Bilindiği gibi “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” kurulduğunda, “Batı Dünyası”nın yaşam tarzını benimseyerek yola koyuldu.
Buna göre:
“Ceza Yasalarını,” İtalya’dan...
“İdari hukuku,” Fransa’dan...
“Medeni hukuku,” İsviçre’den...
“Ceza yargılaması hukukunu,” Almanya’dan almışız.
Bu karma sisteme göre, Cumhuriyet tarihi boyunca:
Türk vatandaşı İsviçre medeni yasalarına göre evleniyor.
İtalyan ceza yasalarına göre, cezalandırılıyor.
Alman ceza muhakemesi kanunlarına göre, yargılanıyor.
Fransız idare hukukuna göre idare ediliyor.
İslâm hukukuna göre de gömülüyor.
Böylesine “karmaşık,” böylesine “kozmopolit” bir sistemde yetişen bir vatandaş, nasıl “bir kişilik,” nasıl “bir kimlik” kazanacak ..
Gelinen son duruma baktığımızda, “ne Batılı olabilmişiz, ne de doğulu olabilmişiz ”
İki arada bir derede, yuvarlanıp gidiyoruz.
Böylesine karışık, böylesine ilkesiz bir sistemden ne beklenir ..
***
Dünya devletleri kendilerini yenileyebilmek için devamlı arayış içindeler.
Sistemlerini yeniliyorlar.
“Değişimi, gelişimi ve dönüşümü” devamlı gündemlerinde tutuyorlar.
Bunun için de en çok önemsedikleri “eğitim sistemlerini” en başta tutuyorlar.
“Kadın-erkek eşitliğini” sağlayabilmek için yıllarca ”karma eğitim sistemini” uyguladılar.
Son tahlilde “kadın erkek eşitliği” yerine,”kadın-erkek çatışması” ortaya çıktı.
Bu sistemi savunanlar, şimdi de sorgulayarak başka arayışlar içine girdiler.
Bu arayışların başında “Almanya” geliyor.
“ABD” bu sistemden en çok yakınan ülkelerden biri.
Bu sistemle ilgili “Der Spiegel dergisinin” müthiş tespiti, tüm dünyada büyük yankılar uyandırdı:
“Yüz yılın en büyük pedagojik yanlışı karma eğitim, karaya oturdu.”
Bütün dünya bunu konuşurken bizim çağdaşlarımız (!..) hala bu sistemi savunuyor olmaları ne kadar garip değil mi ..
***
Karma eğitim sistemini en çok savunan ve resmileştiren “28 Şubat cuntacılarıdır.”
28 Şubat’çılar yargılanıyorlar ama sistemleri ve izleri hâlâ devam ediyor.
Birçok alanda bu kadar değişiklikler olmasına rağmen, eğitim alanında hâlâ bir şey yapılmadı.
Pek çok Batılı ülkelerde, kız ve erkekleri ayrı sınıflarda okutma trendi yükselirken, Türkiye’de bu konuda yaprak kımıldamıyor.
12 yıldır iktidarda olan ve “muhafazakâr” olduğunu savunan bir hükümette hiçbir hareket yok.
Gelişmiş batı ülkelerinde kız üniversitelerinin sayısı bile hızla artarken bizimkiler bu konuyu gündemlerine bile almıyorlar.
Türkiye’de çağdaşlığın gereği olarak düşünülen karma eğitim sisteminin sanıldığı kadar başarılı bir model olmadığı ortada.
Ne bilimsellik adına, ne pedagoji adına, ne ahlak adına, ne de insanlık adına hiçbir yararı olmayan bir sistemin hâlâ uygulanıyor olması tam bir faciadır.
***
Artık bu facianın tehlikeleri bütün boyutlarıyla gündeme gelmeli ve tartışılmalı.
Günlük siyasetten, futboldan ve magazinsel haberlerden fırsat bulup bu korkunç faciadan kimse bahsetmiyor
En tehlikeli ve en korkunç boyutu, karma eğitim sistemi nedeniyle, “tacizlerin ve tecavüzlerin” büyük oranda artış göstermesidir.
Bununla ilgili Almanya ve ABD deki okullarda yapılan çeşitli araştırmalar var.
Alman okullarında yapılan araştırmaya göre, kızlarla yapılan röportajlarda, “kızların % 50’si bedensel tacize uğradıkları” tespit edilmiş.
Amerika’da ilkokul ikiden lise sona kadar 4 bin 200 öğrenci arasında yapılan bir araştırmaya göre;
Her gün cinsi tacize uğradıklarını söyleyenlerin oranı % 39’dur.
Haftada en az bir tacize uğradıklarını söyleyenlerin oranı % 29’dur.
13-19 yaş arasında doğum yapan bekâr kızlarda doğum yapma oranındaki artış bir önceki yıla göre % 16 olarak tespit edilmiş.
Almanya, Amerika, İngiltere gibi ülkelerde “karma eğitim sisteminin” zararları görülmüş ve bundan vazgeçilmeye başlanmış.
“Yüzyılın pedagojik hatası” olarak kabul edilen karma eğitim sistemi, bizde hala çağdaşlığın bir gereği olarak savunulması, “bağnazlığın ve gericiliğin” en barız örneği olarak karşımızda duruyor.