KASSAM, 21 Haziran 2025 günü Siyonist Amerikan güçleri tarafından İran'ın Kum kentindeki evinde katledilen Hacı Ramazan'ın, Hamas ile yakın ilişkilerini gösteren resimleri de paylaştı.
Ayrıca Kassam Genelkurmay Başkanlığı, kurumsal web sayfasında Hacı Ramazan ile ilgili özel bir yazı neşretti.
Kassam'ın Hacı Ramazan ve direnişe katkısını anlatan yazıyı, Milli Gazete olarak sizin için tercüme ettik. İşte o yazı:
Hacı Ramazan... Tufanın Bağrındaki Gazze'den İran'ın Kum Şehrine
Yazan: Dr. Macid Abdullah
Başlangıçlar
Bizler Gazze'de, Talmudik bir kin ve nazi benzeri bir tutumla icra edilen barbarca bir saldırıya maruz kalırken, yıkıcı ve yakıcı ağır bombaların bizi gafil avlamasına her an karşı karşıya kalırken;, siyonist-ameriKAN saldırganlığının Müslüman bir ülkeyi hedef almasını büyük bir acıyla izliyorduk. Bu ülke, siyonist zulmüne ve Amerikan kibrine karşı yanımızda durmuş, haklarımızı savunmuş ve bize destek olmuştu. Ancak binaları yıkmak, insanları öldürmek ve savunma kapasitesini yok etmek için yapılan bir saldırıya uğruyorlardı.
Bizler alimlerin, askeri ve siyasi liderlerin hedef alındığına dair sürekli haberler alırken, bu büyük adamlardan birinin ismi kulağıma çalındı. İçimde bir şaşkınlık ve düşünce fırtınası koparan bir isim... Kendi kendime "Acaba o mu?" diye soruyor, sonra "Umarım o değildir" diye dua ediyordum. Ancak saatler sonra gerçek ortaya çıktı. Yirmi yılı aşkın bir süre boyunca direnişe verdiği desteğin ağırlığı kadar ağır bir haberdi bu. Okuyucu haklı olarak sorabilir: "Kim bu adam?"
O, yirmi yıl önce tanıdığım, kendini ve vaktini Allah yoluna adamış, Kudüs ve Filistin uğruna bir mücahit olarak yaşamış bir adamdı. Şahitlik ederim ki o; ahlak ve iman sahibi, derin düşünen, sakince plan yapan, sessizce inşa eden ve kararlılıkla mücadele eden bir yiğitti.
O, Siyonist düşmanın gözden kaçırmadığı ve takibini hiç bırakmadığı bir isimdi. Suriye'nin güney dağlarında dimdik durup gözleriyle Filistin'i süzerken lisan-ı haliyle "Allah'ın izniyle geliyoruz" diyen, Lübnan'ın Nakura sahilinde meydan okurcasına "Ey gaspçı işgalciler, hayallerinizi yıkacağız" diye haykıran yiğit adamdı. Sonra bir murabıt olarak, tek derdi Kudüs ve Filistin olmak üzere kâh Şam'da kâh Beyrut'ta konaklardı. Ta ki hatırasını vefatıyla ölümsüzleştirdiği mucizeler yaratmayı başarana dek. Şairin şu sözü onda adeta vücut bulmuştu: ' Öyle bir adam ol ki, gelenler olursa ardından... / Desinler" o geçti buradan, işte bu da eseri "
O, İran İslam İnkılabı Şehit Rehberi Seyyid Ali Hamaney'in sevdiği ve kalbinde özel bir yer ayırdığı kişiydi. Filistin dosyasındaki çalışmalarını o kadar takdir ederdi ki, onu hiçbir zaman görevden almadı ve Allah onu şehit olarak yanına alana dek Rehber onu vazifesinde tuttu.
O, Tümgeneral Muhammed Said İzadi'dir (Hacı Ramazan). 13 Haziran 2025'te başlayan savaşın alevleri içinde düşmanın peşine düştüğü ve sonunda 21 Haziran 2025'te İran'a yönelik acımasız bir İsrail saldırısında Kum şehrinde (Allah'ın izniyle) şehit edilen komutandır. Bedeniyle bu dünyaya veda etse de, Kudüs ve Filistin uğruna direniş eksenindeki faaliyetleriyle ölümsüzleşti.
İlk Tanışmamız ve Şahsiyeti
"Gölge adam" olarak nitelendirilen bu kişiyle tanışıklığım, 2005 yılı civarında Şam'da, direniş ilişkileri koordinatörü olduğu dönemde başladı ve bu münasebetlerimiz yıllarca sürdü. Onunla son görüşmem 2022 yılında, Beyrut'un güney banliyösündeki Hureyk kırsalında gerçekleşti.
Ona ulaşmak hiç de kolay değildi, zira düşman onu "Tehlikeli Adam" olarak sınıflandırıyordu ve ev sahibi Hizbullah'ın onu koruması bir zorunluluktu. O gün, Gazze'den gelen Kassamlı bazı kardeşlerle birlikte direnişi ilgilendiren bazı meseleleri görüşmek üzere yanına gittim. Onun hakkında bildiğim şu gerçeklere bir kez daha yakinen şahit oldum. Az konuşan, çok iş yapan, dili zikirden geri durmayan, bakışlarında işin ciddiyeti ve sonuç alma tutkusu olan biriydi. Yemek masasının karşısındaki salon vitrininin cam kapısında asılı olan ve Dr. Abdülaziz el-Rantisi ile birlikte çekilmiş bir fotoğraf dikkatimi çekti. Gururla, bu fotoğrafın Merc el-Zuhur sürgünü sırasında çekildiğini söyledi. Bu adamın Filistin'e ve halkına olan bağlılığının samimiyeti beni bir kez daha ikna etti. Merc el-Zuhur'daki sürgünlere yaptığı o ziyaretin, Devrim Muhafızları ve İran İslam Cumhuriyeti adına bir destek ve dayanışma ziyareti olduğunu öğrendim.
Direniş Teşkilatlanmasını Destekleme Gayretleri ve Kudüs Eksenindeki Rolü
Askeri Üretim ve Askeri Talim
Hacı Ramazan vaktini mücahitlere hizmet etmeye adadı. Bütün farklı grupların tamamıyla Filistin direnişini destekleme faaliyetinin hakiki bir ortağıydı. Füzelerin ve yönlendirme sistemlerinin yanı sıra, her türlü insansız hava aracının (SİHA) teknolojik ve askeri üretim kapasitelerinin geliştirilmesinde açık izleri vardır. Filistinli çeşitli grupların savaşçılarının inşası ve hazırlığı kapsamında yüzlerce askeri talim kursunu bizzat koordine etmiş ve denetlemiştir.
Güney Lübnan'da direniş için bir proje oluşturma üzerine yoğunlaştı; Rıdvan Gücü, onun gerektiğinde tam bir hazırlık içinde olma amacıyla direniş güçlerini niceliksel ve fiili olarak inşa etme ısrarının bir ürünüdür. Aynı şekilde Filistin içinde ve dışındaki direniş yetkililerinin askeri becerilerinin ve bakış açılarının gelişmesinde de pay sahibidir. Bu konuda en önemli koordinasyonlarından birisi de Hamas hareketinin askeri ve emniyet liderliği için yaklaşık iki yıl süren, kursiyerlerin Şam ile Tahran arasında mekik dokuduğu bir Komuta ve Kurmay Eğitim Kursu oluşturma ısrarıydı. Bu kurs, onun güzel amellerinden ve geriye bıraktığı kalıcı eserlerinden biriydi. Şunu hiç unutmuyorum; Şehit İzzeddin el-Kassam Tugayları Askeri Akademisi bu materyalin bir kısmını kendi müfredatına dahil ettiğinde, Gazze ve Filistin'deki direniş bu kurstaki akademik/bilimsel içeriğin ürünlerinden faydalanmıştı.
Askeri İkmal ve Lojistik Destek
Lojistik destekte de hakiki bir ortaktı, zira direnişe çeşitli silah türleri temin ediyordu. O, Kudüs'e ve Filistin'e olan sınırsız bağlılığıyla tanıdığımız merhum İmad Muğniye'nin (Hacı Rıdvan) yolunun gerçek bir varisiydi. Bütün derdi, büyük miktarlardaki ve farklı türlerdeki silahları Gazze'deki direniş güçlerine nasıl ulaştıracağıydı. Bu nedenle Hacı Ramazan, Gazze'ye giden kaçakçılık ikmal hatlarını açmak ve silahların direniş güçlerine ulaşmasını garanti altına alana dek çeşitli yerlerde depolar inşa etmek için büyük mali harcamalar yapmaya devam etti. İşte bu yüzden, direniş cephaneliğinin önemli bir kısmı onun finansman, planlama ve denetim alanındaki çabalarıyla inşa edilmiştir. Öyle ki, mücahitlerin Siyonist düşmanla girdiği savaşlarda artık onun da gerçek bir payı olmuştu.
Saha Takibi, Liderlerle İrtibatlar ve Cephelerin Birliği
Hacı Ramazan; tedarik, eğitim ve inşa alanlarındaki eylemleriyle yetinmedi. Aksine, biz onu direniş güçleri ile Siyonist düşman arasındaki çatışmaların takibine fiilen katılma konusunda daima son derece hassas, çatışmalar sırasında öğüt veren, yol gösteren, maddi destekleri taşıyan ve direniş için seferber edilebilecek her şeyi seferber eden biri olarak görürdük. Bu hususta sunulabilecek yardımlar konusunda içi tam anlamıyla rahat edene dek, kâh Beyrut'ta kâh Şam'daki operasyon takip odasında bir nöbetçi gibi ayrılmadan kalırdı. Bu takiplerin en öne çıkanlarından biri; Aralık 2008'deki Furkan Savaşı'nı takip etmek amacıyla Yurtdışı Askeri Çalışma Dairesi'nin kurduğu kriz masasına katılıp süreci günbegün takip etmesiydi. Rahmetli; düşmanın 'Dökme Kurşun' adını vererek kin ateşini kustuğu, direniş ve kararlılığın sembolü Gazze'de yüzlerce şehidin canına mal olan ve yirmi üç gün süren o savaş bitene kadar bu takip karargahında nöbet tutmaya devam etti. O hayatı boyunca Filistin'deki direniş, Kudüs Gücü ve Direniş Ekseni arasındaki operasyonel koordinasyon, yönlendirme, silah ve parayla direnişe destek olma derdini ruhunu Yaratıcısına teslim edene dek omuzlayanlardan biri oldu.
Rahmetli, askeri operasyon liderleriyle doğrudan ve aralıksız bir takiple işlerini sonuçlandırmaya büyük özen gösterirdi. Öyle ki; Şehit Yahya Sinvar, Şehit İsmail Heniyye (Ebu'l Abd), Şehit Salih el-Aruri, Şehit Muhammed Dayf ve Şehit Mervan İsa (Ebu'l Bera) gibi üst düzey komutanlarla doğrudan ilişkileri vardı. Bunların yanı sıra; engelleri aşmak ve görevleri kolaylaştırmak amacıyla Hamas, İslami Cihad, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) ve diğer Filistin direnişi liderlerinin tüm siyasi büro başkanlarıyla da sayısız görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmelerin sonuncusu, şehadetinden kısa bir süre önce Şehit Hamas lideri İsmail Heniyye ile Beyrut ve Tahran'da gerçekleştirdiği mekik toplantılarıydı.
Hacı Ramazan'ın Beyrut'ta adeta kalıcı olarak ikamet etmesi ve orada bir murabıt gibi nöbet tutması; onun Kudüs'e ve Filistin'e olan bağlılığının, sevgisinin ve aidiyetinin boyutunu yansıtıyordu. Onun, Hizbullah Genel Sekreteri Şehit Seyyid Hasan Nasrallah'ın yakınında bulunması; Filistin'deki direnişi destekleme yolları konusunda ortak bir görüşün oluşturulmasında, mücahitlere hizmet edecek, onlara arka çıkacak ve azimlerini güçlendirecek her türlü fikrin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadı. Nitekim bu durum, ortak çalışmayı koordine etmek amacıyla tüm direniş güçleriyle gerçekleştirilen görüşmelerin artmasına da bilfiil katkı sağladı.
Batı Şeria'daki direniş eylemlerini geliştirmek, desteklemek ve onlara arka çıkmak amacıyla, Şehit Seyyid Hasan Nasrallah'ın da katılımıyla Şehit Şeyh Salih el-Aruri ile çok sayıda görüşme gerçekleştirilmişti. Bugün Cenin sahası ve Batı Şeria vilayetleri boyunca uzanan silahlı eylem birimleri; Şehit Şeyh Salih ve yoldaşlarının, Hacı Ramazan ve Seyyid Hasan Nasrallah'ın -Allah hepsine rahmet etsin- ile birlikte yürüttükleri çabaların bir ürününden başka bir şey değildir.
Ayrıca rahmetli, derin anlayışından beslenen stratejik meselelerdeki hamleleri çerçevesinde; Direniş Ekseni'ni güçlendirmek ve 'Cephelerin Birliği'ni korumak için çalıştı. Ki bizler yakın zamanda Lübnan, Yemen ve Irak'taki mücahitlerin katılımıyla 'Tufan' savaşında bu birliğin destekleyici eylemini bizzat gördük. Düşmanın onu hedef alması da, ömrünün geride kalan yılları boyunca onlara karşı oluşturduğu tehlikenin boyutuna olan mutlak inançlarından başka bir şey değildi. O, bu yıllarını sağlam akide temelleri üzerine kurulmuş ve büyük şehitlerin kanlarıyla yoğrulmuş muazzam bir yapının inşasına katılmaya adamıştı. Ta ki Mescid-i Aksa'nın minareleri ve Filistin'in dört bir yanında izzet, onur ve gurur sancakları dalgalanana dek.
Son Söz
Bu sınırlı bir makalenin, bu dev adamın Filistin'e sunduklarının bir kısmının bile hakkını vermesi mümkün değildir. O, gerçekten Filistin için yaşadı, devletlerin bile yapmaktan aciz kaldığı şeyleri Filistin'e sundu ve onun uğruna şehit oldu. Ardında, nesillerin gözü önünde durmaya devam edecek ve onlara ' Desinler" o geçti buradan, işte bu da eseri ' dedirtecek büyük ve apaçık bir iz bıraktı.