Daralan zaman, insanın üzerine abanan karanlık doğal
olarak bunaltıcı oluyor. Özellikle Müslümanlar açısından. Müslümanların
dağılmışlıkları, lidersizlikleri, devletsizlikleri başlıca nedenler.
Müslümanlara yön verecek düşünce insanlarının ise seslerini duyurma gücünden
yoksunlukları da buna eklenmeli.
Müslümanlar genç ve dinç bir enerjiye sahip. Avrupa
düzleminde bakıldığında bu daha iyi görülebiliyor. Müslümanların enerjileri ve
dinamizmi özellikle kimi saptırma ve yönlendirmelerle asıl düzleminden uzaklaştırılıyor.
Tabii bu sorunu salt Müslüman gençlik düzleminde ele almak doğru değil. Bütün
insanlığı kuşatan sarmalayan sorunlar bütün. Fakat Müslümanlar salt bu dünya
düzleminde değil öbür dünyaya dönük bir bakışları bulunuyor. Dolayısıyla hayata
bakışları bugünden yarına, yarının ötesine de uzanıyorlar.
Müslüman ın hayatında dağınıklık ya da israf ya da
savurganlık kabul edilebilir değil. Bu, görülebilir yanıyla yani kendi iç
doğası gereği bir disipline sahip. Söz konusu dağınıklıklardan ve hatta
savurganlıklardan kendilerini her yönüyle tüketiyorlar. Bunun giderilebilmesi
gene Müslümanların kendi ellerinde. Sahip bulundukları düşünceyi bir bütün
olarak hayatlarına uyarlarlarsa karanlıkların dağılması kendiliğinden olur.
Çünkü hemen her yönüyle bütünleşmeleri doğaları gereğidir.
Günlük yaşayışlarında, ibadetlerinde, hâl ve
davranışlarında sımsıkı birliktelikler oluşuyor. İslâm ın dayanışma ruhu bir
kendindenlik sağlıyor.
Müslümanların birbirini esenlemeleri sünnet gereğidir.
Birbiriyle karşılaşmaları selâm ile olunca bu ister istemez aralarında bir
yakınlık ve sıcaklık oluşturuyor. Allah ın Elçisi Efendimiz sokağa çıktığından
hemen her önüne çıkana selâm verir ve bunu özellikle önerir. En yakın arkadaşı
ve tek dostu Hazreti Ebubekir ile insanların arasına karıştıklarında Hazreti
Ebubekir atılarak ve hatta âdeta yarışarak onun önüne geçmeye çabalıyor. Bu,
sıradan bir davranış değil elbette. Daha bu hayata başlayışın ve ilk adımın
atılışı böyle yaptırtıyor. Selâm ve esenleme insanlık için güzel, bağlayıcı, bütünleştirici
bir davranış. Namazların toplu kılınışları öneriliyor ve sevabı daha çok.
Cemaat olma, birliktelik, omuz omuza veriş, aynı yöne yöneliş ve secdeye baş
koyuş, bunun sürekliliği sevgiyi daha çok pekiştiriyor. Aynı camiye gidenlerin
dostluk ve yakınlaşmaları akrabalık ilişkilerinden daha önemli bir hale
gelmesine neden oluyor. Bu, günlük hayatta aynı mahalledeki insanların
buluşmalarının sıkılaşmaları ve süreklileşmesi çok güzel bir dayanışma
oluşturuyor. Haftalık Cuma toplanmaları daha kapsamlıdır. Daire genişliyor. Hac
ibadeti büyük toplanmadır. Dünya Müslümanlarının hemen her katmandakilerin,
farklı ırkların, renklerin aynı ruh etrafında buluşmalarıdır. Bu düzenli ve
ritmiktir. El ele tutuşma, aynı yöne secdede bulunma, omuz omuza olma, dertlenme
ve sevgi bağı kopmaz bir güç oluşturuyor.
Müslümanlar birbirilerinden habersiz birbirlerini sürekli
olarak esenliyorlar. Namazlarında aynı yöne yüzlerini çevirmeleri ve duruşları
dağlar coğrafyalar ötesi buluşma getiriyor. Birbirleri için duada bulunurlar.
Bir Fatiha ya da sure okunurken bunu bütün Müslümanların ruhlarına adıyorlar.
Bundan daha güçlü manevi bir bağlanış olabilir mi Bir Malezyalı Müslüman
okuduğu Fatiha sını dünyanın en ücrasındakine gönderiyor.
Zekât ibadeti maddi bir dayanışmadır. Müslümanların güç
kaynaklarından biri. Bu ibadet zorunludur ve mutlaka uygulanmalıdır.
Oruç ibadeti bedeni ve sosyal dayanışma ibadetidir.
Müslümanlar ibadetlerini yaparlarken bunu gizlemeleri ya
da kimse görmesin diye düşünmeleri söz konusu olamaz. Çünkü ibadetlerin hemen
tamamı kimi açıkça yapılır kimi dolaylıdır. İnsanın her hâl ve davranışında bu,
kendini belli eder. Zaten bir Müslüman yaşadığı bu hallerini gizleme ya da
kaçınması söz konusu olamaz. Hayatı bir bütündür. Bunları hayatına uyarlayan ve
bütünleşen Müslümanlar büyük ve önünde durulamaz güçtürler. Hayata
bütünlüklerini uyarlarlar sevgiyle birbirilerine bağlanırlarsa önlerindeki
dağlar kendiliğinden erir, karanlıkları da dağıtırlar.