Kapitalizmin tüketim çarkı: Yılbaşı

Abone Ol

Toplumun kılcal damarlarına ve manevi dokusuna zorla işlenen, medyanın da çanak tutarak zihinleri dönüştürdüğü Batılı değerler ve kapitalizmin ahtapot kolları, bu miladi yılbaşında da tüm ağırlığıyla etkisini gösterdi. Günler öncesinden alışveriş zehriyle bünyemize zerk edilen ve yılbaşı hediyesi renkli kılıfıyla insanlarımıza yedirilen zihniyet çöplüğü, tüm AVM’lerde ve köşe başındaki marketlerde bile önümüze bir bariyer gibi konuldu. Bu zihniyet kırılmasının nereden başladığını ve nerede son bulacağını elbette kestirmek çok zor. Çünkü Batı kültürünün albenili yaldızlarla pazarlandığı, birilerinin bu yaldızlı dünyada dönen menfaatlerden trilyonları devşirdiği günümüzde, kendi manevi donanımlarımızı hatırlatan değerler maalesef çok uzağımıza düşürüldü. Bu yılbaşında da rezillikler, kepazelikler, utanmazlıklar, arlanmazlıklar, serkeşlikler aldı başını gitti. Bu yılbaşında da sömürülen hayaller üzerinden pazarlanan Milli Piyango algısıyla, insanlar kolay para kazanabilmenin derdini ve heyecanını yaşadı. Bu yılbaşında da bizimle hiçbir ilgisi olmayan küfür anlayışının tüm heyecanı evlere hâkim oldu. Sağa sola gitmeyen insanlarımız bile bu renkli dünyadan kendilerine sızan zehirli eğlence anlayışını kana kana içmeyi hüner bildi.

İki cihan serveri Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz, “Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır” buyuruyor. Gönüllerinden tüm İslami kaygılar alınmış ve boş bir çuvala benzetilmiş insanlarımızın, yılbaşında Hıristiyanlara özenerek türlü kılıklara girme kaygısına bir manevi sızı duymamalarını nasıl anlayacağız

Yılbaşı olgusunun içine koydukları tüm rezilliklerle, kapitalizmin kirli niyetleriyle, emperyalizmin kirli hedefleriyle ve bundan sağladıkları bir yılbaşı alışveriş kültürünü pompalayarak toplumsal kimliğimizi yok ettiklerini ve bizi kendi arzuladıkları değersizleşmiş bir dünyaya dönüştürdüklerini nasıl algılayacağız Tüketim kültürünü kutsayan, kapitalist anlayışı içselleştiren bu durum, dayandığı ilkeler ne olursa olsun, bizi emperyalizmin kucağına iten bir sanal sistemin çarkları olarak dikkat çekiyor.

Başka bir dinin kendi ritüellerine bizim de çılgınlık derecesinde uyma gayretimizi nasıl izah edeceğiz

Yılın sadece bir gecesinde yapılan çılgınca eğlencelerde, barlarda, pavyonlarda, gece kulüplerinde fahiş harcamalarda ortaya çıkan ekonomik meblağın, orta ölçekli bir ülkenin bir yıllık gayri safi milli hasılası olduğunu söylemek hiç de zor değil.

Bizim kendi değerlerimiz nerede Kendimize ait ahlâk kaygılarımız nerede

Yılbaşı İslam dünyasının en değerli gecesi ve günü olarak karşımızda duruyor aslında…

Çünkü bugün, iki cihan serveri Hz. Muhammed (S.A.V.)’in Mekke’yi fethettiği gün.

Devlet olma ilkesinin kıblegahı da fethederek zirveye çıktığı gün.

Müminlerin zorla koparıldıkları topraklarına, Kabe-i Muazzama’ya kavuştukları gün.

Kâfirlerin, hiçbir zorlama ile karşılaşmadıkları, kılıçtan geçirilmedikleri ve İslam’ın nuruyla şerefyap olup hidayete ermeye başladıkları gün. Fetih; izzetle, şerefle insanlığı tanıştırmanın mücadelesidir. Sadece Allah’a kul olma mücahedesinin adıdır. Fetih cihatsız olmaz. Kur’an 500’den fazla kez cihattan bahseder. Fetih işgal değildir. Müslümanların fetihleri o coğrafyaya sahip olma mücadelesi değildir. Müslümanların ki fetih, diğerleri işgaldir. Fetihle işgal arasındaki fark da haramla helal arasındaki fark gibidir. Biz fetih anlayışına muhtacız. Bugün gönüller isyan altındadır.

Müslümanların yeniden büyük bir fethine tüm dünyanın ihtiyacı var ve bu mümkündür.