Suriye‘de yaşanan isyanı yerinde izlemek için ülkeye giden gazeteciler Adem Özköse ve Hamit Coşkun Suriye zindanlarında yaşadıkları 2 ayı Milli Gazeteye anlattı: Çatışmaların ortasında kalan Suriyeli bir çocuğun belgeselini çekiyorduk. İdlib‘e gittikten bir gün sonra Baas yanlısı milisler aracımızın önünü keserek bizi kaçırdı. Timuçin MERCANOĞLU - Burak BİR

İki aydır Suriye‘de Esad‘ın alıkoyduğu Türkiyeli gazeteciler Adem Özköse ve Hamit Coşkun Suriye‘de yaşadıklarını Milli Gazete‘ye anlattı. Özköse, "Kamuoyunun bize sahip çıkması işkence görmemizi engelledi" dedi. Kameraman Coşkun ise, "İki ay boyunca güneş görmeyen hücrede kaldık. Tahran‘a indiğimizde hangi gün olduğunu bilmiyorduk" ifadesini kulandı.

55 GÜN BETON ÜZERİNDE UYUDUK

Suriye‘nin İdlip şehrine belgesel çekmek amacıyla gittiklerini söyleyen Özköse, çekime başladıktan bir gün sonra kaçırıldıklarını söyledi. 60‘a yakın milis tarafından araçlarının önü kesildiğini ifade eden Özköse, kaçırılma anını ve sonrasındaki hücrede geçen günlerini anlattı:

MİLİSLER TARAFINDAN KAÇIRILDIK

"Suriye‘de, rejiminin halka uyguladığı şiddet politikası var. Biz Hamit‘le birlikte bu çatışmaların arasında kalan Suriyeli bir çocuğun belgeselini çekmek için gittik. Çekimlere başladıktan bir gün sonra 60‘a yakın Esad yanlısı tarafından kaçırıldık. Bunlar resmi değillerdi. Kaçırıldığımız an bir çatışmanın ortasında kaldık. Sokaktan geçen arabaları durdurup insanları kaçırıyorlardı Bizim arabayı da durdurdular. Gözlerimizi bağlayıp elimizi kelepçelediler. El Fuya köyünde 11 gün kaldık. Daha sonra bu milis güçler bizi Esad güçlerine teslim ettiler. Sonra Şam‘a götürüldük. Burada 55 gün boyunca beton üzerinde tek odalı hücrelerde kaldık.

AYNI HÜCREYE ALININCA SANKİ DUVARLAR GENİŞLEDİ

53 gün Hamit‘le birbirimizi göremedik. Bülent ağabeyler geldikten sonra rica etmişler, aynı hücreye alındık. Hamit‘i göremediğim için 11 gün yemek yiyemedim. Hamit‘te 6 gün yemek yiyememiş. Hücrede küçük bir pencere vardı. Duvara baktığından bir şey göremiyorduk. Hamit‘le aynı hücreye alınınca 2 metrelik hücre 30-40 metre gibi genişledi."

HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUM

Türkiye‘de kendileriyle ilgili kamuoyu oluşturan gazetecilere, sivil toplum kuruluşlarına ve arkadaşlarına teşekkür eden Özköse, "Hücredeyken buradan hiç çıkamayacak hissine kapılıyorduk. Fakat birlik ruhu, özellikle bizim için günlerce sokaklarda eylem yapan arkadaşlar, İHH, MAZLUMDER, ÖZGÜRDER ve siz gazeteci arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Meslektaşlarınıza sahip çıktınız. Bu bir başarıdır. Bizim içerden çıkmamızda sizin büyük katkınız var" diye konuştu. İşkence görüp göremediklerine yönelik soruya "Fiziksel işkenceye maruz kalmadık. Bunda da Türkiye‘de oluşan kamuoyu etkili oldu. Kamuoyunun bize sahip çıkması işkence görmemizi engelledi" dedi.

HERKESE ÖZGÜRLÜK

Kameraman Coşkun da "2 ay boyunca güneş görmeyen hücrede kaldık. Tahran‘a indiğimizde hangi gün olduğunu bilmiyorduk. Çok şükür biz kurtulduk ama orada çok sayıda Suriyeli tutuklu var. Allah herkese özgürlüğü nasip etsin" şeklinde konuştu.

YILDIRIM: İRAN BÜYÜK DESTEK VERDİ

İHH Başkanı Bülent Yıldırım ile MAZLUMDER Başkan Yardımcısı Recep Karagöz de sivil diplomasi koridorunu nasıl oluşturduklarını aktardı Yıldırım, gazetecilerin serbest bırakılmaları için İran‘la sıkı bir diplomatik bağ kurduklarını belirtti. MAZLUMDER‘le birlikte hareket ettiklerini söyleyen Yıldırım, süreci şu şekilde özetledi: "İHH ve MAZLUMDER olarak insani çerçevede bir çalışma başlattık.  Özellikle İran‘a yaptığı yardımdan dolayı teşekkür ediyorum. Gayretleriyle Suriye diplomasisine ulaştık Gazetecilerle cezaevinde görüşme imkânı bulduk. Ayrıca Suriyeli yetkililere teşekkür ediyorum. Bizi dinlediler, diyalog kapısını açık tuttular. Bu iki arkadaşımızın gazeteci olduğuna inandılar. Mahkemeye bile çıkarmaya gerek duymadılar.

İHH, 13 YABANCI GAZETECİ İÇİN DEVREDE

İHH, Uluslararası diplomaside sivil insiyatif dönemi başlattı. Suriye‘de 13 yabancı gazetecinin daha tutuklu bulunduğunu belirten Yıldırım, serbest bırakılmaları için kendilerine taleplerin geldiğini söyledi. Yıldırım, "13 yabancı gazetecin kurtarılması için devreye gireceğiz. Belki aynı yolu deneyip İran‘dan destek isteyeceğiz. Ya da direk Suriyeli yetkililere görüşeceğiz. Uluslararası sözleşmelerde böyle bir diplomasi yürütmek var.

Bunu Kızılhaç yapıyordu. Ancak Türkiye‘de sivil bir diplomasiyi ilk kez yaptık." Kendisinin Adem ve Hamit‘le niçin aynı uçakta gelmediğine yönelik soruya cevap veren Yıldırım, "9 kişilik uçaktı. Hamit ve Adem‘in akrabaları vardı. Sadece bir kişilik yer vardı. Biz de kalabalık bir heyettik. Benim uçağa binmemde sorun yoktu. Ama ben toplu gittiğim arkadaşlarla beraber gelmeyi tercih ettim" diye açıklık getirdi.

Muhabir: Haber Merkezi