Kara listeye mi alınıyor?

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a oldukça yakın isimlerden Bülent Arınç ve Cemil Çiçek tarafından dile getirilen eleştirilerin AKP’li dostlarımız arasında hoş karşılandığını, taraftar bulduğunu söylemek mümkün mü?

Bu elbette mümkün değil!

AKP’li dostlarımız Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik hiçbir eleştiriyi hoş karşılamadıkları gibi Bülent Arınç ve Cemil Çiçek tarafından yapılan açıklamalardan da memnun değiller.

İşin açığını söylemek gerekirse Bülent Arınç tarafından yapılan eleştirileri ciddiye aldıklarını düşünmüyoruz. Arınç’ın bir yerin dibine sokan, bir göklere çıkaran açıklamalar yapıyor olması, söylediklerinin pek de ciddiye alınmaması gibi bir sonuç ortaya çıkarıyor.

Ama Cemil Çiçek tarafından yapılan açıklamaların AKP’li dostlarımızı hop oturtup hop kaldırdığını söyleyebiliriz.

AKP’li dostlarımız, yazılı ve görsel medyada Cemil Çiçek’ten söz edilirken “Erdoğan’ın yakın çevresinden” denilmesini de hiç içlerine sindiremiyorlar.

Cemil Çiçek’in çok önemli görevlere getirilmesine rağmen hiçbir zaman Erdoğan’ın yakın çevresinden bir isim olamadığına dikkat çekerek, “Cumhurbaşkanı’nın bırakın yakın çevresinden olmasını, uzak çevresinden bile sayılamaz” demek suretiyle sürekli önemli görevlere getiriliyor olmasının parti içi dengelerle alakalı olduğunu ifade ediyorlar.

Evet, AKP’li dostlarımız Cemil Çiçek tarafından yapılan açıklamalardan ne kadar memnun değillerse Külliye’nin de bundan o kadar rahatsız olduğu söyleniyor.

Böyle bir rahatsızlık olduğu yolundaki duyumlarımızı teyit ettirme imkânımız olmadı ama yakın bir gelecekte Cemil Çiçek de aynen Bülent Arınç gibi birtakım kararlar almak zorunda bırakılırsa bu, bizim açımızdan sürpriz teşkil etmez.

“Bülent Arınç gibi” derken elbette Cemil Çiçek’in “Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden ayrılmak mecburiyetinde” kalmasını kastediyoruz.   

Teyit ettirme şansını bulamadığımız duyumlarımız, bize Cemil Çiçek’in de kara listede olduğunu söylüyor.

Ancak yine parti içi dengeler açısından kendisine karşı takınılacak tavrın bir süre daha açığa vurulmayabileceği söyleniyor.

Duyumlarımızın gerçekleri ne kadar yansıttığını öğrenmek için zamana ihtiyacımız var ve beklemekten başka çaremiz yok.