Katar sana ne katar: Concorcium European=CE

Abone Ol

Katar’ın Arap ülkeleri tarafından dışlanmasıyla yaşadığı sıkıntılar aslında bize ders niteliğinde olmalıdır. Türkiye kendine yeten on ülkeden biriyken; bugün hemen hemen her şeyi dışarıdan alır hale geldi. Katar’ın yaşadığı sıkıntıyı Türkiye yaşamış olsaydı, Türkiye’ye hiçbir ülkenin yardım yapmayacağını çok net bir bicimde bilmeliyiz. Katar sahip olduğu petrol ve dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçısı olan Katar, bir şekilde parasıyla bu krizin üstesinden gelir. Katar; ABD, Çin, (BAE)Birleşik Arap Emirlikleri, Japonya ve Almanya olmak üzere dünyadan makine ekipman, ulaşım araçları, tekstil, gıda ve kimyasal madde almaktadır. Oysa bir kısmını kendi ülkesinde üretebilir dışarıya bağımlılığı azalabilirdi. Sanırım yaşadığı bu kaos aklını başına getirmiştir.

Peki, Türkiye’nin yaşayacağı herhangi bir krizi atlatabilmesi için elinde ne var? İşte tarım alanında kendine yetmesi ve sanayisinin gelişmesi bu bağlamda önem arz etmektedir.  On beş yıldır yol, köprü, hastane yapan hükümetin 5 yıllık kalkınma planlarını, kamuoyuna deklare etmeli ki, bizlerde bunun takipçisi olalım. AKP iktidara geldiği günden beri sadece AB’nin ev ödevlerini yapmakla meşgul olmuştur. Yine de AB’yi memnun edememiştir. Hâlâ AB konusunda ısrarcılığını sürdürmektedir.

Emperyalist devletleriyle yola çıkmak ve onlardan medet ummak ülkenin bekası için en büyük hata olur. Katar’dan ders alarak tarım alanında dışarıdan ürün getiren değil, tam aksine dışarıya ürün satan bir ülke haline gelmeliyiz. Rusya ile aramız bozulduktan sonra Rusya ders çıkararak; domates üretiminin arttırılmasına daha fazla önem vermiştir.

Emperyalistlerin gözleri Ortadoğu’da olduğu kadar bizim topraklarımızda da. Birçok ülkenin bizim topraklarımızla alakalı hayalleri var. Bir ülkeye saldırmak için bahane üretmek kolaydır. Irak’ta “kimyasal silah var” deyip işgal eden ABD, Katar’ı suçlamak için mutlaka bir bahane bulacaktır. Peki, Katar neyle suçlanıyor? Suriye’de terör örgütlerini desteklemek, El Cezire gibi yayın organlarıyla terör örgütlerinin propagandasını yapmak, Yemen’de İran yanlısı Husileri desteklemek gibi suçlamalar var. Eğer bunlar suç teşkil ediyorsa, İŞİD’i kuran İngiltere, yıllardır PKK/PYD’ye ve benzeri terör örgütlerine yardım eden ABD’ye ne demeliyiz?

19’ncu yüzyılın sonları. İkinci Milenyum başlamasıyla birlikte modern Tapınak Şövalyeleri de bir Konsorsiyum oluşturmuştu. ConcorciumEuropean=CE/ Avrupa Birliği, onuncu yüzyıldan itibaren Hıristiyan Devletler birbirlerini parçalarken önde gelen papa ve kardinallerden ve bunun yanında pagan krallardan da oluşan ve tüm bunların arka planında tüm bu projelerin düzenleyicileri olan 33’ncü dereceden üstatların ki bunların içinde, Mason, Tapınakçı, İlluminati, Siyon, Rozkruan (Masonik bir tarikat), vb. gibi liderler bir araya gelerek ortak bir ittifakla bir karar aldılar. “Artık Hıristiyanlar ve Yahudiler kardeş olacak. Müslümanlar kendi kendilerini parçalayacak.” Alınan bu karar stratejisi hızlı bir şekilde hayata geçirildi. Böyle bir gerçek varken İslam dünyasının birbirini yok etmesinin önüne geçilmelidir? Bunun yolu İslam birliği ve İslam NATO’sunu kurmaktan geçmektedir. Parasını ABD’ye teslim eden basiretsiz Kral ve yöneticilerle bunu gerçekleştirmek mümkün değildir. Bu konuda öncü güç varsa o da Türkiye’dir, Milli Görüş’tür.