Yıllardan beri ülkemiz Afganistan ve İran üzerinden
Avrupa ve Amerika ya ulaştırılmaya çalışılan uyuşturucunun bir geçiş alanı
olarak görülür, yakalanan uyuşturucunun kaynağı genellikle başka ülkeler olarak
takdim edilirdi. Son zamanlarda ülkemizde yakalanan uyuşturucu miktarında büyük
artış gözlenmesi, hatta birkaç operasyonda yakalanan uyuşturucu miktarının
tonlarla ifade edilmesi gösterdi ki ülkemiz ister uyuşturucu kaçakçıkları
tarafından kullanılan transit bir yol olsun, ister bu uyuşturucunun bir bölümü
ülkemizde imal ediliyor olsun, ülkemiz ve insanımız ciddi bir tehlike ile karşı
karşıya demektir. Ancak, işin geldiği boyut ülkemizin çok daha büyük bir
tehlike ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Çünkü, arka arkaya düzenlenen
operasyonlarla milyonlarca kök Hint Kenevirinin imha edildiği haberleri ve
görüntüleri ürküntü vericiydi. Ne var
ki, bu operasyonlar özellikle Mısır da yaşanan darbe ve darbecilerin katliam
haberleri arasında medyada yeterince yer almadı.
Diyarbakır ın Lice ve Hazro kırsalında 10 kilometre
uzunluğunda 7 kilometre genişliğinde yani 70 kilometrekarelik bir alanda 4
milyon kök Hint kenevirinin ekildiğinin tespit edilmesi sanıyorum ülkemizde
uyuşturucu kaçakçılığının hangi boyutlara ulaştığını göstermesi bakımından
önemlidir. Çünkü, haberlerde imha edilen Hint kenevirlerinin piyasa değerinin 1
milyar olduğuna dikkat çekiliyordu. Bu durum ülkemizin gerek üretim olarak
gerek pazarlama noktasından tehlikeli bir noktaya geldiğini göstermesinin
ötesinde özellikle uyuşturucu ticaretinin merkezi konumunda görünen yerlerde
devletin mevcut karakolları onarması ya da yenilerini yapmaya çalışmasının
bazıları tarafından tepkiyle karşılanması, hatta emniyet güçleri ile yeni
karakol yapımını engellemek için çatışmayı göze almaları üzerinde ciddiyetle
durulması gerekir. Son uyuşturucu operasyonlarından önce bölgede yeni karakol
yapımına karşı çıkılmasını, devletin o bölgeden çekilmesini istemek anlamına
geldiğine dikkat çekmiştim. Son operasyonlar gösterdi ki, olay gerçekten de
devlet güçlerinin ya bölgeden çekilmesi ya da iyice azaltılmasının istendiğini
gösterdi. En önemli sebep de uyuşturucu ticareti.
Bu noktada bir hususa daha dikkat çekmek istiyorum. Geniş
alanlarda Hint keneviri ekilmiş olması ve bunların büyütülüp hasat noktasına
getirilinceye kadar devletin haberdar olmaması/olamaması sanıyorum bölgede en
azından istihbarat zafiyetinin olduğunu göstermez mi Hint kenevirinin ülkenin
çeşitli yerlerinde ekildiğine dair zaman zaman haberleri alınıyordu. Ancak, bu
yola başvuranlar yaptıklarını gizlemek için her tedbiri de alırlar. Ancak,
Diyarbakır kırsalındaki son operasyon belli ki uyuşturucu tacirlerinin tedbir
almaya da gerek duymadıklarını ortaya koydu. Sanki, bölgeden terör örgütü
militanları değil de devlet güçlerinin çekildiğini düşündüren bir durumla karşı
karşıyayız. Adına ister uyuşturucu kaçakçıları ister tacirleri deyin gözü kara
hareket ediyorlar. Bunun için de güvendikleri bir yer olması gerekir. Ya Hint
keneviri ekilen yerler emniyet güçlerinin ulaşamadığı yerlerdir ya da
kaçakçılar buralar kurtarılmış bölgeler olarak görülüyor. İnsansız hava
araçlarının ve helikopterlerin bu bölgelerden hiç uçmadıklarını düşünmek mümkün
olabilir mi Eğer, bölge üzerinde uçuşlar yapan hava araçları 70 kilometrekare
alana ekilmiş Hint kenevirlerini tespit edemiyorlarsa sınırlardan geçecekleri
de göremez.
Görünen o ki, terör örgütü ile birlikte bölgede
uyuşturucu kaçakçılığı da kök salmış durumda. Terör örgütünün uyuşturucudan
önemli gelir sağladığı hep söylenirdi ama bunun ülkemiz topraklarında yetiştirilen
Hint kenevirlerinden elde edildiği pek bilinmezdi. Bu bakımdan çözüm süreci ile
birlikte uyuşturucu kaçakçılarının da kökü kazınacaksa bilinmelidir ki, milyar
dolarlarla ifade edilen uyuşturucu ticaretinin elebaşları süreci sabote etmek
için uğraşacaklardır.