Karşılıklı iddialar toplumu geriyor

Abone Ol

Cemaat-iktidar karşılıklı hamle ve laf yarışı daha ne

kadar devam edecek ve nereye kadar gidecek merak ediyorum. Öncelikli olarak

böyle bir çatışmayla ömrümde ilk defa karşılaştığımı belirtmek isterim.

Özellikle de kendini hizmet hareketi olarak adlandıran toplum olarak da

cemaat olarak nitelendirilen bir hareket ile iktidar partisi arasındaki

çatışmanın bir gövde gösterisine dönüştüğünü, daha doğrusu cemaat açısından

gövde gösterisine çevrildiğini, iktidarın ise bu gövde gösterisine meydan

okuyarak ve tehditler savurarak karşılık verdiğini görüyoruz. Elbette, biz

yargı ve havada uçuşan iddiaların hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu

belirleme noktasında değiliz. Aslında toplumun büyük bir kesimi de işin aslını

merak ediyor ve bu çatışmanın biran evvel son bulmasını, karşılıklı olarak

ileri sürülen iddiaların ne kadarının gerçek olduğunun ortaya konulması

gerekiyor. Ne var ki çatışmanın başından bu yana karşılıklı iddiaların ötesine

geçilebilmiş değil. Sanki taraflar birbirilerini karşılıklı iddialarla kamuoyu

nezdinde itibarsızlaştırma mücadelesi veriyor görüntüsü var. Ancak bu gidişatın

ülkeye zarar verdiğini birilerinin görmesi, çatışmayı bilek güreşinden

çıkarması gerekiyor.

Çünkü karşılıklı atışmaların hakaret boyutuna ulaştığını

görmek toplumu tedirgin ediyor. Bununda ötesinde devlet içinde örgütlenmiş

paralel yapının iktidara karşı darbe girişiminde bulunduğu ileri sürülüyor ki,

böyle bir durum söz konusu ise bunun iddianın ötesine geçirilmesi, olayın

yargıya intikal ettirilmesi gerekmez mi Eğer yargıya intikal etmesi gerektiği

halde yargı bu konuda devreye girmek istemiyorsa bununda sebebinin toplum ile

paylaşılması gerekir. Bu noktada 11 yıldır birlikte yürüyen cemaat ile AK

Parti nin ne oldu da bugün böylesine bir kavganın içine girdiğinin gerçek

sebebini milletin öğrenme hakkı olduğunu düşünüyorum. Çünkü yaşanan medya

savaşında ağır ithamlar havada uçuşuyor. Çatışmanın başlangıcında pek devreye

girmeyen kişi ve kuruluşlarda giderek kavgada saflarını belirlemeye başladılar.

Bu ise cephenin genişlemesini gündeme getiriyor. Cepheler genişledikçe olay iki

tarafı aşarak toplumun tümünü ilgilendiren bir boyut ulaşıyor. Ortaya çıkan bu

karmaşa ve çatışma ortamının ekonomi üzerinde olumsuz etkilere yol açtığı,

TL nin dolar karşısında hızla değer kaybetmesinin bu çatışmaya bağlanması bile

tek başına yaşananların boyutunu göstermeye yeter diye düşünüyorum. Eğer Merkez

Bankası bir günde piyasaya 4 milyar dolar sürüyor ve buna rağmen doların TL

karşısındaki yükselişini engelleyemiyorsa olayın bir dış boyutu olduğunu

düşündürüyor. O zamanda sanki bir takım dış odaklar Türkiye yi köşeye

sıkıştırarak bazı hedeflere ulaşmayı planladığını söylemek yanlış olmaz. Tekrar

ediyorum elbette biz yargı değiliz. İddiaların delilleri elimizde olmadan hüküm

vermek durumunda değiliz ama kavganın dozu giderek artıyor. Bir taraf yolsuzluk

iddialarında ısrarını sürdürüyor, buna karşı hamle giderek şiddetleniyor.

Sadece medyaya yansıyan manşetlere baktığımızda bile işin boyutu ortaya

çıkıyor. Elbette medya deyince iktidar yanlısı medya ile cemaat yanlısı medyayı

ve birde bu karmaşadan yarar uman aslında cemaatle alakası olmayan bazı medya

organlarının cemaatin yanında yer alması ile medyanın büyük bir bölümü için

cemaat-iktidar çatışması birinci gündem maddesi olmuş durumda. Bir kez daha

belirteyim ki, kimden ve nereden gelirse gelsin ister iç, ister dış kaynaklı

olsun siyasete siyaset dışı müdahaleye hep karşı oldum. Bugün de aynı

noktadayım. Ancak, olayın sadece karşılıklı laf yarışına hapsedilmesini de

doğru bulmuyorum. Bu işe son verilmediği takdirde hangi taraf galip gelirse

gelsin ülkemizin zarar gördüğünü tarafların görmesi gerekiyor. Düne kadar

birlikte olan tarafların bugün barış çubuğu tüttürmesinin zor olmaması gerekir.

Kaldı ki bu noktadan sonra taraflar aralarında anlaşsalar bile havada uçuşan

iddiaların sonuçlandırılması gereken organ yargıdır ve bu işe neşter vurmak

gerekiyor.