Yeri geldikçe bu köşede tarım konusuna değişik vesilelerle değişik şekilde değiniyorum. Tarım hem ülkemizde hem de bütün dünyada hâlâ Nuh Nebi den kalma usullerle sürdürülüyor.
Batı medeniyeti beş yüz yıldır teknolojiyi her alana adapte ettiği halde, tarım her ne hikmetse teknolojiden nasibini alamadı, alamıyor. Halbuki, geçmişte işlediğim konular vesilesiyle değindiğim üzere, insanlık sadece karalarda değil, denizlerde ve uzayda tarıma bile hazırlanmak durumundadır.
Hazırlanmak durumunda ama, henüz karalardaki tarım konusunda bile yeni alanlar ve yeni teknolojiler keşfedilmiş veya iyi kötü keşfedilenler yaygın ve etkili bir şekilde uygulanabilmiş değil. İnsanlık artık bu yeni keşiflere ve bunların yaygın ve etkin uygulamalarına muhtaç hâle gelmiştir.
Şimdilik, bu alanda geniş çalışmalarımızın olduğunu, bir önceki Tarım Bakanı Sami Güçlü döneminde ilgili bürokratlarla bunları paylaşmaya çalıştığımızı, bir miktar ilerleme kaydettikten sonra anlayamadığımız sebeplerden ve birden bire bakanın görevden alınarak değiştirildiğini açıklamakla iktifa ediyoruz. Sayın Tarım Bakanı Mehdi Eker ile bu konuda henüz görüşme merhalesine geçmedik. Bir karşılaşmamızda konuyu açmama rağmen, o andaki yoğunluk sebebiyle detaylara giremedik. Gerçi bakanlık seviyesindeki ilişkileri kurma ve geliştirmede bürokrasinin bilinen tabiatı gereği çok zorlanıyoruz ama; bu yazı vesilesiyle böyle önemli bir çalışmanın ilgililerin ilgisini beklemekte olduğunu bu vesileyle tekrar hatırlatıyorum
Umulur ki ilgilenmesi gerekenler ilgilenir.
*
Geçen bahar aylarında gazetedeki yönetici arkadaşlarımızdan Yazıişleri Müdürleri Hasan Durmuş ve Selami Çalışkan ile gerçekleştirdiğimiz Anadolu turnesinde Orta Anadolu ile Akdeniz bölgesinin 14 vilayetini gezmiş, özellikle köylü ve çiftçilerimizle yaptığımız görüşmelerde ne kadar perişan durumda olduklarını bizzat müşahede etmiştik. Göründüğü kadarıyla tarımımız can çekişiyor.
Alternatif çözüm arayışlarını az da olsa gördük.
Mersin de büyük bir devlet çiftliğinde ziraat mühendisleri ile yaptığımız görüşmelerde, tarım alanında her şeye rağmen önemli araştırma ve çalışmaların yapılmakta olduğunu görmek sevindiriciydi. Birlikte uygulama yapılan tarım bölgelerini gezerek incelemeler yaptık.
Ama asıl sürprizi devlet çiftliği dışında yaşadık.
Devlet çiftliğindeki mühendis bir arkadaş asıl yeni tarım çalışmalarını halkın yapmakta olduğunu ve vaktimiz varsa gösterebileceğini söyledi. Tereddüt etmeden kabul ettik. Birlikte tarım çiftliği dışına çıktık. Ovayı andıran düz tarım arazilerini terk ederek dağlara yöneldik!
Tepelere doğru bir müddet tırmandıktan sonra, dev kayalarla oluşturulan kademeli setler ve o setlerde oluşturulan açık ve sera tarım alanları ile karşılaştık. Halkımız kayaları kompresörlerle sökmüş, set hâline getirmiş, aradan çıkan toprakları değerlendirerek kademeli yeni tarım alanları oluşturmuş. Dağların daha da yükseklerinden borular döşeyerek ulaştırdıkları sularla bu yeni tarım alanlarını sulayınca, dağlara doğru tırmandıkça tepelerde kayalıklar arasında yeni tarım arazileri oluşmuş.
Demek ki, halkımız azmedince yapılması gerekeni yapabiliyormuş.
Kanaatim odur ki, her alanda olduğu gibi tarım alanında da yeni bir şeyi yapmak devlet, hükümet ve tarım bakanlığından çok, halk ile mümkün olmaktadır.
Kayalıklar arasında tarım alanları oluşturan halkımız neleri başarmaz ki!
Yeter ki yol gösteren ve yönlendirenler olsun