Kardeş kavgasını bitirecek bir Selçuk Sultanımız bile yok

Abone Ol

Parti kapatmalar dışarıda ülkemize yeterince itibar kaybettirmekte. Son Almanya seyahatimde, marketten dönen ev hanımı kılıklı Alman kadın gayet asabi ülkemizdeki parti kapatmaların hesabını sordu.

"Sana ne desem" olmuyor.

Kadın, "siz işte bu kadarsınız, demokrasi karneniz bu kadar güdük" gibisinden öyle bir tepeden baktı ki bir şeyler diyemedim.

Hem içeride halkın huzuru kaçmakta.

Hem dışarıda onur kaybı yaşanmakta.

Son günlerde ülkedeki gerilim, insanlardaki belirsizlik, piyasalardaki kaos, başka bir memlekette asla yaşanmayan sadece bizim ülkemizin makûs talihi.

Gerçi gerilim bizim ikiz kardeşimiz gibi.

Tarihin her döneminde bu topraklar benzer nedenlerle acı çekmiş.

Her kardeş kavgası, maddi manevi kayıplara neden olmuş.

Yüzyıllar önce Fatih in vefatında da ülke, bir kez daha ikiye bölünmüş.

Çünkü her zamanki gibi kardeş kavgası had safhaya çıkmış.

Fatih "Kanunname-i Ali Osman"ına ölümü halinde kimin padişah olacağına dair bir kayıt koymamıştı. Yalnız bu kanunda, şehzadeler arasındaki mücadeleye son vermek için padişah olan şehzadenin diğer kardeşlerini "Nizam-ı âlem" için öldürmesini açıklamıştı.

Fatih in ölümü üzerine; ordu, Amasya Valisi Bayezid i İstanbul a çağırdı.

Bayezid, kendisini padişah ilan etti, hutbelerde adı geçti, fermanlara tuğrası çekildi.

Şair ve ince ruhlu Karaman Valisi Cem i seven devlet adamları da, onu çağırdılar.

Tıpkı iki parti gibi, iki kardeş ve destekçileri karşı karşıya geldi.

Seçim sandıkları meydanlara kurulmasa da, halkın sevdiği Cem Bursa da padişahlığını ilân etti.

İmparatorlukta ikilik çıktı.

Kardeşler arasında ölümüne bir mücadele başladı.

Uzun yıllardan beri Bursa da oturan, Bayezid le Cem in büyük Halaları Selçuk Sultan onların bu hâline çok üzüldü. Aralarını bulmak için ortaya atıldı. Cem Sultan ve Bayezid e nasihatlerde bulundu.

Selçuk Sultan, Çelebi Sultan Mehmed in kızıydı. Kardeşi 2. Murad ın, İsfendiyaroğlu nun kızıyla evlendiği sene, O da Karaca Paşa ile evlenmişti. Bu evlilikten Hatice Hanım Sultan doğmuştu. Selçuk Sultan kocası ile yirmi sene mesud bir hayat yaşadı. Karaca Paşa 1444 de, Varna savaşında şehit düşünce, dul kaldı. Bursa da yerleşerek, ömrünün son yıllarını hayırlar yaparak, ibadet ederek geçirdi. Fatih çok sevdiği halasına birçok köy ve çiftlikler temlik etti.

Selçuk Sultan, kendisine bağlanan tahsisat ve yapılan temlikler sayesinde, pek çok padişah kızı fakr ü zaruret içinde yaşarken o, rahat bir hayat sürdü, Bursa da adıyla anılan camiini, Mihraplı köprüsünü yaptırdı.

2.Bayezid padişah olduğu sırada "hala sultan" çok yaşlı idi. Günlerinin çoğunu yatakta geçiriyordu. Cem Sultan Bursa ya geldiğinde, iki kardeşin arasına girdi, kan dökülmemesine çalıştı. Cem Sultan başta büyük halası olmak üzere babasının hocalarından Molla İlyas, tarihçi Şükrüllah ın oğlu Ahmet den müteşekkil bir heyeti ağabeysine gönderdi. (M. Çağatay Uluçay, Harem den Mektuplar, İstanbul 1956.)

Tabii bu heyet "devlet ebed" düşüncesine tamamen zıt, duygusal bir öneri götürdü. Anadolu nun Cem Sultan a, Rumeli nin Bayezid e bırakılmasını, İmparatorluğun parçalanmasını teklif ettiler. Bayezid reddetti.

Cem vak ası sona erdikten sonra da, Bayezid le halası Selçuk Sultan arasında mektuplaşma eksik olmamıştır. Halasını çok seven Bayezid zaman zaman doktorlarını göndererek, hastalığını tedavi ettirmiştir. Topkapı Sarayı arşivlerinde bulunan Selçuk Sultan mektuplarında, kimi zaman devlet adamlarından şikâyet etmekte, kendisine saygı göstermediklerini ya da hastalığından bahsetmektedir.

Şimdi bakıyorum da bir büyük halamız bile yok.

Selçuk Sultanların yokluğunu ne kadar hissetmekteyiz.

Hani şu kardeş kavgasını bitirecek, kamplaşmaların halka sadece zarar verdiğini anlatacak.

Düşünüyorum da böyle saygın, yaşlı, güngörmüş, sözü sayılır kimse aklıma gelmiyor.

Acaba Rahşan Ecevit, tıpkı Hala Sultan Selçuk gibi, ortaya düşse liderleri dolaşsa, "yapmayın çocuklar bu güzel ülkeye ve bu fakir, acılı halka yazık oluyor" deyip bir uzlaşı ve barış güvercini uçursa diyorum.

Ne gezer.

Çok mutlu bir evlilik yaptığı şair ruhlu eşinin cenazesinde bile, eşinin yüzüne anayasa kitabı fırlatan Sezer in koluna girip, hangi kampa dâhil olduğunu, kocasının uğradığı hakarete rağmen göstermekten geri durmadı.

Vakit geçmiş değildir.

Yine de Rahşan Hanımın devlette etkin bir anne imajı vardır.

Bu bölük pörçük olmuş halkı birleştirmek için, en anaç duygularla evlatlarının arasını bulmak için gayret göstermelidir.