Katili cesaretlendiriyor muyuz?

Abone Ol

Kendisine evlilik teklifi yapan kişinin bu teklifini ret

ettiği için, on altı yerinden bıçaklanarak öldürülen ses sanatçısı Hatice

Kaçmaz ın ailesi caniye verilen sevgi indirimi ile ikinci kez yıkıldılar. Zira

hâkim caninin cinayeti tasarlamadığına, Hatice Kaçmaz ı aşırı sevgiden

öldürdüğüne kanaat getirip ceza indirimine karar verdi.

Uygulanan iyi hal ve tahrik indirimine bir de aşırı sevgi

indirimi eklenince caniler şiddet konusunda iyice cesaretlendiler. Hukukun mazlumun

haklarını koruyacağı yerde katillerin cezalarını indirme yoluna gittiğini ifade

eden mağdur yakınları haklarını kimin koruyacağını soruyor ve kendilerini

güvende hissetmediklerini belirtiyorlar.

 Sevgi indirimi ile

korkuları iyice artan kadınlar ise kendilerine evlilik teklifi yapan şahısları

ret ettiklerinde başlarına nelerin geleceğini düşünmek dahi istemiyorlar.

Nitekim verilen cezaların caydırıcı olmaması ve kadını koruyamaya yönelik

önlemlerin yetersiz kalması yeni canilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.

Siyasilerimiz, değişen dünyaya ayak uyduruyoruz, büyük gelişimlere imza attık

demeye devam etseler de, toplumumuzda insana verilen değerin ölçüsü bir sineğe

verilen değerin ölçüsüyle aynı oluyor. Bir yandan ekonomik zorluklarla mücadele

eden diğer yandan çocukların eğitimini üstlenen kadınlarımız sokak ortasında

katlediliyor ve ne yazık ki onları koruyamıyoruz.

Eşlerinden şiddet gören kadınların korkuları her geçen

gün biraz daha artıyor. Hanımlar herhangi bir mesleğe sahip olmadıklarını,

dayakçı kocadan boşandıklarında ekonomik olarak zor durumda kalacaklarını

söylüyor ve şiddete rıza gösteriyorlar. Duvağınla gittin kefeninle gelebilirsin

ifadesi ile evinden çıkan kadın uğradığı şiddeti, aldığı tehditleri ailesinden

gizleme ihtiyacı hissediyor. Kadın şiddet ve ölüm tehditlerinden uzaklaşıp

kendine yeni bir hayat kurmak istediğinde ne devletin kurum ve kuruluşlarına ne

de toplumun desteğine ulaşabiliyor. Sığınma evlerinde kalanlar ise bir süre

sonra çıkmak zorunda bırakılıyor ve dışarıda kendilerine yeni bir hayat

kuramıyorlar.

Kadınları güven içinde olmayan bir toplumun geleceği

yoktur. Zira güvensiz ve edilgen bir kadın kendine güvenen güçlü çocuklar

yetiştiremezler. O yüzden kadının eğitimini ve güvenliğini merkeze almak ve bu

sorunu tamamen ortadan kaldırmak zorundayız.

Toplumun vicdanını yaralayan cinayet olaylarının

önlenmesi için annelere de büyük sorumluluk düşüyor. Annelerimiz çocukların

vicdan gelişimini aile ortamına geliştirmeli ve onlara hakkaniyet bilinci

vermelidirler. Zira aile ortamında erkek çocuklara aktarılan yanlış bilgiler ve

kadının değersizleştirilmesi geleceğin katillerini hazırlıyor. O yüzden şiddet

yanlısı çocuklar değil yürekleri şefkat yüklü çocuklar yetiştirmeliyiz. Anneler

bu konudaki sorumluluklarını unutmamalıdırlar.