KARAKTERSİZ, AHLAKSIZ!

Abone Ol

Hatırlayın lütfen; “Sorular… Sorular… Sorular…” başlıklı önceki yazımda şu soruyu sordum; “Mesela, CHP ve MHP daha önceden seçim hükümetine üye vermeyeceğini açıkladı. Ama diyelim ki, Erdoğan bu açıklamaları kaale almadı ve MHP ve CHP’den bazı isimleri de Bakanlar Kurulu’na dâhil etti. O zaman ne olacak Bu iki parti genel başkanı, “Biz bu isimleri artık reddediyoruz” mu diyecek ”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bu yazının Milli Gazete’de yayınlanmasının hemen ardından, seçim hükümetinde CHP ve MHP’li milletvekillerine de ”Bakanlık” teklifinde bulunacağını açıkladı.

***

Kırmızı plakalı makam araçları…

Ömründe belki ayağına kadar gelen Bakanlık fırsatı…

Kartvizitinde “T.C. eski Bakanı” yazma şansı…

Kısa süre de olsa emrinde binlerce kişi…

“Sizi işe alacağım, aldıracağım…” şeklinde verilen sözlerin kısmen de olsa yerine getirme imkânı…

Bunlar politikanın cilveleri… Siyasette her dem vardır, olmuştur ve de olacaktır.

***

Ama bakın, mesela, MHP Meclis Grup Başkan Vekili Oktay Vural, bu formüle ne diyor;

“Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim hükümetini kurma görevini almış gibi demeçler veriyor. Hükümeti, Güneş Motel taktikleriyle kurmayı düşünecek kadar bunlar izandan kopmuş vaziyette, siyasi çürümüşlük ve çaresizlik içindeler. Anayasa’ya göre bakanlıklar partilere düşer, dolayısıyla partilerin siyasi iradesi olduğuna göre bununla ilgili hiçbir inisiyatif kullanamamasına rağmen işi gücü fitne, fesat. MHP milletvekillerinden böyle bir ahlaksız ve onursuz teklifi kabul edecek kimse çıkmayacaktır. Üniter devleti yok sayan, PKK’yı güzelleyen, güçlendiren, Çözüm Süreci’ne sahip çıkan, rüşvet ve yolsuzluk mimarı insanlarla, Saray’ın vesayetini kabul edenlerle çok güzel kabine kurabilirsin.”

Oktay beye soruldu; “Size bakanlık teklifi gelirse tavrınız ne olur ”

- “Böyle bir ahlaksız teklifi sunabilecek birinin Türkiye’nin başbakanı olması da Türkiye’nin ayıbı olur.”

***

Haliyle en sert tepki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi;

CHP’nin içinden de bazı isimlere seçim hükümetinde Bakanlık teklifi götürülebileceği iddialarına ilişkin bir soruya şu cevabı verdi, Kemal bey; “CHP’de o kadar karaktersiz insan yoktur!”

***

Tam da bu noktada bir son not;

Hürriyet Gazetesi’nden Ahmet Hakan Coşkun, CHP Antalya milletvekili Deniz Baykal’a şu soruyu yöneltti; “Deniz Bey, Ahmet Davutoğlu kapınızı çalsa ve ‘Gel bizim kurduğumuz seçim hükümetinde bakan ol’ dese... Ne cevap verirsiniz ”

Baykal ne cevap verdi dersiniz;

“Bir teklif yapılır ise elbette bir cevap verilir. Ama henüz yapılmamış bir teklife cevap vererek siyaset yapmayı, kendi siyaset anlayışıma da, siyasi nezaket kurallarına da uygun görmüyorum.”

Yani, Baykal, “Hayır! Kesinlikle olmaz. Genel Başkanımızın bu konudaki fikirlerini biliyorsunuz. CHP Grubundan -ben dâhil- böyle bir isim çıkmaz…” falan demedi. 

***

Şimdi yine ön alıp, kalkıp, “Kemal bey ve Oktay bey böyle sert çıkıyorlar ama partilerinden bazı milletvekilleri kırmızı plakaya bence “hayır” demeyecek!..” desem yanlış anlaşılır…

Neme lazım, şom ağızlık yapmayayım.

BAŞBAKAN DAVUTOĞLU TAM OLARAK NE DEDİ

BÜTÜN partilerin iç disiplinlerine saygı duyarım, onların iç işlerine de karışmam. Ben de Genel Başkanım. Kimse AK Parti’nin içişlerine karışmaz, aynı şekilde ben de iç ilişkilerine müdahale etmem.

* Ama Anayasa bunu söylüyorsa, Anayasa her şeyden üstündür. Hepimiz var olan sistemi savunduğumuzu iddia ediyoruz. Bu sistem ne diyorsa o olacak.

* O sistem gereği muhataplarımıza, muhataplarımız burada tek tek milletvekilleridir, partilerle ilgili olan sayısal olarak o partinin temsil oranlarıdır, o milletvekilleri tabi kendileri nasıl karar alırlar, partileriyle nasıl istişare ederler o beni ilgilendiren husus değil.

* Ben en doğru adaylara en doğru bakanlıkları teklif etmeyi bir sorumluluk olarak görürüm.

VAAD EDİLMİŞ TOPRAKLARDAN BİR BAŞKA KRİZE YOLCULUK!

GEÇTİĞİMİZ günlerde dunyabulteni.net’te Sinan Özdemir, “Vaad Edilmiş Topraklardan Kriz Alanına Arktika” başlıklı ilginç bir yazı kaleme aldı. Özetleyerek sunuyorum;

* Arktik Okyanusu’na komşu olan beş devlet bulunuyor, bunlar: Amerika Birleşik Devletleri (Alaska), Danimarka (Grönland), Norveç (Svalbard) , Kanada (Ellesmere) ve Rusya.

* Arktika istihbarat savaşlarının en yoğun yaşandığı bölgelerin başında geliyor. Bütün bölge devletleri bölgedeki hareketlilikleri takip edebilmek için istihbarat ağlarını genişletiyorlar.

* Radarlar, uydular, insansız hava araçları, deniz altıları yaşanan bilgi savaşının olmazsa olmazları. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri Alaska’daki Point Lay Radar İstasyonu’ndan askeri ve sivil hareketlilikleri yakından takip edebiliyor.

* Amerika radar istasyonlarının dışında şuan için Grönland’da 149 satelitinden elde ettiği görüntülerle ve 72 deniz altısıyla (Rusya’nın 60) teknolojik üstünlüğünü koruyor. Amerika’nın müttefiklerine güvenebilmesi önemli bir destek sağlıyor.

* Denizler kadar gökyüzü de hareketli. NATO geçen yıl bölgede yüze aşkın ihlalin yaşandığını bildirirken Rusya Kuzey bölümünde 140 ihlal tespit etti. Rusya gelecek yıllarda Sibirya’nın kuzey sınırına on radar merkezi ve Alaska sınırına 600 kilometre mesafede bir insansız hava aracı üssü inşa edeceğini duyurdu.

* Gerçekleşmesi durumunda Rusya denizlerde sağlayamadığı üstünlüğü havada sağlayacaktır. Amerika gibi Kanada’da Ellesmere’deki dinleme merkezinden her türlü hareketliliği yakından takip edebiliyor.

* Bu noktada gelecek yıllarda beş yeni gemiyle bölgedeki varlığını artırmayı planlıyor. Norveç de geri kalmayarak gelecek yıl denizlere açılacak olan Marjata gemisiyle hinterlandındaki hareketlilikleri kayıt altına almaya hazırlanıyor.

* Bu minvalde Soğuk Savaş yıllarında görülen silahlanma yarışı görülmüyorsa da teknoloji rekabeti çekişmenin önemli bir cephesini oluşturuyor.

* Bütün ekonomik hesapların belirsizliklere dayandırıldığı düşünüldüğünde hiç bir devletin riskleri göze alarak çatışmaya davetiye çıkaracağını düşünmüyoruz.

* Arktika’da, Kırım örneğinde olduğu gibi, bir oldubitti mümkün görünmüyorsa da tarafların sorunlarını uzlaşarak çözmesi veya statükoyu sürdürmeleri tek çıkış yolu olarak beliriyor.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ

YURTDIŞI Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) Türk Dili Burs Programı ile Türkçe öğrenen Kamerun Dışişleri Bakanlığı personellerinden Jeam Emile Nobola’nın, Kamerun’un Dışişleri Bakanlığı’nın Türkçe bilen ilk ve tek diplomatı unvanını aldığını, biliyor musunuz

NOT: Bugün, 26 Ağustos 2015 Çarşamba. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!