Katledilen adalettir

Abone Ol

Fitne dönemi, hak ile batılın iç içe geçtiği, doğru ile

yanlışın yabancı ile dostun bir birine karıştığı dönemlerdir. Bu dönemlerde

toplum kendi içinde cadı kazanı gibi kaynar. Bir tür ayrışma, saflara ayrılma

ve yabancılaşma ortaya çıkar. Kamplaşmalar artar. Fitne zamanı yara alan ilk

kavram adalet kavramıdır. Böyle dönemlerde, istikrar, adalet ve paylaşım

zayıflatılmış, güç sahipleri diğerleri üzerinde her türlü tasarruf hakkına

sahip olmuşlardır. Toplumun ekserisi, gücü elinde tutanların yanında toplanır

ve çıkar hesapları yapmaya başlarlar. Adaletin katledildiği bir toplumda,

haktan yana tavır alanların avuçlarına düşen yalnızlıktır. Zira böyle

durumlarda sizin ne söylediğinize bakılmaz, kimin safında yer aldığınıza

bakılır.

Fitne dönemlerinde sıradan halkın en büyük korkusu

güvenliktir, kendilerini güvende hissedebilmek için tasvip etmedikleri şeyleri

dahi onaylayabilirler. Çünkü onlar ne kendilerini güçlü kılacak bilince

sahiptirler ne de mücadele verecek ekonomik özgürlüğe. Gücü ellerinde tutanlar

kendileri için ne düşünmüşlerse ona rıza gösterirler.

Fitne zamanı hak adalet, özgürlük, sevgi, paylaşım,

merhamet gibi yüce değerler belli kesimler tarafından istismar edilir. Bu

değerlerin zayıflatılması toplumun çöküşünü de beraberinde getirir. Fitne döneminde,

kitleler suskundur. Fakat toplumun bağrından öyle kimseler çıkar ki, bu

bilinçli azınlık uyuyanların üzerine su serperler. Onların uyanmalarını ve

yaşamı yeniden sorgulamalarını sağlarlar. Otoritenin eylemlerine dikkat çeker

ve halkı haklarını savunmaya çağırırlar.

Topluma yön gösteren, aydınlar tarihin en karanlık

dönemlerinde ortaya çıkar ve hakkı savunmak adına canlarını ortaya koyarlar.

Onlar kaybetmekten korkmazlar, Allah ın koyduğu kaideleri korumayı kendi

canlarını korumaktan önde tutarlar. Onların safı, susup kenara çekilen ve taraf

belli etmeyenlerin safı değildir. Sahip oldukları değerleri üç kuruşa

satanların, renk belli etmemek için kılıktan kılığa girenlerin safı da

değildir. Onlar Hz. Peygamberin gösterdiği safta yer alır ve buradan asla

ayrılmazlar.