Katmerli çelişki

Abone Ol

Söylem olarak materyalizme karşı sözümona maneviyatçılığı

koyanların hızlı piyasacı olması çelişki değil mi Başka bir deyişle,

memleketin 1980 den sonra yaşadığı siyasi ve ekonomik değişimin bu dönemdeki

hızlandırıcısı olmakta bir sorun yok mu Piyasa ekonomisini dünyaya dayatan

neoliberal politikaların temelinde maddiyat ve dünyevilik varken,

maneviyatçılıktan yana olduğunu iddia edenlerin ısrarla ve hevesle küçük

kapitalistleri oynaması normal mi

Siyasal geçmişlerinde küresel sömürü ve zulüm düzeni

diyerek on yıllar boyunca hançerelerini yırtarak bağıran, bu düzenin

alternatifi olduklarını ilan edenlerin ve bu uğurda bir dava güdenlerin, bugün

geldikleri nokta bir çelişkiyi barındırmıyor mu

Belki de buna çelişki değil de çaresizlik demek gerekecek.

İddia ve ideallerini güç, iktidar ve dünyevi nimetler uğruna terk etmek zorunda

kalışa tercih de denebilir ama çaresizlik daha çok yakışır gibi sanki. Belki şu

anki konumları ve durumları itibariyle güçlü oldukları için çaresizlik demek

iğreti gibi durabilir ama her yol mübah anlayışı istikametten ayırıyorsa,

buna çaresizlikten başka bir şey denemeyecektir.

Mesela bir dindar nesil söylemi var. İmam hatip lisesi

sayısını arttırınca otomatikman dindar nesil de yetişecek diye düşünülüyor.

Aslında burada şöyle bir ters mantık da var; dindar nesli sadece imam hatiple

ilintili hale getirmiş oluyorsunuz ve diğer okullarda okuyanları da bu

kategorinin dışına çıkarıyorsunuz kafadan. Bir zamanlar Erbakan Hoca ya

atfedilen ve doğru olmayan arka bahçe ifadesi, aslında tam da şu an hayata

geçirilmek isteniyor.

Burada yanlış olan nokta imam hatip açılması vs değil.

Şekli bir tedbirle (aynı her ile üniversite açarak herkesi üniversite mezunu

yapma mantığındaki gibi) bina sayısını arttırıyorsunuz ve bir nesil yetiştirmeyi

de bu kadar basit bir şeymiş gibi algılıyorsunuz. Halbuki, tam da bu dindar

nesil yetiştirmekten bahsedildiği bu günlerde (muhafazakarlaştığı söylenen

Türkiye de) hemen her gün korkunç olaylar, tecavüzler, çocuk ve kadın

cinayetleri, türlü ahlaksızlıklar ve suçlar işleniyor. Bir tarafta dindar

nesil yetiştirme iddiası dillendiriliyor ama öte yandan mevcut nesillerin

ahlaki ve psikolojik durumları göz ardı ediliyor. Bu iş sadece imam hatip

açmakla veya birtakım içi boş söylemlerle olacak gibi değil.

Bu yaşananlar, uygulanmaya devam edilen neoliberal

politikaların sonucu ve küresel düzene entegre olunma, hevesle uygulanma hali

de sürüyor. Bir yandan daha da bir ısrarla uygulanan politikalara karşıt bir

söyleme (mesela dindar nesil) sapılması da kocaman bir çelişki manzarası

doğuruyor. O bakımdan, mesela dindar nesil söylemi havada kalan bir söylem.

Öte yandan, uygulanan ekonomik düzenin ürettiği toplumsal

çarpıklıklar, gelir adaletsizlikleri, paylaşımdaki sıkıntılar gibi çok ciddi

defolar, maneviyatçılığı sahiplendiklerini söyleyenler eliyle daha da

derinleştiriliyor. Neoliberal ekonomi politikaları, milyonların emeğini ve

gelirini çok küçük bir azınlığa zenginlik olarak sunmaya devam ediyor.

Türkiye deki banka mevduatlarına bakınca bu korkunç durum

ayan beyan gözüküyor. 61 milyon banka hesabı içinde milyoner hesapların sayısı

geçen seneye göre artarak 65 bin 489 a ulaşıyor ve iktidar medyası bunu

milyonerlerin sayısı arttı müjdesiyle(!) veriyor. 584 milyar liralık

mevduatın 267 milyar lirası, yani yüzde 52.4 ü toplam mudilerin sadece binde

birine ait. Milyonerlerin sayısının artması, geniş yığınların daha da küçük bir

pastaya talim etmesi sonucunu doğuruyor. Uygulanan politikanın sonucu bu işte!

Velhasıl-ı kelam, lafa değil icraata bakılınca ortadaki

manzara bir çelişkiler yumağı ve tutarsızlıklar manzumesini gösteriyor. Bu

durumu gölgelemeye çalışan söylemler, sadece aksi yöndeki eylemleri gizliyor.

Çelişki arayınca bundan daha katmerlisi bulunamaz.