Biz bu zamanın aynasındayız. Önünde bulunduğumuz ayna ya
da hayat öylesine belirsiz, karmaşık, kırık dökük, anlamsız ki anlatmakta
zorlanıyoruz. Bu karmaşada kendimizin nereye ait olduğundan bile kuşkuluyuz.
Kendimizden öylesine emin olmamıza rağmen kendimizden bile kuşku duymaya
başlıyoruz. Eminiz bu soru hemen herkesin aklını kurcalıyor.
Kendimize aitlik ve kendimizi bilme bilinci bile bazen
sarsıntılar geçiriyor. Bir şeyler bizi zorluyor. Bulunduğumuz çevrede, birlikte
olduğumuz insanları bile tanımakta, anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu güçlük ve
kuşkudan ötürü bir yalnızlık içinde kalıyoruz. En çok güvendiğimiz, emin
olduklarımıza şöyle bir göz ucuyla bakıyoruz, acaba onlar ne düşünüyor.
Bu zaman aynasının çarpıklığı veya aynayı yüzümüze
tutanların yaptıkları devinimler, tutuş biçimleri bizim yönümüzü
değiştirmemize, şaşırmamıza neden olabiliyor.
Müslüman ız, etrafımızdakilerin Müslümanlığından da
kuşkumuz yok. Kişi veya grupların hayat üslupları, iş tutuş biçimleri, yol
yürüyüş ritim ve tarzları farklı olanların birlikte yol yürümeleri elbette
zordur. Zordur ama bu yolculukta birbirine katlanma, anlama, birbirinin
kusurlarını, eksik ve yanlışlarını gözetmeden, buluşma noktalarını bulma
çabasının ötesindeki durumlar insanı en çok zorda bırakanı.
Benim nefret ettiğim kişiden sen de etmek zorundasın
tarzındaki bir bakış, bir dayatma, bir zorbalık, hayatı hem zorlaştırıyor hem
de içinden çıkılamaz bir hâle büründürüyor.
Aynanın tam da neresinde duracağız veya aynayı yüzümüze
tutulurken ona karşı nasıl durmalıyız ve nasıl bir tutum sergileyeceğiz Aynayı
tutanın sürekli olarak oynatması, titreştirmesi ya da kendimizi daha iyi
görmeyelim diye buğulaması ve hatta arkadan sırlarını çiziktirmesi oyunu bile
bizi zor durumlara sokabiliyor.
Aynayı tutan el güçlüdür. Ya da aynayı eline geçiren
istediği şekillere ve hallere sokabilir. Ayna o kimsenin elindeyse, o aynayı
ele geçirmek ve onu sağlıklı bir düzleme oturtmak, karşısında olanların
kendilerini daha sağlıklı görebilmelerini sağlamak belli bir mücadele
gerektiriyor. Aynayı ele geçirme mücadelesinde tarafların savaş ve
çatışmalarında sağlıklı bir yol bulmak ve tutturmak ister istemez güçleşiyor.
Bu acımasız karmaşada, ortamda kişinin sağlıklı düşünmesi
beklenemez. Sesi yüksek çıkanın, gücü elinde bulunduranın yol belirleyiciliği
ve hatta ayakta kalması için biraz da böylesi bir karmaşık ortamı gerektiriyor.
Böyle bir ortamda kim sesini yükseltiyorsa, kim
dikkatleri üzerine çekiyorsa o etkilidir. Hayatta bir kenarda durulmaz.
Sorumluluk ve bilinç sahibi olanlar sağlıklı yol ve yönün oluşumunu sağlama
çabasında olurlar. Öyle ama onların sesi çığırtkanlıktan öte daha naif, içli,
sağlıklı olmasına karşın hiç kimse dönüp o yana bakmaz. Çünkü böylesi bir
ortamda sağlıklı olanın bulunması istenmez. Sesi yüksek çıkanın, aynayı elinde
bulunduranın, ortama yön verenin gücü ve etkisi elbette topluluklar üzerinde
belirleyici bir güç oluşturur.
Karmaşık toplumlarda yol yürümek, bir yerlere varmak çok
güçtür. Kaotik kurgu, hayat tarzı bir kısır döngüdür. İnsanlar ancak kendi
kısır döngülerinde boğuşup dururlarken sanki yol alıyorlarmış gibi bir durum
var sayılır. Oysa o dönülüp durulan yerde bir adım öteye gidilemez. İnsanların
birbirini anlaması, bilmesi de güçleşir. Kimin haklı kimin haksız olduğu da
anlaşılamaz. Doğru veya yanlışların bize ait olan kısmı neresidir bilinemez.
Zor bir durum yaşanır. Bilgi ve akıl sahiplerinin sezgisi kişinin ancak
kendisine yetebiliyor. Bu karmaşadan sıyrılıp çıkmanın güçlüğüne karşın kişi
yolunu tutturuyorsa, kendisi o hayatın asla dışında kalamaz, çünkü yaşanan yer
ve zaman herkes içindir. Yönü belirlemeye çalışanlar doğrunun sadece
kendilerinde olduğuna inanırlar ve hemen her iddia sahibi sadece kendisinde
kurtuluş olduğunu ifade ederler ama doğru ve iyinin ne olduğu bile anlaşılamaz.
Siz asıl yönü belirtmeye, belirlemeye çalışırken öylesine bir darbe ile
karşılaşırsınız ki bunu kimin size yaptığını bile anlayamazsınız, kim vurduya
gidersiniz.
NOT: AGD Adana Şubesi Hanımlar Komisyonu, orta öğretimin
davetlisiydik. Liseli genç hanımlarla çok güzel, tatlı bir sohbetimiz oldu. Üç
saati aşkın zamanın nasıl geçtiğinin bile farkına varamadık. Abdülaziz ile Cuma
beylerin bu güzel ortamda bizi gençler ile buluşturması bizim için mutluluk ve
heyecan vericiydi. Bu güzel heyecanı birlikte yaşadığımız için müteşekkirim.
Sevgili gençlere selâm olsun