Karma Eğitim Pedagojik mi?

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm;

YENİ Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, “Kız okulları açabilmeliyiz” şeklinde bir açıklama yaptı ya! Bazıları işin iç yüzünü, bilimsel ve pedagojik cephesini ele alıp araştırmadan bir kaşık suda fırtına koparmaya çalıştı. İşi, devlet düzenini değiştirmeye, laikliğin elden gidecek olmasına kadar götürenler oldu. Konu eğitimse işin pedagojik yönü ele alınmalı; bilimsel gerçeklere uygunluğuna bakılmalı değil miydi?

Geçtiğimiz hafta, bir TV kanalında, sayın bakanın sözünü merkeze alan bir açık oturumu takip ettim. Konuşmacılar arasında siyasetçi, gazeteci, iletişimci, avukat, STK başkanlığı gibi alanlarda çalışan kişiler vardı. Her nedense içlerinde bir tek “eğitimci” yoktu. Yalnız bu görüntü bile, konunun uzmanları dışındaki kişilerce tartışıldığını anlatmaya yetiyordu. Bu yüzden, program tarafgir, ideolojik ve baskı üzerine kurulmuş görüşlerin kamuoyuna yansıtılmasından ileri gidemedi.

Yalnız bu program bile, Türkiye’deki sözde aydınların, problemlerin çözümünü kendi pencerelerinden baktıklarını anlatmaya yetiyordu. Eğitimin konuşulduğu bir konuda niçin eğitimci ve eğitim uzmanlarının görüşü dikkate alınmıyordu? Böylesine gözü kapalı bir yöntemle nereye varılabilirdi? Alanı eğitim olmayan bazı konuşmacılar, Türkiye’de yaşanan bazı yanlışlıkları, pireyi deve yapıp kendi kafalarındaki şablona göre değerlendirme yoluna gittiler.

Bu yanlış yaklaşım, Türkiye halkını ayrıştırıyor; kamplaşmaya yol açacak bir yola sürüklüyordu. Sözde Türkiye aydınının öğretilmiş çaresizlik kompleksi ile kendi toplumuna böylesine yabancılaşması nasıl izah edilebilirdi?

BİLGİ KONUŞMALI

SENELERİMİ eğitime verdim. Türk Dili ve Edebiyatı emekli öğretmeniyim. Önce şunu bilelim: Karma eğitim, kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim görmesi olarak tanımlanıyor. Bu yöntemin ne kadar sağlıklı olduğunun bir araştırması yapılmalıdır. Türkiye aydını şöyle kafasını kaldırıp dünyada neler olup bittiğine bir bakmalıdır.

Fakir, 6 Batı ülkesini; İslâm dünyasından da 6 ülkeyi gördü; oralardaki eğitim yapısını az çok araştırma fırsatı buldu. Şüphesiz her yerde eğitimin bazı problemleri var. Önemli olan bu sorunlara bilimsel bakış açısıyla yaklaşabilmektir.

Uzmanlar, kız ve erkeklerin beyin yapısında farklılıklar olduğunu açıklıyorlar. Mesleki ilgi ve tercihlerde de farklılıklar olduğu bellidir. Karma eğitim, bu farklılıkları dikkate alarak eğitim yapmaya fırsat vermiyor. Cinsel farklılık birçok baskı ve taciz olayını beraberinde getiriyor. Yapılan araştırmalar; kız, erkek ayrı okullara göre; karma okullarda taciz olaylarının daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Karma eğitim Batı’da, 1960’lı yılların sonunda çok yaygındı. Uygulaması görüldükten sonra, “Karma eğitimin yüzyılın en pedagojik yanlışı” olduğu konuşulmaya başlandı.

Bayern eyaletinde, eğitim kuruluşlarına tavsiyeleriyle tanınan Alman Pedagoji Uzmanı Doç. Dr. İlse Brehmer, yazdığı bir kitapla karma eğitimle ilgili olarak şu sonuçları açıkladı: “Karma eğitim kızların uysallığını istismar ediyor. Yeteneklerinin gelişmesine engel oluyor. Sözlü ve fiili tacizlerine yol açıyor. Kızlar hayatta, matematik ve fen bilimlerinde daha başarılı oluyor.”

SONUÇLAR ORTADA

ALMANYA’DA yayınlanan haftalık Der Spiegel dergisi 6.5.1996 tarihli sayısındaki kapağına, “Kız okuluna dönüş. Kızlara daha fazla şans” başlığıyla, Almanya’daki resmi okullarda “karma eğitimin kaldırıldığı” haberini veriyordu.

1990’lı yıllarda kız ve erkeklerin ayrı eğitim gördüğü okullarda, başarı seviyesinin daha yüksek olduğu görülünce, Almanya ve ABD’de kız ve erkeklerin ayrı eğitim gördüğü okul sayısı hızla arttı. Böylesi gelişmiş ülkelerde, ortalama 10 okuldan 1’i karma eğitim; 9’u ise kız ve erkek ayrı okullar durumuna dönüştü. Batılı ülkelerin Türkiye’de açtıkları okulların adının “Alman Erkek Ortaokulu”, “Amerikan Kız Lisesi” gibi isimlerle anılması tezimizi ispata yetiyor.

Türkiye’de, yeniye kadar kız meslek okulları, erkek liseleri bulunduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye’de eğitimden şikâyet etmeyen tek Allah’ın kulu yok. Eğitimin seviyesi yerlerde sürünüyor. Öğrenciler neredeyse “boş” olarak yetiştiriliyor. Okumaya karşı ilgi çok zayıf. Girişimci insan yetiştiremez olduk. Zorunlu ve karma eğitim mutlaka tartışılmalı; eğitimin sonuçları üzerinden araştırma ve incelemeler yapılmalıdır. Bilimsel anlayış, pedagojik yöntem öne çıkarılmalıdır.

Batılılar, kendileri için pedagojik ve bilimsel yöntemler uygularken; Türkiye için, AB ve Fulbright Eğitim Anlaşması üzerinden, bize karma eğitimi dayatmakta ısrar ediyorlar. Bu anlayışla yürüyen eğitimin ne ölçüde “millî”, “yerli”, “bize göre” olduğu konusu ciddi olarak ele alınmalıdır. Eğitimimizin  “planlamadan yoksun oluşu” her şeyi anlatmaya yetmiyor mu?