Kavram kargaşası yaşıyoruz

Abone Ol

Son günlerde bir Ergenekon operasyonu bir de AKP ye kapatma davası gündeme öylesine oturdu ki, artık ülkenin insanı sadece bu iki konuyu konuşuyor, düşünüyor. Ekonomi kimseyi ilgilendirmiyor. Kıbrıs ta bir şeyler oluyor ama sanki milleti artık Kıbrıs konusu hiç ilgilendirmiyor. Terör sanki sona ermiş, artık acılar bitmiş gibi bir hava esiyor. Ama, gerçek hiç de böyle değil. Ekonomi giderek dar boğaza giriyor. Geniş kitleler artık nefes alamaz hale geliyor. Kıbrıs ta iki Cumhurbaşkanı bir araya geldi ve üç ay sonraya randevu verdiler diye her şey halledilmiş hiç değil. Terör ve terörle mücadele bütün hızıyla devam ediyor. Askerde evladı olanlara acemi birliklerinde yemin töreninden sonra dağıtıma giden evlatlarının gözüne daha bir candan bakıyorlar. Askerlikte yemin törenleri hep canlı ve heyecanlı olmuştur ve şu günlerde eskiye nispetle yemin törenlerini izleyen ailelerin sayısı birkaç misli birden artış gösterdi. Artık yemin  töreninin yapıldığı alanlar değil, kışlalar çocuklarının yemin töreninde hazır bulunmak için koşan asker yakınlarını almıyor.

Tüm bu konular yukarıda belirttiğim iki konunun yanında adeta sessizliğe mahkum edildi.

Kapatma davası bir hukuki süreçtir, öyle olması gerekir. Çünkü, eğer bir parti ile ilgili kapatma davası hukuki sebeplerle değil de bir takım siyasi ve ideolojik sebeplerle açılırsa o ülkede  tuz kokmuş demektir. Bir başka halk ifadesiyle balık baştan kokmuştur.

Öte yandan Ergenekon adı verilen operasyonlar da temelde hukuki  bir adım olması gerekir. Gönül böyle olmasını arzu ediyor. Ne var ki toplum öylesine bir ikili kampa ayrıldı ki, her iki olaya da iki tarafın bakışı birbirinden çok farklı.

Kapatma davasını bir kesim yargının siyasete karışması olarak nitelendirirken karşı taraf bu tür söylemlerin yargıya müdahale anlamına geldiğini ileri sürüyor, başlamış olan bir hukuki sürece kesinlikle müdahale edilemeyeceğini, bu hususta yapılan açıklama ve yorumlarla yönlendirmeye çalışılmaması gerektiğini ifade ediyor.

Ergenekon konusunda ise bu defa yargıyı ön plana çıkartanlar kapatma davasında yargıyı savunanlar oluyor. Yani kapatma davasında yargının bağımsızlığını dillerinden düşürmeyenler bu defa Ergenekon ile ilgili gözaltılar gündeme gelince kapatma davasına karşı bir intikam hareketinden söz ediyorlar. Halbuki kapatma davasını açan da bir savcı, Ergenekon davasının soruşturmasını yürüten de bir savcı.  Ne var ki, hakkında işlem yapılanlara göre ülkemizde insanlar ya yargının bağımsızlığından söz ediyorlar ya da yargının intikam peşinde olduğundan. Böyle bir mantık bu ülkeye bir şey kazandırır mı

Niçin böyle oluyor

Sanıyorum ülkemizin içine yuvarlandığı çukurdan çıkışının formülü bu soruya verilecek cevapta yatıyor.

Yapılacak iş kavramların toplumun tüm kesimlerinin kabulleneceği ve kendisini uymak zorunda hissedeceği bir tarifinin yapılmasına bağlı. Aksi halde herkes can alıcı ve toplumu ayakta tutucu bazı kavramlara kendisine göre  tarif getirir ve herkesin de bu tarife uymasını isterse  bu ülkeyi belirsizliklerden kurtaramayız. Adalet kesinlikle mülkün temeli olmaz. Gücü ve yetkiyi elinde bulunduranların hakkını gözeten bir kuruma dönüşür. Bundan da herkes zarar görür. Bugün bir takım kurumları kendi istekleri doğrultusunda kullandıkları için çıkarlarına uygun görenler bile bir gün gelir bu belirsizlikten zarar görürler.

Sıkıntımızın bir diğer sebebi ise kavramlara yüklenen anlamın toplumun belli kesimlerinde farklılık arz etmesinin yanında  bir de gelişmeler ve olaylardan insanımız tam anlamıyla haberdar edilmiyor/edilemiyor. Bir takım söylentilere dayanan haberler ve yorumlar topluma yansıyor. Dolayısıyla toplum belirsizlikler içinde kendisine ulaşan haberlerden gerçeği öğrenemiyor ve Neler oluyor sorusunun cevabını bulamıyor. İşte bu belirsizlik ve kavram kargaşası insanımızın kafasını sürekli karıştırıyor. Bu kafa karışıklığı ise huzursuzluğu ve mutsuzluğu beraberinde getiriyor.