Kaş yapayım derken!

Abone Ol

Herhalde, “Kaş yapayım derken göz çıkarmak” denilen şey bugün yaşadıklarımız gibi bir şey olsa gerek!

Paralel yapının “darbe teşebbüsü” öyle bir şeye neden oldu ki; bu yapıya karşı sürdürülen operasyonların “haksızlığını” savunan çevrelerin elindeki tüm kozlar alınıverdi!

“Ellerinde silah olmayanlar nasıl terör örgütü suçlaması ile suçlanırlar?” sorusu da havada kalan bir soru oldu!

Yani paralel yapıya karşı “operasyonlarına devam eden” iktidarın eli çok güçlü bir hale getirildi!

Darbe yapıp, yandaşlarını kurtarmayı planlayanlar bir anda yandaşlarının tam anlamıyla suçlanması için ellerinden gelen her şeyi eksiksiz yapmış oldular!

Şimdi kim çıkıp da, “Bize terör örgütü diyemezsiniz” diye sesini yükseltebilir?

Bu darbe teşebbüsü paralel yapıyı “terör örgütü” olarak tanımlayanların ekmeğine yağ sürmüş oldu!

Bu kadar eblehçe bir darbe teşebbüsüne bu güne kadar hiç tanık olmamıştık!

Gençlik yıllarımızda Talat Aydemir tarafından yapılan darbe teşebbüsleri bile bu kadar eblehçe değildi!

27 Mayıs darbesinin ardından iki de bir darbeye yeltenen Talat Aydemir ilk teşebbüsünde affa uğramış ama ikinci teşebbüsünün ardından ipte sallandırılmıştı! 

Aydemir’in darbe teşebbüslerine karşı devrin Başbakanı İnönü yaptığı konuşmada, “Talat’ın üç buçuk adamı” diye küçümsediği darbecileri yerden yere vurmuş ve Aydemir’i birkaç arkadaşı ile birlikte ölüm cezasına mahkûm ettirmişti!

Paralel yapının darbe teşebbüsünde bulunan elemanlarını İnönü’nün darbeciler için kullandığı “Talat’ın üç buçuk adamı” gibi bir ifade ile hafife almak elbette mümkün değil!

Gerek askeriye içinde gerekse yargı içinde bulunan paralel yapı elemanları arasında yapılan tutuklamalar bile “binlerle” ifade edilir rakamlara erişmiş bulunuyor!

Her ne kadar okyanus ötesinden yapılan açıklamalarda darbe teşebbüsü ile bir ilgilerinin olmadığı vurgulansa da mevcut deliller her haliyle kendilerini açığa veriyor!