Karışık yazı

Abone Ol

Edebiyat Ortamı

İki Aylık Edebiyat Dergisi olarak Server Vakfı adına Av. Mehmet Ali Bulut’un sahipliği ve yazı işleri müdürlüğüyle değerli şair Arif Ay’ın genel yayın yönetmenliği altında 61. sayısına ulaştı. Sadece edebiyat, sanat ve düşünce alanında süreli yayın yapan dergiler bakımından değil, “magazin”i kendine konu seçmiş bir yayıncılık alanında da 11 yıla ulaşmak önemli bir çaba olarak görülmelidir. Özellikle edebiyat alanında süreli yayın yapmanın, bırakınız maddi külfetini, belli düzeyde içerik ve yayın politikasını sürdürmenin yoğun ve dirençli bir çaba gerektirdiği gözden ırak tutulmamalıdır. Bu yönleriyle Edebiyat Ortamı dergisinin 11. yıla ve 61. sayıya ulaşmasını takdirle karşılamak ve tebrik etmek gerekir. Ayrıca, her sayısında bir yazarın tanıtımıyla her yıl hazırlanan Şiir ve Öykü Yıllığı ekleri yoğun emek harcanmak suretiyle ortaya konulmuş ürünlerdir. Salt bu ürünler bile Edebiyat Ortamı dergisinin kendine özgülüğünü ve farklılığını göstermektedir.

Her şey bir tarafa, Edebiyat Ortamı dergisi, izlediği yayın politikasıyla edebiyatı, sanatı ve düşünceyi insanı kuşatıcı boyutuyla titizlik içinde gerçekleştirmeyi kendine rehber edinmesidir. Bu tutum bir yansıması olarak, gerek dergide yayımlanan ürünlerin kitaplaştırılması, gerekse bu alanda emek vermiş yazarların eserlerini yeniden okuyucuya sunulmasıyla “kadirbilirlik” örneğini sergilemesidir. Böyle bir tutum, ne yazık ki, yayıncılığı salt bir “meta” üretimi şeklinde anlayan ve “vur-kaç” denilecek bir tavra indirgeyen yayınevlerine bir uyarı işareti olmuş mudur?

Edebiyat Ortamı, 61. sayısına ek olarak 2018 Şiir Yıllığı’nı vermiş. Yıllığı Arif Ay, Beyhan Kanter, Erdem Dönmez ve Halil İlteriş Kutlu hazırlamış. Halil İlteriş Kutlu “Matüridi’denWeber’e Cemaat, Luther’den Abduh’a Toplum” başlıklı dikkat çekici bir yazısıyla katkıda bulunmuş. Sosyolojinin, özellikle Alman sosyolojisinin kurulmasında Sombart, Simmel ve Weber yanında Ferdinand Julius Tönnies (1855-1936) adının önemli bir yeri olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü sosyolojinin yöntem, konu ve yerinin belirlenmesinde ileri sürdüğü görüşlerini “cemaat” ve “cemiyet” kavramlaştırma ve ayrımı bağlamında temellendirmiştir. Tabii olarak Yeni-Kantçı W. Dilthey ve Değerler Felsefesi’nin gelişiminde önemli bir kavşak olan Rickert’in felsefi çalışmaları unutulmamalıdır. Tönnies açısından Schopenhauer’ın “irade” ilkesinin “doğal irade” ve “rasyonel seçme irade” ayrımı cemaat ve cemiyet ayrım ve kavramlaştırmasına dayanak oluşturacaktır.

Edebiyat Ortamı’nın 61. sayısında hikâye ya da öykülerin yanında öykü üzerine yapılmış iki söyleşi yer almaktadır. Merve Koçak Kurt hikâyede imge ve imgelem üzerinde düşündüklerini açıklamaya çalışmış. Fakat “imge” konusundaki açıklamaları, doğrusu pek açık gözükmedi bana. İmge’nin “duyuyla edinilen bir deneyimin zihindeki görüntüsü” ifadesi oldukça sorunludur. Analitik Felsefeciler, bu arada Russell “duyu algısı” kavramını önermişlerdi, ama bunu bilginin ilkesi olarak savunuyorlardı. Buna göre, her imgeyi bilgi olarak kabul etmek kaçınılmaz gibi bir çıkarım yapılabilir ki, Sayın Kurt’un açıklamalarının bütünü dikkate alındığında, kastının bu olmadığı açıktır. Onun için sorunludur dedim. Diğer söyleşiyi İsmail Turan Recep Seyhan ile gerçekleştirmiş. Seyhan’ın “Bana Hikâye Anlat(ma)” çalışması üzerine yapılan bu söyleşi ufuk açıcılığı yanında yeni soruların sorulmana yol açıcı gibi gözüküyor. Arif Ay’ın “Dağsızlık” şiiri, Ali Asker Barut’un “Seyrani” denemesi başta olmak üzere diğer şiir, hikâye ve yazılar Edebiyat Ortamı’nı dopdolu hale getirmişlerdir.

Bir Dilek

Manisa Şehzadeler Müftüsü Mehmet Cesur, Marmara İlahiyat’ta hasbelkader “rahle-i tedris”imizden geçtiğini belirterek “Felsefe Tarihi” notlarının kitaplaştırılıp yayınlanmasını istiyor. Evet, Felsefe Tarihi zaman içinde yapılan eklerle kitap halinde yayıma hazır olarak bir dosyada, aynı zamanda bilgisayarda duruyor. Kitap olarak yayımlanması için ya benim yayıncılığa soyunmam gerekiyor ya da bir yayınevinin bunu üstlenmesi. Fakat bir kimseden en basit ve en küçük bir istekte bulunmak benim için adeta imkânsız bir şey olagelmiştir. Felsefe Tarihi yanında halen verdiğim Hukuk Felsefesi, Hukuk Sosyolojisi, Hukuk Metodolojisi vb. ile hikâyeler ve daha başka yazılar da öyle, yayınlayacak olan bulunursa, birer “miri malı”dır. İnşallah vakitleri dolar kısa zamanda. Görevinizde başarılar dilerim, sevgilerimle Mehmet.

Cihan Varta, Bilge Salih ve başka okuyucularımın tebrikleri, selamları için teşekkürlerimi sunarım. Bilge Salih kardeşim, Gazete’de Burak Kıllıoğlu’na çalışmalarını gönderirsen bana ulaşır. Başarılar, sevgiler.