Kardeşliktir ateşe atılan

Abone Ol

Ben senin kara gözlerindeki sevgi, hürmet, kardeşlik ışığını çok iyi bilirim.

Bakmamak için yüzüme gözlerini kaçırıyorsun, yere bakıyorsun.

Kötü bir filmde düşman rolü biçtiler her birimize.

Artık konuşmamalı, birlikte görünmemeli, hatta mahalleleri, şehirleri ayırmalı, “Birlikte Yaşamama Projeleri”ne destek vermek gibi alçak bir senaryoda rol almalıyız her birimiz.

Selam kesilmeli, meclisler bölünmeli, kelimeler tüketilmeli, kardeşlik baruthanelerde imha edilmeli idi.

Aramıza evlatlarımızın ölü bedenleri kondu.

Bir ülkenin anneleri can evlerinden vuruldu.

Asker anaları perişan, korku ile evlatlarının ismini şehit listelerinde aramaktalar.

Anneler ya kendilerini yakmayı, ya ırmaklara atmayı düşünmekteler.

Bir ülke topyekûn uçuruma gitmekte.

Nefret çığ olmuş üzerimize gelmekte, hepimizi toparlayıp götürmekte.

Ayetlerle asker töreni yapılmış, eline kına yakılarak gönderilmiş çocuklarımız tabutlarla gelmekte.

Bu ne pis bir savaş ki, sokaklar kin doluyor.

Dünya savaşlarından daha kirli senaryolar ülkeme yazılıyor.

Dün cephelerde göğüs göğse vuruşan bir ülkenin çocukları şimdi yoldan geçen askerini ve polisini kalleş tuzaklarla patlatıp bin parçaya bölmekte.

Kurunun yanında yaş da yanmakta.

Sivil halktan kayıplar olmakta.

Sokağa çıkma yasakları ile cenazeler defnedilememekte, evlerde kalakalmakta.

Geleceğe yüzyıllarca yetecek kin, nefret, öfke miras bırakılmakta.

Rızkı için Karadeniz’e fındık toplamaya giden işçilere saldırılar olmakta.

Bu ne kötü yazgı ki, “Kürt” diye dükkânına saldırı yaşayan aile, ertesi gün askerdeki oğlunun şehit olduğu haberiyle karalar bağlamakta.

Sadece Güneydoğu değil İstanbul da gergin.

Kimse kimse ile konuşmaya cesaret edememekte.

Moraller bozuk.

Toplum feci bir travma yaşamakta.

En ufak bir gerilimde insanlar kontrollerini kaybedip birbirlerinin yakasına sarılacak kadar öfke tavan yapmış durumda.

Otobüste poşetini karıştıran düşkün kadını kaldırdığı gibi 3-4 metre uzağa betona çarpabildi, genç delikanlı.

Koca araçta çıt yok, insanlar korkmakta, görmedim duymadım modunda, kendisini polis olarak tanıtan, yanında çocuğu ve örtülü eşi olan iri yarı gence;

-Evladım niçin böyle yaptın, o zavallı bir kadın velev ki eşyanı çalsa bile ya ölseydi diye yanına gidip konuşmaya çalışıyorum, haydi ayağa kalk ve yolculardan özür dile, hepimiz şoktayız, diyorum.

Genç adam yolculardan da beter şokta, moral motivasyon sıfır, kim bilir nerede arkadaşını mı kaybetti, ülke sorunları kimde hâl bıraktı ki.

Fakat sözümü dinleyip kalkıp yolculardan özür diliyor.

Milletçe perişanız.

Siyasiler şu pis inatlaşmayı bırakıp bozulan barış treninin son vagonunu kaçırmamak için elden gelen gayreti göstermelidirler.

Emperyalistlerin denediği bu son savaş diğerlerinden daha acı olacak, kardeş kavgası ülkemizi mahvedecektir.

Eli kanlı örgütün ve arkasındaki emperyalistlerin tuzağına düşmeyerek, iç savaşa sürüklenmemizin derhal önüne geçilmelidir.

Barıştan başka şansımız yok.