Karga kadar düşünemeyecek hale gelenler

Abone Ol

Zaman zaman nam ve şöhret yapmış, makam ve mevki (kariyer) sahibi olmuş insanların gaf (büyük hata) yaptıklarını görür veya duyarız. Bu nedenle hayretler içinde kalır, bu adam nasıl böylesine büyük hata yapar deriz Bunun sebebini Maide suresinde anlatılan Habil’in öldürülmesi olayını dikkatle okuyunca anlamak mümkündür. Adı geçen surenin 27-31. Ayetlerinde Yüce Mevlamız şöyle buyurmaktadır:

“Onlara Adem’in iki oğlunun haberini oku! (anlat!). Hani onlar kurban kesmişlerdi de birininki kabul edilmiş diğerininki kabul edilmemişti de (kurbanı kabul edilmeyen kurbanı kabul edilene) seni öldüreceğim demişti. O da ‘Allah müttakilerden (kendisine sığınanlardan) kabul eder. Sen beni öldürmek için bana elini uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam, ben kâinatın düzene koyucusu Allah’tan kokarım’ dedi. (Buna rağmen ötekinin) nefsi kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü¸ arkasından hemen bunalıma girdi‘ Sonra Allah kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen (çukur açan) bir karga gönderdi. O da ‘ ben karga kadar olmaktan aciz miyim Hemen kardeşimin cesedini örteyim (gömeyim) dedi, amma bu defa pişmanlık duyanlardan oldu”

Kur’an-ı Kerim çok veciz olduğu için olayı bazı satırları atlayarak anlatmıştır. Nitekim Türkçe eğitim kitaplarında bazı cümlelerin yerine birkaç nokta koyarak “bu boşlukları doğru bir şekilde doldurun” şeklinde sorular vardır. Öğrenciler de o boşlukları doldurur. Bu eğitimin esası bu gibi ayetlere dayanmaktadır. Olayın açılımı şöyledir:

İnsanlık ilk yıllarında çok az olduğu için bir an önce çoğalmaları ve dünyanın insanlarla şenlendirilmesi için doğumlar hep ikiz olmakta ve bir sene önce doğanlar sonra doğanlarla evlendiriliyordu. Ama Kabil kendisiyle doğan kızın sonra doğan kızdan güzel olduğunu görünce onunla, yani ikiziyle evlenmek istedi ve bunu kardeşi Habil’e açıkladı. Habil bunun şeraite aykırı olduğunu söylediyse de Kabil düşüncesinde ısrar edince Habil “öyleyse birer Kurban keselim; kim haklıysa onun kurbanı kabul olur, biz de ona uyarız” dedi ve ikisi de birer kurban kestiler. O zamanlar kabul edilen kurbanlar bir nur ile göğe kaldırılırdı. Bu olayda Habil’in kurbanı göğe kaldırılarak onun haklı olduğu ortaya çıktı, ama Kabil yine kabul etmeyerek ayette belirtildiği gibi kardeşini öldürdü. Fakat bunalıma girdi, kardeşinin cesedini saklamak istedi. “O taşın dibine bu dağın arkasına saklayayım” diyerek taşıdı durdu. Burada da bulurlar diyerek kan ter içinde taşıyıp durdu. Ama bir türlü gömmeyi düşünemedi. Ancak bir karganın öğretmesiyle kardeşinin cesedini bir yere saklamak için taşımaktan kurtulabildi.

İşte aynen Kabil gibi büyük günah işleyenler öyle zaman gelir ki çocuk kadar bile kafaları çalışmaz olur; ne dediklerini bilemez, dediklerinin kendilerini ele vereceğini düşünemezler. Bugünlerde yüksek makam ve mevki edinmiş olan adamlar öyle ifadeler kullanıyorlar ki evlere şenlik, sıradan bir adam öyle konuşmaz. Buna rağmen bazı insanlar bu gaf yapan insanlar için ‘ bir bildiği var’ diyerek yine onları savunabilmektedirler. İşte Maide suresinin 27-31. Ayetleri bunları uyarıyor, makam, mevki ve şöhret sahibi insanlar konuşma yahut yazışmalarında büyük hata yapıyorsa biraz arkalarına bakıp yaptıkları büyük yanlış ve işledikleri büyük günahları bulun ve onları uyarın diyor. Sevdiklerinizi ölçülü sevin, aşk derecesinde Allah ve Peygamberden başkalarını sevip günah ve hatalarını göremez duruma düşmeyin diyor. Hz. Ömer gibi adalet örneği bir halifeyi bile bir kadın azarlayabiliyorken, o da bunu şükürle karşılıyor iken günümüz insanlarının makam ve kariyer sahibidirler diye bazı insanların hatalarını görmek ve uyarmak şöyle dursun onları savunmaları kıyamet alameti olsa gerek.