Kara saplı bir hançer

Abone Ol

Medeniyetler başkenti İstanbul’un muhteşem siluetine kara saplı bir hançer gibi saplanan, Zeytinburnu’ndaki gökdelenlerle ilgili mahkemeden tıraşlama kararı çıkmış. Bu konuda daha önce de yazdığımız yazılarımızda, yaşananların bir facia olduğunu, Türkiye’nin, hatta dünyanın medeniyet başkenti olan İstanbul’da yerel yönetimin göz yummasıyla Zeytinburnu’ndan yükselen beton blokların, İstanbul’un tarihe mal olmuş siluetinin üzerine bir kara bulut gibi çöktüğünü ifade etmiştik. Tarihe mal olmuş her şehrin, her kentin kendisine has, özel bir görüntüsü ve silueti vardır. Bir fotoğraf karesiyle bile baktığınız şehrin, neresi olduğunu anlarsınız. Bu muhteşem görüntülere hiçbir yerel yönetim müdahale edemez, etmemelidir. Şehrin çeperlerine ve uzak noktalarına yapılacak yapıların bile imar planlarındaki yeri ve şekli için, türlü hesaplar yapılırken, kafa patlatılırken, İstanbul’da tarihi yarımadanın eşsiz manzarasına bir hançer gibi saplanacak herhangi bir yapı için, otokontrol mekanizmasının anında devreye girmesi ve bu çirkinliğe asla müsaade edilmemesi gerekirdi. İş işten geçtikten, müteahhit bu çirkin blokları, Sultanahmet Camii’nin minareleri arasına bir çıkıntı gibi yerleştirdikten sonra, yıllarca İstanbul’da belediye başkanlığı yaptıktan sonra Başbakan olan Tayyip Erdoğan, “Müteahhitle konuşmuyorum” gibi bir küslük edebiyatıyla işi geçiştirmeye kalkışmıştı.

İstanbul Mühendisler Odası Başkanı Cemal Gökçe, bu konuyla ilgili kendisiyle yaptığımız röportajımızda, yaşananların bir facia olduğunu, İstanbul’un siluetini, tarihi yarımadayı baskılayan bu yapıya ta baştan izin verilmesinin yanlışlığını vurgulayarak, “Küstüm edebiyatıyla devlet yönetilmez” demişti. Bu rezillik için çıkan yıkım kararından sonra tekrar görüştüğümüz Gökçe, “Yapılan yanlışlığın düzeltilmesi adına çıkan karar sevindiricidir. Ama tarafların bu karara ne kadar uyacaklarını hep beraber izleyeceğiz ve göreceğiz” dedi.

İstanbul, tarih demektir, miras demektir, geçmişten geleceğe köprü olabilecek bir zihniyetin tüm unsurlarıyla yansıması demektir. Bu şehri yönetme iradesine sahip olacak kişinin, sadece günü kurtarmak gibi bir derdinin olması, tarihsel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması yönündeki en önemli misyonun göz ardı edilerek, kentin tarihi değerlerinin yok edilmesi anlamına gelir.

İstanbul, sadece metrobüs değildir, sadece Marmaray değildir… İstanbul, Galata Kulesi’dir, Kız Kulesi’dir, Ayasofya’dır, Sultanahmet’tir, Süleymaniye’dir, Topkapı Sarayı’dır, Yıldız Sarayı’dır…

Bu şehirde yaşayanların da bir şekilde, kentlerine sahip çıkma bilincini taşıması gerekir. İçinde yaşadıkları şehrin tarihsel mirasını olduğu gibi koruyup, kuşaklar arası geçiş yapamayan milletler, aslında bir kenti yok etmekten ziyade, kendi kültürlerini, geleneklerini ve öz değerlerini yok etmişlerdir.

Marmaray’da kazı çalışmaları yapılırken ortaya çıkan medeniyet bulguları için aylarca projeyi erteleyenlerin, İstanbul’un tarihi siluetine hançer saplanırken de aynı hassasiyeti göstermeleri gerekirdi. Hatta işi bu noktaya bile getirmeyip, Zeytinburnu’nda bu vicdansızlığı yapacağını belediyeye bildiren müteahhite, anında dur deyip, kesinlikle bu projeye onay vermemeleri gerekirdi. İş bu noktaya geldi… Ama Sultanahmet Camii’nin minarelerinin arkasına “Bir Çıkıntı Fonu” gibi eklenen bu hançer görüntüyü, bizlere bu süre zarfında yaşatanlardan tarih elbette hesap soracaktır.