muhalefet partilerinin veya siyasetçilerle oligarşik bürokrasi arasında gelişen kayıkçı kavgalarını izlemek zorunda mı Çok güzel atışıyorlar
İyi de bize faydası ne Televizyon ekranlarında yayınladıkları programlar bir başka alem. Hayattan kopuk, bu milletin hiçbir derdine melhem olmayan yapımlar, diziler, yarışmalar. Ekran karşısında insanı uyutmayı esas alan bir anlayış hakim.
Şairin dediği gibi, "Koyun gibisin, sallayıverince celep sopasını, katılıverirsin sürüye"
Sürü psikolojisini enjekte etmeye çalışan ve algıları böylece yönlendirilmiş bir toplum. Zihinleri boşaltılmış, hiçbir değer yargısı kalmamış, kimliksizleştirilmiş bir insan güruhu.
İnsanlar, gayri meşru yaşantı tarzını içselleştiren, ahlaksızlığı özendiren, kötülüğü sıradanlaştıran, kimin eli kimin cebinde belli olmayan dizilere, yarışmalara, ayaka üstü nikah saçmalıklarına, senaryo müsveddelerine müthiş prim veriyor ve reyting şampiyonu yapıyorlar.
Nereye gidiyor bu toplum Merkezdekiler kavga ediyor. Değerler yitiriliyor. Önümüze koyduğumuz hiçbir ufuk yok. İnsanlarımız, ahlaktan, iffetten, güzellikten, doğruluktan arındırılıyor. Ar, namus, haya duygusu küçük senaryo hileleriyle zihinlerden boşaltılıyor.
Birileri de sinirleri alınmış toplumu sürekli gütmekle meşgul. Kaybediyoruz Her Allah ın günü kaybediyoruz 27 Mayıs ta kaybetmiştik, 28 Şubat ta kaybetmiştik, 12 Eylül de kaybetmiştik. Birileri 365 gün, bir şeyleri tepelemek için özel günler üretiyor ve çiziklerle dolu bir takvim oluşturuyorlar.