Karadeniz ve Kafkaslardaki gelişmeler

Abone Ol

Karadeniz Kapalı Denizler kategorisi içinde belki de en önemli olanıdır.  Özellikle etrafında bulunan devletler açısından, Asya ve Avrupa yı birleştirme ve geçit verme açısından tarih boyunca da böyle olmuştur. Karadeniz önemli göç yolları üstünde ve önemli yerleşim merkezlerinin kurulduğu denizlerden birisidir. Şu sıralarda büyük petrol ve doğalgaz boru hatlarının su altından veya kıyı boylarından geçerek Doğu dan Batıya akması da onun önemini arttırmaktadır.

Kafkasya ise Avrasya coğrafyasının en önemli stratejik noktalarından birisidir. Kafkas dağları orada hem tabii bir duvar hem de doğal bir geçit oluşturmaktadır. Kafkasya büyük çoğunluğu Türk kökenli halkların yaşadığı bir yöredir. Burada Gürcüler ve Ermeniler ile Ruslar ve diğer kavimler de bulunur. Tarih boyunca çekişmelerin odak noktalarından biri olan Kafkasların, diğer bir önemi de üstünde bulunduğu yeraltı zenginlikleri ile petrol ve doğalgazın tabii geçiş transit yolları üstünde oluşudur.

Geleneksel olarak buralarda Rusya, Türkiye, Iran ve mahalli gurupların çekişmesi ve güç mücadelesi yer alır. Dengeler yapılır, bozulur ve sürekli şekil ve taraf değiştirir. 18.ci yüzyıldan bu yana artan bir şekilde Avrupa devletleri de buralarda müdahil olmaya ve kendi çıkarları doğrultusunda olaylara karışmaya başlamışlardır. İngiliz ve Fransızlar ın yanı sıra Almanlar da buralara ilgi göstermişlerdir. Alman kolonileri yüzyıllardır, bu bölgelerin çeşitli yerlerine yerleşmiş ve yaşamışlardır. Her iki Dünya Savaşı sırasında da Karadeniz e geçiş ve oralardan diğer bölgelere yöneliş çok önemli stratejik askeri sonuçlar doğurmuştur. Bunlardan hem Türkler, hem de diğer bölge sakinleri ve oraya girmeye çalışan Avrupalılar fazlası ile etkilenmişlerdir.

Türkiye nin Girişimleri: 

Buraların önemini son derece iyi bilen Türkiye son 40 yılda önemli girişimlerde bulunmuştur:

1- KEIB- Karadeniz Ekonomik İş Birliği:  Bu tamamen Türkiye nin girişimi ile ortaya çıkmış bir kuruluştur. Karadeniz e kıyısı olan bütün devletleri içine alan bir ortak Pazar ve ortak ekonomik kalkınma planını hedefleyen bir girişimdir. Türkiye sırf jest olsun ve bölgedeki gerginliği azaltıp, dostluk faaliyetlerini artmasını sağlasın diye  buraya kıyısı olmayan Ermenistan ı ve Yunanistan ı da KEIB e davet etmiştir. Ne yazık ki her ikisi de bu jesti takdir etmedikleri gibi, karşılığında olumlu davranışlar da sergilememişlerdir.

2- ECO- ( eko olarak okunur) yani EKONOMİK İşbirliği Organizasyonu teşkilatıdır. Kafkaslar, Türkiye ve o geçit üzerindeki guruplarla etkin ve yapıcı çalışmalar yapacak bir İşbirliği Teşkilatı olarak düşünülmüştür.

3- RCD- Regional Cooperation For Development: Bölgesel Kalkınma İşbirliği ise bu gayretlerin tabii bir uzantısı olarak özellikle Türkiye-Iran-Pakistan arasında imzalanmıştır.

Ne yazık ki her üçü de hem iç hem de dış odakların etkisi ve gayretleri ile son derece etkisiz ve durgun hale getirilmiş bulunmaktadır. Bunun da çok iyi düşünülmesi gerekmektedir.

Yeni Rüzgarlar:

Yeni binyıl değişiklikleri de beraberinde getirmeye başlamıştır. İlk defa, 2001 yılında 9/11 olarak bilinen II Eylül New York İkiz Kulelerin vurulması olayı yaşanmıştır. Arkasından Afganistan saldırıya uğramış ve ABD hakimiyeti altına girmiştir. NATO nun da yardımını sağlayan ABD, Afganistan ı,  ABD den getirilen Afgan kökenli  bir idareci ile yönetmektedir. 

Afganistan, Asya nın merkezinde yer alıp, büyük enerji kaynaklarına yakınlığı ile ve enerji yollarının üstünden geçtiği bir yer olarak bilinmektedir. Afganistan aynı zamanda ABD nin  potansiyel iki düşman/ rakibi Rusya ve Çin arasında da yer almaktadır.  Kısacası, görüldüğü gibi, tek bir hamle ile bir çok  gelişmeye "şah-mat" yapılmıştır.

Irak işgali ile başlatılan ikinci fasıl ise, BOP yani Büyük Orta Doğu Projesi nin uygulanmaya konmasıdır. Bu proje içinde 22 ülkenin sınırlarının " yeniden düzenleneceği" ifade edilmiştir. Bunlar arasında Türkiye de vardır ama nedense bu konu hiç tartışılmamaktadır.

Orta Doğu da bazı yerlerde güdümlü yumuşak ayaklanmalarla rejimler değiştirilmiştir, Irak ta ve Filistin de savaşlar devam etmektedir. Iran ve Suriye tehdit altındadır. Kanaatimce, Türkiye de, son derece gizli ve sessiz bir şekilde kuşatılmaktadır.

Karadeniz ve Kafkasya etabı ise olayın üçüncü faslıdır. Bu derece önemli stratejik bölgeler tabii olarak, hiçbir iddialı güç ün dikkatinden kaçamaz. Mutlaka oralarda söz sahibi olmak için girişimlerde bulunurlar. Nitekim, İngiltere, büyük imparatorluk iken aynen bunu yapmıştır. İlk defa Afganistan ı, sonra Ortadoğu ve sonra Kafkaslar ı Hazar ve Karadeniz- ele geçirmeye çalışmıştır.  Fransızlar denemiş fakat işin yarısında kalmışlardır.

Almanlar bir hayli mesafe katetmiş ve uzun yıllar belli yerleri ellerinde tutmuşlardır. Ruslar ve Türkler bu bölgedeki üstünlük için tam 13 savaş yapmışlardır.  Şimdi de ABD buralara göz dikmiştir. Gelişmeleri dikkatle izlemek gerekir:

* ABD, Bulgaristan ve Romanya da  askeri üstler kurmuştur.

* ABD, Gürcistan da, Azerbaycan da askeri üsler kurmuştur ve Ermenistan la görüşmektedir.

*ABD, 2003 ten beri İskenderun limanı ve yöresini kullanma talebindedir. 1 Mart Tezkeresi ile TBMM bunu reddetmiştir ama bu günlerde aynı talepler yinelenmiş ve canlılık kazanmaya başlamış gibi görünmektedir. (Türkiye nin geleceği açısından çok tehlikeli bir durum)

* ABD, çok önem verdiği petrol-doğalgaz ve diğer yeraltı zenginliklerini garantiye almak için hem Basra hem de Hazar bölgesinde kontrolü ele geçirmek istemektedir.

* ABD, Irak savaşı başladığında, Trabzon limanı nı da kullanım için istemiştir. Bunun anlamı Karadeniz in son derece kritik bir yerinde bir askeri kontrol noktasının geliştirilmesi demektir. O zaman olmamıştı ama şimdi gayret ve talepler yinelenmiştir.

* Şimdi ABD,  Karadeniz de donanma bulundurmak istemektedir. Buna, kıyı ülkelerin hiçbirisi rıza göstermemektedirler. Burada kilit ülke Türkiye dir. Dolayısı ile Türkiye nin üzerine dolaylı veya direkt olarak çok baskı uygulanmaktadır.

Etkili ve akıllı bir diplomasi ve onurlu bir dış politika uygulaması işte şimdi gerekmektedir.

1- Türkiye nin milli çıkarları göz önünde tutularak asla böyle büyük bir deniz gücünün Karadeniz de bulunmasına izin vermilmelidir.

2- Türkiye Karadeniz ve Kafkaslar üstündeki tüm gelişmeleri son derece dikkatli izlemeli ve kendi çıkarları doğrultusunda gereken müdahale ve manevraları yapmalıdır.

3- Osmanlı İmparatorluğu nun, Kafkasları ve Karadenizin kontrolünü kaybettikten sonra imparatorluğunu yitirdiği daima hatırlanmalıdır.

4- Karadeniz de kontrol ve Kafkaslarda etkili olmak Türkiye nin geleceği için son derece önemlidir.

5-  Unutulmamalıdır ki, pek çok diğer güç daha önce aynı şeyi denemiştir. Türkiye çok daha zayıf durumlarda bile bu manevralara karşı direnç göstermiştir. Bugün de aynı direnç ve akıllı diplomasi gerekmektedir.

Başarı için Azim, Bilgi, Kararlılık ve Kazanacağına inanmak gerekmektedir. Karadeniz ve Kafkaslar Türkiye için çok önemli stratejik yerlerdir.