Dün Azerbaycan için tarihi bir günün yıldönümüydü. Bilindiği gibi 44 günlük mücadelenin ardından Karabağ topraklarının çok önemli bir bölümü işgalden kurtarıldı. Azerbaycan için bir başarıdan çok daha büyük anlamlar içeren 8 Kasım tarihi, Zafer Günü olarak ilan edildi. Tabii olarak Türkiye’den birçok kesim Azerbaycan’a tebrik mesajları gönderdi. Kutlamalar organize edildi. Kardeşlik, birlik ve beraberlik vurgularının yapıldığı içerikte sosyal medya paylaşımları yapıldı. Ortak kederin, ortak kaderin, sevincin, bir millet, iki devlet gerçeğinin ispatı olan açıklamalar birbirini takip etti.
Şimdi Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan ilişkilerinin bölgesel açıdan farklı bir evreye geçmesinin altyapısı oluşmuş durumda. Karabağ Savaşı esnasında Başbakan olan, hatta bir darbe girişimine maruz kalan Başbakan Nikol Paşinyan’ın Karabağ yenilgisine rağmen son seçimlerde yüzde 54 oy alması, Ermenistan halkının da yaşananlardan kendince dersler çıkardığını gösterdi. 1990’ların başında gerçekleşen işgalle birlikte, “ Karabağ’ı aldık, Ermenistan’ı kaybettik” diyenlerin, işgal döneminde bu tespitlerinde ne kadar haklı oldukları da tescil edildi. Diasporanın uzaktan gazel okuyan söylemleri ile geçen bu 30 yıl Ermenistan’ı o günden bu zamana daha iyi bir noktaya taşıyamadı. Topraklarının yüzde 85’i Türkiye ve Azerbaycan ile çevrili olan Ermenistan hep taşıma suyla değirmen döndürmeye çalıştı. Rusya’nın kurduğu barış masasında bazı riskler ve belirsizlikler olsa da gelinen durum Azerbaycan’ın süreçten olabildiği ölçüde kazanımlarla çıktığını ortaya koydu. Şimdi Ermenistan için de kendi ayakları üzerinde durabilmenin imkânları oluşmuş durumda. Türkiye ve Azerbaycan’ın ilişkilerin normalleşmesi adına Zengezur Koridoru’nun açılması şartını öne sürmeleri aynı zamanda Ermenistan için bir fırsata dönüşebilir. Bu koridor Türkiye ile Orta Asya ülkeleri arasındaki kara bağlantısını sağlayacak ama bu durum aynı zamanda hem siyasi hem de ekonomik açıdan Ermenistan’ın konumunu da güçlendirmiş olacak. Dolayısıyla işgal yanlışından çıkarılacak nasihatler ile Güney Kafkasya topraklarında barışın kalıcı hale gelmesi temin edilebilecektir. Karabağ’daki işgalin Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlandığı günün yıldönümünde Ermenistan bu soruna duygusal açıdan yaklaşmamalıdır. Aksi takdirde Ermenistan için her şey sürekli kendisini tekrar eden bir kısır döngüye dönüşecektir. Herkes gelişmeleri aklıselim ile değerlendirmeli ve öncelikle iletişim kanallarını açık tutma iradesini göstermelidir. Bu yaklaşım, sorunların çözümü için de sağlıklı bir zemin oluşturabilecektir.